Baro Başkanları ve Yüzlerce Avukat Katıldı
Çok sayıda baro başkanı ve yüzlerce avukatın katıldığı eylemde, hukuka ve savunma mesleğine yönelen saldırılara karşı sert mesajlar verildi. Protestoya Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan ile İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu da katıldı.
“Artık Sabrımız Kalmadı”
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, yaptığı açıklamada artık tahammül sınırlarının aşıldığını vurgulayarak, “Bir meslektaşımızı daha toprağa gömmek istemiyoruz. Artık sabrımız kalmadı” dedi.
“Savunmaya Sıkılan Kurşun Adalete Yöneliktir”
İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu ise konuşmasında saldırının yalnızca bir cinayet olmadığını belirterek, olayın çok daha derin bir anlam taşıdığını ifade etti. Kaboğlu, “Savunmaya yönelik kurşun yargıya yönelmiştir. Yargıya doğrultulan kurşun adaletedir. Adalete yöneltilen kurşun ise cumhuriyettedir” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
“Bu Sıradan Bir Olay Değil”
Kocaefe’nin İstanbul Barosu üyesi olduğunu hatırlatan Kaboğlu, yaşananların sıradan bir saldırı olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Avukatlık mesleğinin yalnızca bireylerin haklarını savunmakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda kamu hizmeti olduğunu vurgulayan Kaboğlu, savunmaya yönelen her saldırının toplumun tamamını hedef aldığını ifade etti.
Baroların bu tür olayların bir daha yaşanmaması için kararlı bir mücadele yürüteceğini belirten Kaboğlu, “Eğer avukat görevini özgürce yerine getiremiyorsa hiçbir yurttaşın hakkı güvence altında değildir” dedi.
Yetkililere Çağrı: Şiddet Diline Son Verin
Eylemde, şiddetin her türüne karşı durulması gerektiği vurgulanırken, başta siyasiler olmak üzere tüm yetkililere şiddet dilinden uzak durma çağrısı yapıldı. Meslektaşlarının kaybı karşısında derin bir acı ve öfke yaşayan avukatlar, “Bu katliam son olsun” diyerek adaletin sağlanması ve faillerin en ağır şekilde cezalandırılması talebinde bulundu.
TBB Başkanı Sağkan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Acımız çok büyük. Bugün burada sadece bu acıyı paylaşmak amacıyla bulunmuyoruz. 26 yaşında gencecik bir meslektaşımız Hatice… Gece gündüz demeden çalışmış, çok iyi bir hukuk eğitimi almış ve avukat olarak yurttaşlarımızın hak arama hürriyetlerini savunmak üzere göreve başlamış. Haince, alçakça, pusu kurdular Hatice’ye.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığımız etkin bir soruşturma yürütüyor. Faillerin gözaltına alındığını biliyoruz. Tüm Barolarımız ve tüm meslektaşlarımızla bu yargılamanın hem soruşturma hem kovuşturma süreçlerini etkin bir şekilde takip edeceğiz. En ağır cezanın alınmasını da sağlayacağız. Ancak bunun yeterli olmadığını biliyoruz. Çünkü bu konu maalesef ki münferit bir olay değil. Bir rastlantı değil. Hatice, tesadüfen oradan geçmiyordu. Önüne pusu kurdular. Bir hukuki uyuşmazlığın tarafı olan borçlusu sırf bir hukuki işlem gerçekleştirdiği için 26 yaşında, savunmasız bir avukatı kurşun yağmuruna tuttular.
Yıllardır uyarıyoruz; bu cinayetlerin arkasında adalete olan güvenin zayıflatılmasının, avukatı müvekkiliyle özdeşleştiren tutumun ve avukatlık mesleğini itibarsızlaştıran söylemlerin olduğunu biliyoruz. O nedenle rastlantı diyemeyiz buna. Bu mesleğe karşı yıllardır sistematik olarak sürdürülen saldırıların somut bir sonucudur bu.
Tüm toplumumuza şunu hatırlatmak istiyorum: Avukatlar sizlerin özel yaşantınızda, ticari yaşantınızda aldığınız kararların sorumlusu değildir.
Buradan kamu otoritesine de seslenmek istiyorum. Yıllardır savunma makamına dönük sistematik saldırıların artık ne noktaya geldiğinin lütfen farkına varın. Baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin yıllardır avukata ve yargı görevlilerine dönük saldırıların engellenmesi için sunduğu kanun tekliflerini lütfen artık hayata geçirin. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 2022 yılının 5 Nisan’ında avukata dönük şiddet olaylarının araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talebinde bulunduk. Reddettiler. Buradan tekrar sesleniyoruz: Artık lütfen kimse kafasını kuma gömmesin. Kimse, bunlar önlenemez münferit olaylar demesin. Daha Ocak ayında bir kamu avukatı olan Zekeriya Polat, Yalova’da, kamu binasının içine elini kolunu sallayarak giren bir cani tarafından katledildi. Artık bunu engelleyelim. Artık bizim sabrımız kalmadı. Bir meslektaşımızı daha toprağa gömmek istemiyoruz.
Bu çağrımızı sakın bir mağduriyet olarak görmeyin. 210 bin avukat, 81 Baro ve Türkiye Barolar Birliği avukata yönelik şiddet vakalarının önlenmesi konusunda tam bir birlik içinde mücadele etme azim ve kararlılığındadır. Meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Bugün burada yüksek sesle ifade ediyoruz. Yargı görevlilerine dönük şiddet vakaları münferit olaylar değildir ve bunu engellemek mümkündür. Türkiye Barolar Birliği, 81 baromuz ve 210 bin avukat olarak söz veriyoruz: Bu topraklardan bu acıları silene kadar mücadele edeceğiz.”
Basın açıklamasında, TBB ve Barolar tarafından, "Daha önce reddedilen şiddet araştırması önergelerini raflardan indirin”, “Avukata yönelik saldırılar, CMK kapsamında doğrudan tutuklama nedeni sayılmalı ve yasal düzenlemeler acilen hayata geçirilmelidir" mesajları verildi.
Açıklamanın ardından, Bursa Adliyesi önünden Kent Meydanı’na, "Savunmayı Savunuyoruz" pankartıyla bir yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüş boyunca “Savunma susmadı, susmayacak” sloganları atıldı.