7343 Sayılı Kanun Sonrası Satış Giderlerinin Tamamlanması ve Kanunların Zaman Yönünden Uygulanması Sorunsalı: Bir İcra Uygulayıcısının Gözünden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararının Tahlili

Abone Ol

I. Giriş

İcra ve İflas Hukuku, alacaklının alacağına kavuşma hakkı ile borçlunun varlıklarının korunması arasındaki ince çizgide yürüyen, usul kurallarının sıkı bir şekilde uygulandığı bir hukuk dalıdır. Bu sürecin en çekişmeli ve uygulamada en çok uyuşmazlık doğuran kısmı ise haczedilen malların paraya çevrilmesi, yani satış aşamasıdır. Yıllar boyunca, satış istemi ile fiilen satışın yapılması arasındaki sürenin uzaması, haczin ayakta kalmasını sağlamak amacıyla yatırılan küçük avanslar ve bu sebeple icra dairelerinde biriken dosyalar, sistemin işleyişini yavaşlatan başlıca sorunlar olmuştur.

Bu sorunları çözmek ve icra sistemini günümüzün teknolojik gelişmelerine uyumlu hale getirmek amacıyla kanun koyucu, 30 Kasım 2021’de 7343 sayılı Kanun’u yürürlüğe koymuştur [1]. Bu kanun, yalnızca teknik bir değişiklik getirmemiş, aynı zamanda elektronik satış usulünü ve satış giderlerinin en başta peşin olarak ödenmesi kuralını getirerek köklü bir değişim yaratmıştır. Ne var ki, her büyük yasal değişiklik, hukuk güvenliği ilkesi gereği, “kanunların geçmişe yürümesi” veya “zaman bakımından uygulanması” sorununu da beraberinde getirir.

Bu makalenin odak noktasını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2025/15-80 Esas ve 2025/685 Karar sayılı kararı oluşturmaktadır [2]. Bu karar, 7343 sayılı Kanun ile İcra ve İflas Kanunu’na (İİK) eklenen Geçici Madde 18/3 hükmünün, Adalet Bakanlığı Satış Giderleri Tarifesi yürürlüğe girmeden önceki takiplerde nasıl uygulanacağına ilişkin ortaya çıkan kural çatışmasını çözümlemektedir. Karar, “satış isteminin yapılmamış sayılması” gibi ağır bir sonucun, alacaklıya bir bildirimde bulunulmaksızın uygulanıp uygulanamayacağı, anılan Tarife’nin hukuki niteliği ve kanun koyucunun açık iradesi karşısında yorumun sınırları gibi konularda, öğreti ve uygulama için yol gösterici bir nitelik taşımaktadır.

Bu yazıda, söz konusu Yargıtay kararı temel alınarak; İİK Geçici Madde 18/3 hükmünün sözel ve amaçsal yorumu, alacaklının usulü yükümlülükleri, bir kanunun ayrılmaz parçası niteliğindeki idari düzenlemelerin (Tarife) kanunun uygulanmasına olan etkisi ve “imkânsızlık” kavramı bir icra uygulamacısının bakış açısıyla incelenecektir.

II. Değişiklik Öncesi ve Sonrası Durum: Satış Giderleri

Yargıtay kararını doğru anlamak için, uyuşmazlığın temelindeki yasal düzenlemeleri ve 7343 sayılı Kanun ile gelen değişiklikleri karşılaştırmak gerekir.

A. Eski Düzenleme: Avans Yatırma ve Bildirim (Muhtıra) Usulü

7343 sayılı Kanun’dan önce, İİK’nın 106. ve 59. maddeleri satış istemiyle birlikte giderlerin peşin yatırılmasını zorunlu kılsa da, uygulamada bu kural esnek yorumlanmaktaydı. Öğretide Timuçin Muşul ve Baki Kuru, gibi değerli hukukçuların da belirttiği gibi, alacaklılar satış isterken cüzi bir avans yatırır, eksik kalan kısım ise icra müdürünün hesaplaması sonrası gönderilen bir bildirimle tamamlanırdı [3]. Bu sistemde, eksik giderin tamamlanması için icra dairesinin bildirimde bulunması bir zorunluluktu ve Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, bu bildirim yapılmadan satış isteminin reddedilmesi veya haczin kaldırılması, hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak görülürdü [4].

