GİRİŞ
Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2024/2036 esas 2024/4897 karar 16.04.2024 tarih sayılı kararında (Uyap erişim tarihi: 12.03.2026) “basit yargılama usulü; genel hükümlere göre yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen iddianamenin asliye ceza mahkemesi tarafından kabul edilmesinden sonra, CMK’nın 175. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlenmesinden önce ve sanığın üzerine atılı suçun kanunda öngörülen yaptırımının adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektirmesi durumunda mahkemenin takdirine bağlı olarak uygulanan, uygulanması halinde mahkemece iddianamenin sanık, mağdur ve şikayetçiye tebliğ edilerek beyan ve savunmalarının on beş gün içinde yazılı olarak bildirmelerinin istendiği, aynı zamanda mahkemenin bu süre içerisinde toplanması gereken belgeleri, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep ettiği, neticesinde mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, TCK’nın 61. maddesi dikkate alınmak suretiyle, CMK’nın 223. maddesinde belirtilen kararlardan birine hükmedilen ve sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi halinde sonuç cezadan dörtte bir oranında indirim yapılan alternatif bir çözüm yöntemidir.” şeklinde basit yargılama usulünün kapsamlı bir tanımı yapılmıştır.
Basit yargılama usulünün 01/01/2020 tarihinde yürürlüğe girip Anayasa Mahkemesi’nin 2020/79 esas 2023/113 karar 22.06.2023 tarih sayılı kararıyla ((Anayasa Mahkemesi, https://www.hukukihaber.net/aymden-basit-yargilama-usulunde-itiraza-iliskin-iptal-karari (12.03.2026)) CMK’nın 252/2 maddesinin iptal edilip 7499 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle yeniden düzenlenerek 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe girmesiyle basit yargılama usulü uygulanan veya uygulanmaya çalışılan davalara hangi asliye ceza mahkemesinin bakacağı hususunda karışıklıklar ve farklı ihtimaller ortaya çıkmıştır. Bu geçiş döneminde farklı değerlendirmelere göre farklı uygulamalar meydana gelmiş, ancak bunlardan yanlış olanlar bilerek ve isteyerek değil tamamen geçiş döneminde kanunun uygulamasının tam olarak oturmayıp kanunun farklı yönlerden ele alınması sonucu olmuştur. Bu bağlamda makalede savunacağımız görüşlere karşı da itirazlar ileri sürülebilecektir. Ancak basit yargılama usulü dosyası tevzi edilip başka mahkemeye gittiğinde eğer dosya gerçekten tevziye tabi değilse tevzi edilen mahkemede verilecek kararın itiraza mı istinafa mı tabi olacağı dolayısıyla kanun yolunun yanlış gösterilerek yapılacak kesinleştirmede kesinleşmemiş kararın infazı ve doğal hakim ilkesine aykırılık gibi sorunlar ortaya çıkacaktır. Konunun en önemli tarafı burasıdır. Bu nedenle basit yargılama usulünde davanın doğru mahkemede görülüp kesinleştirmenin doğru yapılması gerekmektedir. CMK’nın 252/6-7 maddeleri konumuz dışındadır.
1. İHTİMALLER
a) Basit yargılama usulü yürürlüğe girmeden önce genel yargılama usulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip byu yürürlüğe girdiğinde hagb’nin byu’ya göre açıklanıp açıklanan byu hagb kararına itirazda bulunulmasıyla başka mahkemeye tevzi kararı verilmesi ya da byu yürürlüğe girmeden genel yargılama usulüne göre verilen hagb dışındaki mahkumiyet kararının kanun yararına bozma vs gibi sebeplerle ortadan kaldırılıp byu yürürlüğe girdiğinde byu’ya göre karar verilip verilen byu kararına yapılan itirazla dosyanın başka mahkemeye tevzi edilmesi.
b) Genel yargılama usulüyle yargılamaya devam edilirken basit yargılama usulünün yürürlüğe girmesi nedeniyle byu ile karar verilip verilen karara itirazda bulunulması üzerine CMK’nın 252/2 maddesinin yürürlüğe girmesiyle başka mahkemeye tevzi kararı verilmesi.
