Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 217. maddesine göre hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
Bu düzenleme, Türk ceza muhakemesi sisteminin duruşma merkezli bir yargılama modeli benimsediğini göstermektedir. Modern ceza muhakemesinde de esas olan, delillerin mahkeme önünde tartışılması ve hâkimin bu delillerle doğrudan temas kurmasıdır. Duruşma, yargılamanın kalbidir; kanaatin oluştuğu yer olması gerekir.
Ancak uygulamada bu ideal tablo her zaman gerçekleşmemektedir. Ceza yargılamasında bazı durumlarda hâkimlerin dava hakkında duruşmadan önce bir kanaat oluşturduğu gözlemlenmektedir. Bu kanaat çoğu zaman soruşturma dosyasındaki bilgiler, iddianame veya yargılama öncesinde edinilen izlenimler üzerinden şekillenmektedir.
CMK’nın 174. maddesine göre mahkeme, iddianamenin ve soruşturma evrakının kendisine verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeleri inceleyerek iddianamenin kabulüne veya iadesine karar verir. Bu inceleme sırasında hâkim, henüz savunma ortaya konulmadan önce soruşturma dosyasının tamamıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Bu durum, teoride duruşma merkezli olması gereken yargılama pratiğini fiilen dosya merkezli bir modele yaklaştırmaktadır.
Prematüre Kanaatin Psikolojisi
Karar verme psikolojisinde ilk sunulan bilginin karar süreci üzerinde güçlü bir etkisi olduğu bilinmektedir. Bu olgu bilişsel psikolojide çapa etkisi (anchoring effect) olarak adlandırılır. İlk bilgi, sonraki değerlendirmeler için bir referans noktası oluşturur.
Ceza davalarında bu ilk anlatı çoğu zaman iddianamedir. İddianame yalnızca hukuki bir belge değil, aynı zamanda olayın belirli bir anlatı çerçevesinde sunulmasıdır. Bu anlatı, hâkimin zihninde davaya ilişkin bir başlangıç çerçevesi oluşturabilir.
Bu durumda duruşma, kanaatin oluştuğu bir alan olmaktan ziyade, bazen dosyada oluşmuş kanaatin doğrulandığı bir süreç hâline gelebilmektedir.
Bilişsel psikolojide bilinen bir diğer mekanizma ise onaylama eğilimi (confirmation bias) dir. İnsanlar çoğu zaman daha önce oluşturdukları kanaati doğrulayan bilgilere daha fazla önem verirken, bu kanaatle çelişen bilgileri daha az dikkate alma eğilimindedirler.
Bu mekanizma ceza yargılamasında prematüre kanaatin güçlenmesine ve katılaşmasına yol açabilir. Hâkim zihninde belirli bir kanaat oluştuğunda sonraki deliller bu kanaat çerçevesinde yorumlanabilir. Çelişkili bilgiler ise bazen yeterince dikkat çekmeyebilir veya zihinsel olarak arka plana itilebilir.
Prematüre Kanaatin Duruşma Üzerindeki Etkileri
Prematüre kanaat oluştuğunda duruşma pratiğinde bazı tipik davranış biçimleri ortaya çıkabilmektedir:
- Savunmaya sınırlı süre verilmesi
- Savunmanın sık sık kesilmesi
- Savunma sırasında hâkimin ilgisinin azalması
- Selillerin tartışılmasının formaliteye dönüşmesi
Bu durum, savunma açısından ciddi bir sorun yaratır. Çünkü savunmanın temel işlevi, mahkemenin kanaatini etkilemek ve şüpheyi görünür kılmaktır. Kanaat henüz savunma ortaya konulmadan önce oluştuğunda savunmanın etkisi önemli ölçüde zayıflayabilir.
Bu nedenle prematüre kanaat, çelişmeli yargılama ilkesinin ve silahların eşitliği ilkesinin önündeki en önemli engellerden biridir.
Savunmanın Tahammül Edilmezliği
Prematüre kanaatin bir diğer sonucu ise savunmaya karşı tahammülsüzlüktür. Kanaat oluştuktan sonra savunmayı dinlemek bazen yargılayan açısından gereksiz bir tekrar veya zaman kaybı olarak algılanabilir.