B. Yeni Düzenleme: Peşin ve Tam Ödeme Yükümlülüğü

7343 sayılı Kanun, bu işleyişi kökünden değiştirmiştir. Satış isteminin ciddiyetini sağlamak ve süreci hızlandırmak amacıyla, İİK’nın 106. maddesinin üçüncü fıkrası, “Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur” hükmünü getirmiştir [2]. Bu “zorunluluk”, artık icra müdürünün takdirine veya sonradan tamamlama olanağına bırakılmamış, satış isteminin bir geçerlilik şartı haline getirilmiştir. Giderlerin ne kadar olacağının belirlenmesi için de Adalet Bakanlığı’nca bir “Tarife” çıkarılması öngörülmüştür [5].

Özellik

Eski Düzenleme

Yeni Düzenleme

Giderin Yatırılma Zamanı

Satış istemiyle birlikte kısmen veya sonradan

Satış istemiyle birlikte “peşin” ve “tamamen”

Eksiklik Halinde

İcra Müdürü bildirim ile süre verirdi [4]

Kural olarak istem reddedilir

Yaptırım

Bildirime uyulmazsa istem reddedilirdi

Gider yatırılmazsa istem “yapılmamış” sayılırdı

Giderin Belirlenmesi

İcra Müdürünün takdiri

Adalet Bakanlığı Satış Giderleri Tarifesi [5]

III. Geçiş Hükümleri ve Uyuşmazlığın Kaynağı: İİK Geçici Madde 18

7343 sayılı Kanun, eski ve yeni düzenleme arasındaki geçişi sağlamak için İİK’ya Geçici Madde 18’i eklemiştir. Bu madde, karara konu uyuşmazlığın temelini oluşturur.

· Genel Kural (Geçici Md. 18/2): Kural olarak, elektronik satışa geçilmeden önce konulan hacizler için eski kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilecektir [2]. Bu hüküm, kazanılmış hakları korumayı amaçlar.

· Özel Kural (Geçici Md. 18/3): Ancak kanun koyucu, satış giderleri için özel bir kural getirmiştir. Bu kurala göre, Tarife’nin yürürlüğe girdiği tarihten (08.03.2022) önce satış istenmiş ancak giderlerin tamamı yatırılmamışsa, Tarife’de belirtilen giderlerin 1 yıl içinde (08.03.2023’e kadar) yatırılması zorunludur. Bu süre içinde giderler yatırılmazsa, satış istemi yapılmamış sayılır [2].

IV. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararının Tahlili

A. Olayın Özeti ve Yargı Mercilerinin Farklı Yaklaşımları

Karara konu olayda, alacaklı H… Ltd.Şti. vekili, borçlu B… Ltd.Şti.’nin taşınmazlarına 2016 yılında haciz koydurmuş ve cüzi bir avansla satış istemiştir. 7343 sayılı Kanun ve Tarife yürürlüğe girdikten sonra, alacaklı vekili 13.06.2023’te (1 yıllık sürenin dolmasından sonra) işlemlere devam etmek isteyince, İcra Müdürlüğü Geçici Madde 18/3 uyarınca satış isteminin yapılmamış sayılmasına ve hacizlerin kaldırılmasına karar vermiştir [2].

İlk Derece Mahkemesi İcra Müdürlüğü’nü haklı bulurken, Bölge Adliye Mahkemesi ise haciz tarihi eski olduğu için genel kuralın (Geçici Md. 18/2) uygulanması ve alacaklıya bildirimde bulunulması gerektiği gerekçesiyle aksi yönde karar vermiştir. Uyuşmazlık, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelmiştir.

B. Çoğunluk Görüşü: Özel Kural Önceliklidir ve Bildirim Gerekmez

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, çoğunluk oyuyla, Geçici Madde 18/3’ün, satış giderleri konusunda genel kuralı (Geçici Md. 18/2) dışlayan bir “özel kural” (lex specialis) olduğuna karar vermiştir. Yüksek Mahkeme’ye göre, kanun koyucu satış giderleri konusunu özellikle ayrı bir fıkrada düzenleyerek, haciz tarihine bakılmaksızın yeni kuralın derhal uygulanmasını istemiştir. Bu görüş, öğretide değerli hukukçular Pekcanıtez ve Akkan tarafından da desteklenmektedir [1].

Kararın en önemli noktası, alacaklıya bir bildirim (muhtıra) yapılması gerekmediği yönündeki tespitidir. Yargıtay, “geçiş düzenlemesinde muhtıra çıkarılmasına ilişkin bir hüküm olmadığını” ve kanunda yazmayan bir yükümlülüğün icra müdürlüğüne yüklenemeyeceğini belirtmiştir [2]. Bu yoruma göre, kanun ve tarife Resmî Gazete’de yayımlandığı için alacaklının bu süreyi kendiliğinden bilmesi ve takip etmesi gerekmektedir.

C. Karşı Oy: Yerine Getirilmesi İmkânsız Yükümlülük

Karardaki karşı oy ise, çoğunluk görüşünün gözden kaçırdığı önemli bir çelişkiye dikkat çekmektedir. Karşı oya göre:

1. Kanun (Geçici Md. 18/3), alacaklıya “Tarife’de belirlenen giderleri” tamamlama emri vermektedir.

2. Ancak Tarife’nin kendisi, “henüz elektronik satışa geçilmeyen yerlerde uygulanmayacağını” açıkça belirtmektedir.

3. Olayın geçtiği Kayseri’de, 1 yıllık sürenin işlediği dönemde henüz elektronik satışa geçilmemiştir.

Bu durumda, kanun alacaklıya “Tarife’ye göre öde” derken, Tarife’nin kendisi “ben bu dosyada uygulanmam” demektedir. Karşı oy, bu durumu, alacaklının ne kadar ödeyeceğini bilmesinin hukuken mümkün olmaması, yani bir “imkânsızlık” hali olarak nitelemiştir [2].

V. Sonuç: Bir İcra Uygulayıcısının Değerlendirmesi

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, icra dairelerindeki birikmiş dosyaları eritme ve usul ekonomisini sağlama amacına hizmet etmektedir. Karar, alacaklılara “dosyanı takip et, etmezsen hakkını kaybedersin” şeklinde net bir mesaj vermektedir. Bu yönüyle, icra dairelerinin iş yükünü hafifletme potansiyeli taşıdığı söylenebilir.

Ancak bir icra uygulamacısı gözüyle bakıldığında, kararın hak arama özgürlüğü ve hukuki güvenlik ilkeleri açısından olumsuz yönleri bulunmaktadır. Karşı oyda vurgulandığı gibi, bir kişiden, miktarını hukuken belirlemesinin mümkün olmadığı bir borcu ödemesini beklemek, onu yerine getiremeyeceği bir yükümlülük altına sokmaktır. Kanun ile onun ayrılmaz parçası olan Tarife arasındaki bu çelişki, vatandaş için öngörülemez bir durum yaratmaktadır.

Kanaatimizce, bu tür bir normatif boşluk veya çelişki durumunda, kanunun ruhuna ve hakkaniyete en uygun çözüm, eski usulde olduğu gibi, icra müdürlüğünün alacaklıya bir bildirimde bulunarak makul bir süre vermesi olurdu. Yargıtay’ın çoğunluk görüşü, kanunun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalarak kanun koyucunun tasfiye iradesini öne çıkarmış, ancak bu süreçte normların birbiriyle uyumunu ve uygulanabilirlik sorununu ikinci plana atmıştır. Bu karar, usul ekonomisi lehine önemli bir adım olsa da, hukuki belirlilik ilkesi açısından tartışılmaya devam edecektir.

Kaynakça

[1] Pekcanıtez, Hakan / Akkan, Mine. (2022). “7343 Sayılı Kanunla İcra ve İflas Kanununda Yapılan Değişiklikler Çerçevesinde Satış Talebi ve Satış Giderleri”. Türkiye Barolar Birliği Dergisi.

[2] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/15-80, K. 2025/685, T. 05.11.2025.

[3] Kuru,Baki.(2013) İcra ve İflas Hukuku El Kitabı,Adalet Yayınevi

Muşul, Timuçin. (2025). İcra ve İflâs Hukuku (2 cilt) , Yetkin Yayınevi.

[4] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları.

[5] Adalet Bakanlığı, Satış Giderleri Tarifesi, Resmî Gazete, 08.03.2022, Sayı: 31772.