c) Basit yargılama usulü yürürlüğe girip karar tamamen byu’ya göre verilip itiraz üzerine CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten önce aynı mahkemede yargılamanın genel yargılama usulüne göre yapılıp verilen kararın kesinleşmiş olması.
d) Basit yargılama usulü yürürlüğe girip hagb kararı tamamen byu’ya göre verilip hagb denetim süresi içerisinde yeni suç işlenmesi nedeniyle hagb kararının açıklanmasının CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten önce duruşma açılmaksızın byu’ya göre yapılıp açıklanan kararın itiraz olmadan kesinleşmesi.
e) Basit yargılama usulü yürürlüğe girip hagb kararı tamamen byu’ya göre verilip itiraz edilmeden kesinleşen hagb kararının açıklanmasının CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten önce duruşma açılarak genel yargılama usulüne göre yapılıp açıklanan hagb kararına itiraz nedeniyle tevziyle dosyanın başka mahkemeye gönderilmesi.
f) Basit yargılama usulü yürürlüğe girip karar tamamen byu’ya göre verilip itiraz üzerine CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten önce genel yargılamaya göre yargılamaya aynı mahkemede devam edilmekteyken CMK’nın 252/2 maddesindeki değişikliğin yürürlüğe girmesi nedeniyle tevziyle dosyanın başka mahkemeye gönderilmesi.
g) Basit yargılama usulü yürürlüğe girip hagb kararının tamamen byu’ya göre verilip itiraz edilmeden kararın kesinleşmesinden sonra hagb denetim süresi içerisinde yeniden suç işlenmesi nedeniyle CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten sonra hagb kararının duruşma açılmaksızın byu ile açıklanıp açıklanan byu hagb kararına itiraz olmasıyla dosyanın tevziden başka mahkemeye gönderilmesi.
h) Basit yargılama usulü yürürlüğe girip hagb kararının tamamen byu’ya göre verilip hagb denetim süresi içerisinde yeni suç işlenmesi nedeniyle CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten sonra hagb kararının byu ile açıklanmayıp duruşma açılarak genel yargılama usulüne göre açıklanıp açıklanan hagb kararına itiraz nedeniyle tevziden dosyanın başka mahkemeye gönderilmesi.
ı) Tam olarak basit yargılama usulüne uygun karar verildikten sonra süresinde olan itirazın CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten sonra yapılmasıyla dosyanın tevziden başka mahkemeye gönderilmesi.
2. İHTİMALLERİN DEĞERLENDİRİLMESİNDE KRİTERLER
İhtimallerin değerlendirilmesinden önce bazı tespitler yapmak gerekir.
2.1. CMK’nın 252/2 maddesi değişiklikten önce “İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. “ şeklindeyken yapılan değişiklikle “İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi bulunması halinde tevzi kriterlerine göre belirlenen asliye ceza mahkemesine gönderilir ve bu mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur.” şeklini almıştır.
2.2. CMK’nın 251/6 maddesindeki “Mahkemece gerekli görülmesi halinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.” hükmü ile basit yargılama usulünde mahkemenin takdirinin önemi vurgulanmıştır.
2.3. Basit yargılama usulü yargılama hukuku müessesesidir, bunda şüphe yoktur. Ancak basit yargılama usulü yürürlüğe girmeden önce kesinleşen kararlar hariç basit yargılama usulüne ait CMK’nın 251/3 maddesindeki indirim hükmü aynı zamanda maddi ceza hukukunu ilgilendirmektedir. Basit yargılama usulünün 01.01.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış dosyalarda uygulanmasına dair Anayasa Mahkemesi’nin 2020/16 esas 2020/33 karar 25.06.2020 tarih sayılı ((Anayasa Mahkemesi, https://www.hukukihaber.net/aymnin-202016-esas-202033-karar-sayili-karari) ve 2020/81 esas 2021/4 karar 14.01.2021 tarih sayılı ((Anayasa Mahkemesi, https://www.hukukihaber.net/aymnin-202081-esas-20214-karar-sayili-karari) kararlarında CMK’nın 251/3 maddesindeki indirim hükmünün, suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle lehe kanunun geçmişe yürütülmesi ilkesi kapsamında olduğu belirtilmekle, bu indirim hükmünün açıkça maddi ceza hukuku kapsamında uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu da sırf CMK 251/3 teki indirim hükmünün uygulanmasının yargılamanın basit yargılama usulüyle yapıldığı anlamına gelmediğini, genel yargılama usulünde de maddi ceza hukukundaki lehe kanun ilkesinin uygulanması gereğince CMK 251/3 teki indirimin uygulandığını gösterecektir.
2.4. CMK’nın 252/2 maddesinin ilk halinin iptaline karar veren Anayasa Mahkemesi’nin 2020/79 esas 2023/113 karar 22.06.2023 tarih sayılı kararında, basit yargılama usulüyle esasa ilişkin verilen karara itirazda genel yargılamanın aynı mahkemede yapılması hususunda; davanın esası hakkında karar veren ve kanaatini açıklayan mahkemenin itiraz üzerine yargılamaya devam etmesinin bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkına ve dolayısıyla adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturacağı belirtilmiştir.
2.5. İhtimaller hususunda Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2022/1604 esas 2022/12842 karar 22/09/2022 tarih sayılı kararı çözüm getirici niteliktedir.
3. İHTİMALLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
1.a) daki İhtimal:
Buradaki ihtimallerde byu yürürlüğe girmeden önce dosya için genel yargılama usulü uygulanmış olduğundan daha sonra CMK’nın 251/3 maddesindeki indirim hükmünün kararda uygulanması kararın byu’ya göre verildiğini sonuçlamaz.
Anayasa Mahkemesi’nin 2020/16 esas 2020/33 karar 25.06.2020 tarih sayılı ve 2020/81 esas 2021/4 karar 14.01.2021 tarih sayılı kararlarında CMK’nın 251/3 maddesindeki indirim hükmünün, suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle lehe kanunun geçmişe yürütülmesi ilkesi kapsamında olduğu, bu indirim hükmünün maddi ceza hukuku kapsamında uygulanabileceği belirtildiğinden karardaki indirim hükmü lehe kanunun uygulanması anlamında olacak ve verilen karar istinaf kanun yoluna tabi olacaktır. Genel yargılama usulü uygulanmaMIŞ GİBİ değerlendirme yapılamayacaktır. Uygulanan genel yargılama usulü yok sayılamayacaktır.
Byu yürürlüğe girmeden aynı mahiyetteki iki davadan biri mahkumiyet kararıyla kesinleşip diğeri için hagb verilmesi nedeniyle hagb ihlalinde byu yürürlüğe girdi diye byu’ya göre karar verilip bu karar itiraza tabi hale geldi denirse sanığın elinden istinaf hakkı geri alınmış olur. Davaların başında istinaf hakkına sahip olan bu iki sanıktan birinin istinaf hakkının geri alınması eşitlik ilkesine de aykırı olacaktır.
Dolayısıyla davada genel yargılama usulü uygulayan mahkeme byu yürürlüğe girdi, byu’ya göre karar verdim, itiraz nedeniyle dosyayı tevziye gönderiyorum diyemeyecektir. Bu şekilde kendisine yanlış olarak tevziden dosya gönderilen mahkemenin doğal hakim ilkesini ihlal ettiği söylenebilecektir.
Genel yargılama usulü ile yargılama yapıp daha sonra byu indirim hükmünü uygulayan mahkeme kararını istinaf yolu açık olarak vermelidir. Çünkü indirim hükmü sadece lehe kanunun uygulanması ilkesi gereğince kararda yer almakta olup dosyada bir kez genel yargılama uygulanınca byu uygulandığından söz etmek mümkün değildir. Bu tespit Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2022/1604 esas 2022/12842 karar 22/09/2022 tarih sayılı kararında da açık bir şekilde yer almıştır. Böyle bir kararın itiraza tabi olarak verilip bu şekilde kesinleştirilip infaza verilmesi doğru değildir.
Burada şu hususa da dikkat etmek gerekecektir. CMK’nın 251/1-1. cümlesi gereğince basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmaması mahkemenin takdirindedir. Dava ilk açıldığında byu yürürlükte değilken genel yargılama yapıldığı sırada byu yürürlüğe girmiştir. Bu durumda mahkeme bir değerlendirmeyle dava byu yürürlüğe girdikten sonra açılmış olsaydı dosyada byu uygulayacak olduğuna ya da dosya kapsamına göre byu’yu zaten uygulamayacağına dair bir karar vermelidir. Yani indirim hükmü sırf lehe kanun ilkesi gereğince doğrudan uygulanmayıp indirim hükmünün byu’nun bir parçası olması gereğince bir değerlendirme sonucu uygulanması ya da uygulanmaması söz konusu olacaktır. Bu sonuca Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2022/1604 esas 2022/12842 karar 22/09/2022 tarih sayılı kararında da ulaşılmaktadır. Bu kararda basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmaması konusunda hakimin yasal ve yeterli gerekçelerle karar vermesi gerektiği belirtilmektedir.
1.b) deki İhtimal:
Bu ihtimal için de 1.a) daki tespitler geçerlidir. Genel yargılama sırasında byu yürürlüğe girdiğinde verilen kararda CMK’nın 251/3 maddesindeki indirim hükmü sadece lehe kanun uygulanması ilkesi gereğince uygulanmış olmakla byu’ya göre karar verilmiş sayılmayacak, itiraz halinde dosya başka mahkemeye tevzi edilemeyecek, zaten kararın istinaf yolu açık olarak verilmesi gerekecektir.
1.c) deki İhtimal:
CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten önce byu’ya göre verilen kararlara itiraz üzerine aynı mahkemede genel yargılama usulüyle yargılama yapılmakta olduğundan genel yargılama usulüyle istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten önce kesinleştiğinden son karar genel yargılama usulüyle verilmiş olmaktadır. Zira CMK’nın 252/2 maddesini iptal eden Anayasa Mahkemesi kararı geçmişe yürümez.
1.d) deki İhtimal:
Burada hagb’nin açıklanmasına dair verilen byu kararı itiraza tabi olarak verilmelidir, bu şekilde verilip itiraz edilmeden kesinleşen karar byu’ya uygundur ve infaz edilecektir.
1.e) deki İhtimal:
Bu ihtimal ve 1.h) deki ihtimal çözümü en zor olan ihtimallerdir.
Burada CMK’nın 251/6 maddesi belirleyici ve çözüm getirici olmaktadır.
Mahkeme hagb kararı aşamasında byu uygulamış, ancak hagb’nin açıklanmasını genel yargılama usulüyle yapmıştır. CMK’nın 251/6. maddesinde “Mahkemece gerekli görülmesi halinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.” denilmektedir. Hagb kararı CMK’nın 223. maddesindeki hükümlerden biri değildir ve mahkeme maddeye göre hüküm niteliğinde bir karar vermeden önce her aşamada genel yargılama usulüne geçebilir. Buna göre hagb kararının açıklanması için duruşma açan mahkeme CMK’nın 251/6 maddesine göre genel yargılama usulüne geçilmesine karar vermiş demektir. Bu nedenle genel yargılama usulüyle hagb kararının açıklanmasına dair karar istinaf yolu açık olmak üzere verilmelidir ve bu karara itiraz üzerine dosya tevziden başka mahkemeye gönderilmemelidir. Genel yargılama usulüyle hagb kararının açıklanması kararında kanun yolunun itiraz olarak belirtilip kararın kesinleşmesi hatalı olacağı gibi itiraz üzerine dosyanın tevziden başka mahkemeye gönderilmesi doğal hakim ilkesine aykırı olacaktır.
Aslında bu ihtimalde mahkeme, hagb kararını nasıl olsa byu’ya göre verdim, duruşma açarak hagb kararını açıklamak da byu’ya tabidir düşüncesiyle hareket etmekteyse de bu düşünce aldatıcı olmaktadır. Zira CMK 251/6 maddede mahkemenin kendi ihtiyarıyla genel yargılamayı seçmesinden bahsedilmekte olmasına ve mahkemeyi genel yargılama usulünü uygulamaya zorlayacak bir kanun hükmünün bulunmamasına göre artık genel yargılamaya geçilmiş olmaktadır. CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten önce byu’ya göre verilen karara itiraz üzerine zorunlu olarak genel yargılama usulüne geçiliyordu. Oysa burada zorunlu olarak değil mahkemenin ihtiyarıyla genel yargılama usulüne geçmek söz konusudur.
Bu tespitlerimiz Anayasa Mahkemesi’nin 2020/79 esas 2023/113 karar 22.06.2023 tarih sayılı kararına aykırı değildir. Anayasa Mahkemesi kararı dosyada tam olarak basit yargılama usulünün uygulanmasına ilişkindir. CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten önce byu’ya göre verilen karara itiraz üzerine zorunlu olarak genel yargılama usulüne geçilip devam eden yargılamada bir karar verilmeden ve verilmiş ise bu karar kesinleşmeden CMK’nın değişik 252/2 maddesinin yürürlüğe girmesindeki yargılama da basit yargılama usulü yargılamasıdır. Zira burada mahkeme genel yargılamaya kendi takdiriyle değil kanun hükmü gereği zorunlu olarak geçmiş ve daha sonra karar verilip kesinleşmeden önce CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklik yapılmıştır. Basit yargılama usulünün tam olarak uygulandığı durumlarda mevcut itiraz gereğince dosya tevziyle başka mahkemeye gönderilecektir. Bizim bahsettiğimiz ihtimalde ise byu’ya göre verilen hagb kararına bir itiraz olmayıp hagb kararının kesinleşmesinden sonra hagb denetim süresinde yeniden suç işlenmesi nedeniyle hagb kararının açıklanmasının, mahkemenin kendi takdiri ve ihtiyarıyla CMK’nın 251/6 maddesi gereğince duruşma açılarak genel hükümlere göre yapılmasıdır.
1.f) deki İhtimal:
Az önce belirttiğimiz gibi bu ihtimalde mahkemenin genel yargılamaya geçmesi kendi ihtiyarıyla değil kanun gereğince zorunlu olduğundan burada byu’nun tam olarak uygulanması söz konusu olup CMK’nın 252/2 maddesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte önceki itiraz gereğince dosya tevziden başka mahkemeye gönderilecektir.
1.g) deki İhtimal:
Byu ile verilen hagb kararının CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten sonra byu ile açıklanıp açıklanan hagb kararına itiraz edilmesinde dosya tevziyle başka mahkemeye gönderilecektir.
1.h) deki İhtimal:
Bu ihtimaldeki açıklamalar 1.e) deki açıklamalarla aynıdır.
1.ı) daki İhtimal:
Bu ihtimalde dosya CMK’nın değişik 252/2 maddesi gereğince zaten tevziden başka mahkemeye gönderilecektir.
4. BASİT YARGILAMA USULÜNÜN UYGULANAMAYACAĞI SUÇTA UYGULANMASI
CMK’nın 251/1 maddesine göre, üst sınırı 2 yıl hapis cezasını geçen suçlarda basit yargılama usulü uygulanamaz. Buna rağmen uygulanmışsa delillerin doğrudan doğruyalığı, sözlülük, kamuya açıklık (aleniyet) gibi ceza yargılaması hukukunun temel ilkeleri ihlal edilmiş, sanığın savunma hakkı kısıtlanmış dolayısıyla adil yargılanma hakkı elinden alınmış olacaktır. Bunların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle verilen karar yok hükmünde olacaktır. Bu kararın kesinleşip infaz edilmesi ya da bu byu kararına itiraz nedeniyle tevziden dosyanın başka mahkemeye gönderilmesi doğru olmadığı gibi tevziden kendisine dosya gönderilen mahkemenin yargılama yapması da doğal hakim ilkesine aykırılık nedeniyle doğru değildir.
Hakaret suçunun aleni olarak işlenip TCK’nın 125/1, 3-a, 4 maddelerinin uygulanmasının söz konusu olduğu dava için Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/31278 esas 2021/4158 karar 10.02.2021 tarih sayılı kararında cezanın üst sınırı 2 yılı geçtiği için basit yargılama usulünün uygulanamayacağı belirtilmiştir.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmaması konusunda asliye ceza mahkemeleri arasında çıkan tevzi-görev uyuşmazlıklarında hangi mahkemede davanın görülmesi gerektiği hususunda ağır ceza mahkemesince bir karar verilmelidir. Doğal hakim ilkesi göz önüne alındığında bu husus kamu düzenini ilgilendirir düzeydedir. Bu sebeple ağır ceza mahkemesi kararı yanlış ise kanun yararına bozma yoluyla ağır ceza mahkemesi kararının kaldırılması ve yargılamanın doğru mahkemede yapılmasıyla doğru kanun yolunun kararda gösterilmesi sağlanmalıdır.
Makaledeki ihtimaller göz ardı edilerek dosyada bir şekilde doğru veya yanlış, verilmiş byu kararı varsa itiraz halinde her halde dosya tevziden başka mahkemeye gönderilmelidiri savunmak ne derece doğru olabilir? Genel yargılama usulü uygulandığı halde sırf byu indiriminin uygulanması kararın byu ile verildiği sonucunu doğurur mu? Makaledeki açıklamalara göre bu sorulara olumsuz cevap verilecektir.
Geçiş döneminde basit yargılama usulünün uygulanması gerçekten dikenli yolda yürümek gibi olmaktadır. Geçiş döneminden sonra yani CMK’nın 252/2 maddesinin değişik şekli döneminde ise mahkemenin kendi takdiriyle genel yargılama usulünü uygulayıp uygulamadığı önemli olmaktadır. Bu bağlamda daha önce itiraz edilmeden kesinleşen byu’ya göre verilen hagb kararının açıklanmasının da duruşma açılarak değil duruşma açılmadan byu’ya göre yapılması gerekir. Zira basit yargılama usulünde duruşma yoktur. Aksi taktirde yani duruşma açılması durumunda bu zorunlu değil mahkemenin kendi ihtiyarıyla olmuş olacağından CMK’nın 251/6 maddesi gereğince genel yargılama usulüne geçilmiş olacaktır.
Makaledeki ihtimaller dışında bir ihtimalin ortaya çıkması durumunda şu 4 kıstasa göre çözüme gidilmelidir. Byu yürürlüğe girmeden önce dosyada genel yargılama usulü uygulanmış mıdır? Byu yürürlüğe girdiğinde açılan davada CMK’nın 252/2 maddesindeki değişiklikten önce verilen byu kararına itiraz üzerine dosyada zorunlu olarak mı duruşma açılmış, zorunlu olarak açılan duruşmada verilen karar CMK’nın değişik 252/2 maddesi yürürlüğe girmeden önce kesinleşmiş mi yada zorunlu duruşmada hiç karar verilmemiş veya karar verilmişse bile CMK’nın değişik 252/2 maddesi yürürlüğe girdiğinde kesinleşmemiş midir? Byu’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılan davada esas hakkında hüküm verilmeden önce herhangi bir aşamada mahkeme, genel yargılama usulünü zorunlu olarak değil de kendi takdiriyle mi uygulamıştır? Dosyada her şeyiyle saf tam bir byu mu uygulanmıştır? Bu ihtimaller makalede açıklandığından yeni ortaya çıkacak ihtimal bu hususlara göre çözümlenmelidir.
Cumhur ŞENGÜL
Hakim