Uygulamada zaman zaman hâkimlerin esas hakkında savunmadan önce karar taslağını hazırladığı, savunmayı dinler gibi görünmekle birlikte fiilen savunmanın içeriğine sınırlı dikkat gösterdiği gözlemlenebilmektedir.
Bu durum, savunma hakkının yalnızca biçimsel olarak tanındığı, ancak fiilen etkisizleştirildiği bir yargılama pratiği yaratabilir.
Prematüre Kanaatin Duruşmadaki 10 Belirtisi
Prematüre kanaat çoğu zaman açıkça ifade edilmez. Ancak duruşma pratiğinde bazı davranış kalıpları hâkimin zihninde davaya ilişkin bir kanaatin erken oluştuğunu gösterebilir. Savunma avukatının bu işaretleri erken fark etmesi, savunma stratejisinin belirlenmesi açısından büyük önem taşır.
1. Savunmanın Sürekli Kesilmesi
Savunma yapılırken hâkimin sık sık müdahale etmesi, savunmanın yönünü değiştirmesi veya konuşmayı kesmesi prematüre kanaatin en yaygın göstergelerinden biridir.
2. Delil Tartışmasına İlginin Azalması
Hâkim, savunmanın sunduğu yeni delillere veya çelişkilere yeterli ilgi göstermeyebilir.
3. Dosyaya Aşırı Atıf
Duruşmada sık sık “dosyada zaten var”, “dosya açık” gibi ifadelerin kullanılması dosya merkezli bir zihinsel çerçeveye işaret edebilir.
4. Savcı Anlatısının Sorgulanmaması
Savcılık anlatısı çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilmekte, savunma ise daha yoğun sorgulanmaktadır.
5. Savunmaya Zaman Baskısı
Savunmanın hızlandırılması veya süresinin sınırlanması savunmanın etkisini azaltabilir.
6. Tanıkların Yüzeysel Dinlenmesi
Savunma tanıkları çoğu zaman daha kısa ve yüzeysel biçimde dinlenebilir.
7. Delil Taleplerinin Hızla Reddedilmesi
Savunmanın yeni delil taleplerinin gerekçesiz veya yüzeysel gerekçelerle reddedilmesi.
8. Duruşmanın Formaliteye Dönüşmesi
Duruşmanın gerçek bir tartışma ortamı olmaktan çıkıp prosedürel bir formaliteye dönüşmesi.
9. Hâkimin Beden Dilindeki Kapalılık
Savunma sırasında hâkimin dosyayla ilgilenmesi, bilgisayara yönelmesi veya savunmacıyla göz teması kurmaması.
10. Kararın Önceden Yazılmış Olduğu İzlenimi
Savunmadan önce kararın zihinsel olarak hazırlandığını düşündüren davranışlar.
Bu işaretlerin bir arada görülmesi, davada prematüre kanaatin oluşmuş olabileceğine dair güçlü bir göstergedir.
Sonuç
Ceza muhakemesinde prematüre kanaat, yalnızca bireysel bir psikolojik eğilim değil, aynı zamanda yargılama sisteminin yapısal özelliklerinden kaynaklanan bir sorundur. Dosya merkezli yargılama pratiği, iddianamenin güçlü anlatı etkisi ve bilişsel önyargılar birleştiğinde hâkimin kanaati duruşma öncesinde şekillenebilmektedir.
Oysa adil bir ceza yargılamasında kanaatin oluştuğu yer dosya değil, duruşma olmalıdır.
Bu nedenle çelişmeli yargılama ilkesinin gerçek anlamda işlemesi için:
- Duruşmanın merkezî rolünün güçlendirilmesi,
- Savunmanın etkin biçimde dinlenmesi,
- Hâkimin erken kanaat oluşturmasını sınırlayan usul güvencelerinin geliştirilmesi
büyük önem taşımaktadır.
Aksi takdirde prematüre kanaat, ceza yargılamasında savunmanın karşılaştığı en büyük görünmez engel olmaya devam edecektir.