ESNAF YANINDA ÇALIŞANLAR İŞ KANUNUNA TABİ MİDİR?

Abone Ol

İş hukukunda temel kural, iş ilişkilerinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilmesidir. Ancak Kanun koyucu, bazı iş ilişkilerini kapsam dışında bırakarak bu alanlarda genel hükümlerin uygulanmasını öngörmüştür. Bu kapsamda özellikle esnaf işyerlerinde çalışanların hukuki statüsü, uygulamada sıkça uyuşmazlık konusu olmaktadır.

Bu çalışmada, esnaf işyerlerinde çalışanların hangi hallerde İş Kanunu kapsamında kalacağı, hangi durumlarda ise Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olacağı, yargı kararları ışığında incelenmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrasında, Kanunun 4. maddesinde sayılan istisnalar dışında kalan tüm işyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler hakkında, faaliyet konusuna bakılmaksızın İş Kanunu hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.

Bununla birlikte, aynı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde; Esnaf ve Sanatkârlar Kanunu’nun ilgili maddesinde tanımlanan esnaf işyerlerinde üç kişinin çalışması halinde, bu işyerlerinin İş Kanunu kapsamı dışında kalacağı açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu durumda söz konusu iş ilişkileri, İş Kanunu hükümlerine değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmesine ilişkin hükümlerine tabi olacaktır.

Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir

Bu tanımdan hareketle, bir işyerinin esnaf işyeri sayılabilmesi için yalnızca çalışan sayısı değil; işverenin ekonomik büyüklüğü, faaliyet şekli ve vergilendirme usulü birlikte değerlendirilmelidir.

Kanun maddesinde “üç işçi” değil, “üç kişi” ifadesi kullanılmıştır. Bu nedenle: İşverenin bizzat bedeni emeğiyle çalışması da toplam sayıya dahil edilir. İş yerinde çalışan toplam kişi sayısının üçü aşması halinde, işyeri İş Kanunu kapsamına girer.

Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2021/6082 E., 2021/10468 K. sayılı kararında da bu husus açıkça vurgulanmıştır; İşinde bedeni gücü ile çalışmakta olan esnaf dahil olmak üzere toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyeri 4857 sayılı Yasaya tabi olacaktır.

Yargı kararlarında, işyerinin İş Kanunu kapsamında olup olmadığının belirlenmesi için kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiği istikrarlı biçimde kabul edilmektedir. İşyerindeki çalışan sayısının, İşverenin esnaf niteliğinin, vergilendirme usulünün yeterince araştırılmadan karar verilmesi hukuka aykırı kabul edilmektedir

Somut uyuşmazlıkta; davalı işverene ait minibüste çalışan sayısının tespiti için herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla Mahkemece; uyuşmazlık konusu dönemde davalının ekonomik sermayesi ve kazancının esnaf niteliğini aşıp aşmadığı ve hangi usule göre vergilendirildiği tespit edilmeli, fesih tarihi itibarıyla davalı işveren nezdinde çalışan işçi sayısı SGK kayıtları getirtilerek belirlenmeli, işverenin işyerinde kendi bedeni gücü ile bizzat çalışıp çalışmadığı ve esnaf statüsünde olup olmadığı, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler doğrultusunda araştırılarak davalının esnaf olduğu belirlendiği takdirde uyuşmazlığın iş kanunları kapsamı dışında kaldığı dikkate alınarak uyuşmazlığa 6098 sayılı Kanun'un uygulanmalıdır. Eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. ( Yargıtay 9.Hukuk Dairesi 2023/7480E. 2023/11884K.)

İş yerinde üçten fazla kişinin çalıştığının ispat edilememesi durumunda uyuşmazlığın İş Kanunu kapsamında olmadığı kabul edilmektedir.

Somut olayda, uyuşmazlık konusu dönemde SGK'ya davacının çalışma kaydı bildirilmemiştir. Davalının ise Bağ - Kur sigortası olduğu, 5510 Sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında işyeri tescil dosya kaydının bulunmadığı ve faaliyetini anılan işyerinde bedeni çalıştırmasına dayandırdığı sabittir. Davacı, uyuşmazlık konusu dönemde, davalıya ait iyerinde 3'den fazla kişinin çalıştığını ispatlayamamıştır. Bu nedenle uyuşmazlığın 4857 Sayılı Kanun kapsamında kalmadığı yönündeki mahkeme kabulü de isabetlidir .( Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi 2024/1271E. 2025/372K.)

SGK kayıtlarının getirtilmemesi, tanık beyanlarının yetersizliği, vergi kayıtlarının incelenmemesi eksik inceleme olarak değerlendirilmektedir.

Somut olayda, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 13/09/2013 tarihli Sosyal Güvenlik Denetmen Raporu'nda davalı iş yerinin en fazla iki çalışanı olduğu tespiti üzerine, davalı iş yerinin esnaf işletmesi olduğununun Mahkemece sadece bu tespite dayanılarak kabul edildiği, ancak davalı iş yerinin esnaf işletmesi kapsamında olup olmadığı, davada Türk Borçlar Kanunu yahut İş Kanunu hükümlerinden hangisinin uygulanacağı konusunda mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşıldığından eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece, öncelikle fesih tarihi itibariyle davalı iş yerinde çalışan sayısı ile davalının da iş yerinde bedeni gücünü ortaya koyarak çalışmasının bulunup bulunmadığı konusunda tanık beyanları yeterli açıklıkta bulunmadığından, gerekirse tanıklar yeniden dinlenerek bu hususlar ayrıntılı olarak sorulmalı, iş yerinin vergilendirilme durumu tespit edilmeli, SGK'dan davalı iş yerinin dönem bordroları ve iş yeri sicil kayıtları celp edilmeli, yukarıda belirtilen 5362 sayılı Kanundaki esnaf kriterleri çerçevesinde davalı iş yerinin esnaf işletmesi kapsamında olup olmadığı, davada hangi kanun hükümlerinin uygulanacağı tespit edilmeli, toplanan tüm delillerle birlikte dava konusu talepler değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.( Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesi 2022/3224E. 2025/956K.)

Dosya içeriğine göre, tanıkların hizmet döküm cetvellerinin dosya içerisine alınmadığı, davalıya ait işyerinde fesih tarihinde davacının çalıştığı dönemde kaç kişi çalıştığının belirlenmediği, eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmakla, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; tanıkların ve işyerinde çalışan kişilerin SGK kayıtlarının celbi ile fesih tarihinde davacının çalıştığı dönemde kaç kişinin çalıştığının tespit edilmesi, ayrıca davalının hangi usulde vergilendirildiğinin tespiti için davalının esnaf kaydı ve vergi kayıtları da getirtilerek araştırılması ve sonucuna göre öncelikle davalının esnaf kabul edilip edilmeyeceği, uyuşmazlığın iş kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği açıklığa kavuşturulmalıdır. Belirtilen şekilde bir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. (Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi 2025/1160E. 2025/2166K.)

Özetlemek gerekirse iş yerindeki toplam çalışan sayısının (işveren dahil) tespiti, İşverenin esnaf niteliğinin belirlenmesi, vergilendirme usulünün incelenmesi, SGK ve diğer resmi kayıtların celbi suretiyle kapsamlı bir değerlendirme yapılarak işyerinin esnaf kapsamında olup olmadığı dolayısıyla davada Türk Borçlar Kanunu mu yoksa İş Kanunu hükümlerinin mi uygulanacağı konusunda mahkemece ayrıntılı inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmelidir.