Yargıda Kalite ve Güven Sorunu
(Quality and Trust Issues in the Judiciary)
“Hâkimler olarak sahip olduğumuz tek gerçek güç kaynağının halkın saygısı olduğunu asla unutmamalıyız.” Thurgood Marshall
Giriş
Demokratik bir toplumda hukuku kendisine güven duyulabilecek bir yapıya kavuşturabilmek için beliren temel sorular ise şunlardır:
· Ne türden insanı hâkim olarak görmek istiyoruz? Veya iyi bir hâkim olmak için insan ne türden bir karaktere sahip olmalıdır?
· Herkes adalete erişebiliyor mu (tüketici yaklaşımı)?
· Üretilen adaletin sosyal/ekonomik/profesyonel kalitesi nedir?1
· Bir dosyanın incelenmesi için kullanılan olanakların “hak ettiği” dikkate orantılı olması veya bazı dosyaların incelenmesine ayrılan olanaklar ile diğerlerine ayrılanlar arasında orantısızlık olmaması nasıl sağlanabilir?
· Adalet pazarında avukatlarca sunulan hizmet kalitesi nedir?
· Çetin davaların (hard cases) üstesinden gelebilecek, yeterli nitelikte hukukçu var mıdır?
· Adalet aktörleri ve tüketicileri ürün kalitesinden memnun mudurlar?
· Hakların korunması/hukuksal korunma; hızlı, saydam ve adalet duygusunu harekete geçirmeyecek sonuçlarla sağlanmakta mıdır?
· Hukuk kuralları ve yargılama usul kuralları, sözleşmelerin ifası ve mülkiyet haklarının korunmasında ne derece yetkindirler?
· Sistemdeki aktörlerin insan hakları-güvenlik ikilemi karşısındaki tutumları nedir?
· Adalet kalitesi belli ölçerlere (the Benchmarks), endeks değerlere göre değerlendirilemez mi?
· Yargı sisteminin neresinde, hangi açıklar vardır? Ve bunlara ilişkin dinamik bir çözümleme yaklaşımı sergileniyor mu?
· Yargının iş yükünü filtrelemek için hangi seçenekler düşünülebilir?
Yargıya özgü bu sorular/zorluklar karşısında, halkın adalete olan güven duygusunun sarsılması ve sonunda yitirilmesi riski vardır. Bu durum yakın zamanda tanık olduğumuz sosyal bir gerçekliktir.
Bir bütün olarak yargı sisteminin kalitesinin sürdürülmesi veya geliştirilmesi için yargıya yeterli düzeyde erişimin sağlanması da önemlidir.2 Bir hukuksal yardım programının geliştirilmesi, davacı taraflara olağan anlaşmazlık çözümü yollarının dışında alternatif tedbirlerin önerilmesi, yurttaşlara ve mahkemeleri kullananlara mahkemelerin nasıl işlediğine dair pratik bilgi verilmesi veya korunmasız bireylere özel ilgi gösterilmesi vb. konularda ulusal (veya bölgesel) düzeyde tedbirler geliştirilebilir. Ne var ki, yargıya yeterli erişim düzeyinin sağlanması da yeterli gelmeyecektir. Kamuoyunun yargıya kabul edilebilir düzeyde güven duyması ve aynı zamanda meşruiyet3 de gereklidir. Bir bütün olarak bakıldığında, yargıda yüksek kalitenin göstergesi, kamuoyu tarafından yargıya duyulan ileri derecede güvendir. Güven kavramı açısından önemli olan sistemdeki aktörler arasındaki ilişkilerin profesyonellik ve adli etik kurallarına ne derece uyumlu olup olmadığıdır. Özetle, yargı sistemini de içeren kurumlardaki yüksek kalite ülkedeki ekonomik performansın bir belirleyicisidir ve etkili bir adalet sistemi yargılama süreci boyunca kalite gerektirmektedir. Kurumsal kalitedeki (hukuk, yargı bağımsızlığı gibi) aynı orandaki artış ise ekonomik büyüme hızını 0.2-0.4 yüzde puan iyileştirmektedir (IMF Working Paper, 2023).
Ne var ki, “Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) görülen bireysel başvuru dosyalarında verilen hak ihlali kararları dolayısıyla hükmedilen ve devletçe ödenen tazminat tutarlarında, 1 milyar 349 milyon TL ile 2023 yılındaki rekorun ardından yaşanan keskin düşüşten sonra, geçen yıla göre yine artış seyri kayda geçti”.4
Özetle, yargı sisteminin modernizasyonu ne kadar önemli ise, vatandaşa verilen hizmet kalitesini ölçmek ve değerlendirmekte o derece önemlidir.5
İstatistik ve diğer türdeki araçlardan yararlanılarak, yargı sisteminin kalitesi ve etkililiğini iyileştirmek için başlatılacak farklı girişimlerin değerlendirmeye tabi tutulmasına olanak sağlayan mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kuşkusuz, her şeyden önce, yargılama sürecinde kalite ölçümlemesi için ölçütler (Benchmarks) geliştirilmelidir. Kalite ölçütleri yargılama sürecinin çeşitli evreleri/yönlerine ait kaliteyi ölçmek için kullanılacak; yargılama hizmetlerinin geliştirilmesi için de işlev görecektir. Kuşkusuz, öteki kamu kurumları gibi yargıdan beklenen de daha fazla ve daha iyi hizmete yönelmesidir. Bu doğrultudaki ölçümlemede yargılama süreci ile karar kalitesine ilişkin yönlerine ve özellikle yargılama sürecinin tüketicileri ile hâkim arasındaki etkileşime odaklanılmalıdır. Kalite değerlendirilmesi sonucunda,
1. Yargılama sisteminin geliştirilmesine ilişkin bilgi edinimi;
2. Eğitim ve geliştirme için bilgi edinimi yanında yargılama ajanları ile öteki hukukçular arasında kalite konusunda müşterek bir referans oluşturulması; ve
3. Yargılama faaliyetleri hakkında halkın bilgilendirilmesi ve geri bildirimlerle yargıda duyarlığın yükseltilmesi sağlanabilecektir
Bu süreç, tüm aktörlerin katılacağı bir yargı kalitesi kültürünün oluşturulması yönünde ilerleme sağlayabilecektir. Ayrıca, hukuk fakülteleri de geçen asırlardakinden farklı bir yapılanmayla, bünyelerinde yapay zekâ laboratuvarları oluşturulan, nano teknolojinin sosyal boyutları irdelenen;6 “gözden uzak olan akıldan uzak olur” (out of sight, out of mind) evrensel deyişini ters yüz etmek üzere yargının etkililiği usul derslerinde ana tema olarak işlenen kurumlar olmalıdır.
Yargı sistemleri, bilgi güvenliği ve kişisel olma niteliğinin korunması ile sorunları uygun şekilde çözmek ve son olarak vatandaşların, şirketlerin, avukatların ve diğer yargı aktörlerinin yeni bilgi teknolojileri vasıtasıyla bir yargı davasında fiilen tam hukuki etkiye sahip işlemler gerçekleştirebilmeleri için gerekli koşulları oluşturmalı; usuli adaletin etkinliğine odaklanılmalıdır.7
Kalite açısından usuli adaletin altı ölçütü şöyledir:
1. Onlar, kişiler ve zaman açısından tutarlı/istikrarlı uygulanmakta mıdır? Adil yargılanma hakkı gözetilmekte midir?
2. Süreç önyargıdan uzak tarafsızlık için de mi yürütülmüştür?
3. Doğru bilginin toplandığı ve kullanıldığından ne derece emin olunmaktadır?8
4. Adli hataları düzeltmek için mekanizmaların etkinliği ne derecedir?
5. Karardan etkilenen gruplara söz hakkı verilmekte midir? Tanıkları ve tanık bilirkişileri çapraz sorgulama olanağı var mıdır?
6. Süreç, makul sürede sonlandırılmış mıdır?
Çıkarım olarak, yargı sisteminde kalite, yargı kararları kalitesinden daha fazlasını kapsamaktadır.
Genellikle 'yaygın destek' olarak kavramsallaştırılan yargısal meşruiyet, halkın, popüler olmayan kararlar karşısında bile mahkemelere karşı süregelen iyi niyetini ifade eder. Bununla birlikte, meşruiyet ölçütü olarak mahkemelere duyulan güvenin kullanımı tartışmalı olmaya devam etmektedir. Birçok akademisyen, güvenin mahkemeye uzun vadeli bağlılıktan ziyade, mahkemenin belirli kararlarına verilen onayı ölçtüğünü savunmuştur.
1990'ların sonlarında mahkemeler ve kamuoyu arasındaki ilişki üzerine yapılan önemli bir Avustralya araştırma raporu şu iddiayı güvenle dile getirebildi:9
Mahkemelerin çalışmalarına duyulan kamu güveni, şüphesiz ki birçok yolla, özellikle de şeffaf ve tarafsız yargılama ve hukukun ustaca uygulanmasıyla kazanılır. Ancak bu güven, mahkemenin her alanındaki faaliyetlerinde kamu hizmetine olan açık bağlılıkla da kazanılır.
Kamu Güveni
“İnsanlar hukuk mahkemelere erişemediğinde veya hukuk mahkemelerin faydasını göremediğinde ve eşit adaletin reddedilmesi bireyler, aileler ve toplum üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunda... [bu durum] adalet sistemimize olan kamu güvenini ve inancını aşındırmaya yol açar."
Belirli bir olgunun kapsamını ölçme veya değerlendirme girişiminin, o olgunun üzerinde anlaşılmış bir tanımını gerektirdiği belirgindir. Tanım, onu diğer, benzer veya ilişkili olgulardan veya kavramlardan ayıracak kadar sağlam olmalıdır. Açık bir tanım ayrıca, aynı olguyu ölçmeye yönelik farklı girişimler arasında anlamlı karşılaştırmalar yapılmasına ve etkisiz olanların dışlanmasına olanak tanımaktadır.
Adalet sürecindeki 'güven' kavramı, bireysel güven, kişilerarası güven, beyanlara duyulan güven (bir bilgi kaynağının güvenilirliği); veya kolluk, Savcılık ve mahkemeler gibi kuruluşlara veya kurumlara duyulan güven gibi farklı güven türlerini inceleyen çeşitli bakış açılarından araştırılmalıdır.
Güven ve itimadı araştırmanın ilk adımı, neyin araştırıldığının net bir şekilde tanımlanması veya anlaşılmasıdır. Bir sonraki adım ise uygun bir ölçüm yönteminin seçilmesini içerir. Anketler, güven ve itimadı araştırmak için sıklıkla kullanılan başlıca yöntemdir. Bunlar çeşitli biçimlerde olabilir, ancak en yaygın format, katılımcılardan bir dizi ifadeye katılıp katılmadıklarını genellikle 5 puanlık bir ölçek üzerinden belirtmelerini istenmesidir (1=Kesinlikle katılmıyorum, 2= Katılmıyorum, 3= Ne katılıyorum ne de katılmıyorum, 4= Katılıyorum, 5= Kesinlikle katılıyorum).
Anket metodolojisinin sınırlamaları vardır. İlk olarak, bireylerden sadece güven veya inanç düzeylerini kendileri bildirmeleri istendiğinde, verdikleri yanıtların aslında katılımcının algılarını, öznel değerlendirmesini ortaya koyduğunu belirtmek gerekir. Dolayısıyla, bireyin cevabı, güven düzeyi hakkındaki inanç durumunu gösterir. Bununla birlikte, sosyal psikolojide davranışın, bireysel tutum ve inançların öz değerlendirmeden daha doğru bir göstergesi olduğu iyi belgelenmiştir; insanların söyledikleri ile pratikte yaptıkları arasında büyük bir fark vardır.
Kamuoyunun mahkemeler hakkında gerçekten ne düşündüğü (eğer düşünüyorlarsa) ile bir hâkimin, tarafsız ve iyi bilgilendirilmiş bir gözlemcinin yargısal yetkinlik, bağımsızlık veya tarafsızlık konusunda endişelenmesine neden olacak veya olması gereken şey arasında, kuşkusuz, bir fark olabilir. Yalnız bu farkın ülkemizdeki boyutu düşündürücü niteliktedir. 2025 yılının başında yapılan ASAL Araştırma anketinde toplumun yüzde 71'i Türkiye'de adalet olmadığı görüşünü dile getirirken, adalet olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 21'de kaldı. Aksoy Araştırmasına göre Türkiye'de yargıya güven uzun süredir çok düşük seviyelerde seyrediyor. Aksoy, bu güvensizliğin yalnızca siyasi davalarla sınırlı olmadığını ve toplumun en temel suçlarda bile yargının etkili şekilde işleyeceğine dair güçlü bir inanca sahip olmadığını belirtiyor. Gündemar’ın Mart 2026 araştırmasına göre toplumun yalnızca yüzde 36'sı yargıya güveniyor.10 Soruşturma devam ederken savcıyı, duruşma devam ederken hâkimi değiştirmek, yargıya güvensizliği besleyen yaygın bir yanlıştır.
Usul adaleti anlamında “güven”, hâkimin motivasyonunun veya karakterinin, yani samimiyet derecesinin veya dürüst, açık, ilgili olup olmadığı ve doğru olanı yapmaya ne kadar çalıştığına dair bir değerlendirmeyi ifade eder. Bu, bireylerin hem kendilerinin hem de sorunlarının hukuk sistemi tarafından ciddiye alındığını hissetmelerini ve bireysel haklara yönelik koruma ve ilgi gösterilmesini gerektirir.
Tarafsızlık
Bir hukuk kuralının gayri adil oluşu yalnızca teorik olarak boş laftan, kuralın kişiye nahoş görünmesin- den kaynaklanabilirken, bir kararın adaletsiz (unjust) oluşu reel gerçeklere dokunmakta; kararın kurallara uygun olarak verilmediğini ifade etmektedir: Bu ya hatadan (nesnel anlamda unjust) veya hukuktan bilinçli sapma (öznel anlamla unjust) şeklinde olmaktadır. Nesnel/ öznel kararın konumu ise, uygulama, yaygın yorum ve değerlendirme ilkeleri ışığında verilmiş ise nesnel anlamda adil(just) bir karardır. Bundan sapıldığında (nesnel anlamda adil olmayan bir karar) ise özneldir. Öznellik veya adaletsizlik, genelde hâkimler ordusunun tipik yaklaşımı karşıtı olarak, hâkimin bireyselliği veya öznelliğinden (ego tükenmişliği/önyargı vs.) kaynaklanmaktadır.
Duygulara dayanan/etkilenen bilginin objektif olamayacağı yargılama süreci için de geçerlidir. Bu bağlamda tarafsızlık objektif olmanın gereği olarak belirmektedir.11 Hâkimlerin bağımsız karar vericiler olduğu, kişisel görüşlere göre değil, tarafsız ve ilkeli karar vericiler oldukları fikri, Hukukun Üstünlüğü- nün temel taşlarından biridir. Usul adaleti açısından tarafsızlık gösterilmeli; şeffaflık ve açıklık, karar almada tutarlılık, kararların gerekçeli açıklamaları temel parametreler olmalıdır. Tarafsızlık, tüm vatandaşların kanun önünde eşit olduğu fikrini de kapsamaktadır.
Saygı
Usul adaletinde, “saygı” mahkeme sürecinin tüm aşamalarında geçerlidir ve tüm mahkeme personelinin davranışlarını kapsamakta olup, katılımcılarına profesyonelce (saygı ve nezaketle) davranmayı içermektedir.
Bu konudaki saptamalar/ölçümler, örneğin mahkeme ortamının ne ölçüde saygılı olduğunu, mahkemelerin ne ölçüde erişilebilir (kolayca bulunabilen), güvenli olduğunu ve mahkeme kullanıcıları için yeterli olanaklara sahip destekleyici bir fiziksel ortam sağladığını araştırabilir. Ayrıca, mahkeme kullanıcılarına mahkeme süreci ve adli yardım hakkında ne ölçüde bilgi verildiğini de araştırabilirler. Uygun anket ölçümleri, mahkeme kullanıcılarının mahkeme süreçleri hakkında mahkemeden bilgi edinme deneyimlerini ister şahsen ister bir mahkeme web sitesi aracılığıyla olsun ve davalarının duruşması sırasında izlenecek süreci, sonucu ve sonraki adımları anlamalarını araştırabilir.
Bu bağlamda kamuoyu algısını ölçmek için düzenli ve sık yapılan girişimler, mahkeme personeline ve hâkimlere “gerçek zamanlı” geri bildirim sağlayarak, belirli sorunların erken saptanmasını ve zamanın- da müdahale edilmesine imkân sağlar. Bu suretle, sorunların daha sonraki aşamalarda daha fazla kaynak gerektiren müdahalelere yol açacak noktaya gelmesini önleyebilir. Düzenli yapılan anketler ayrıca bir mahkemenin performansını zaman içinde ölçmesini sağlayarak kamuoyunun güvenini ve itimadını artırmak için işe yarayan yöntem ve araçların belirlenmesine yardımcı olabilir. Ayrıca profesyoneller hukukçularca aşağıdaki öğelere ait saptamalarda göz önüne alınmalıdır:
• Mahkeme performansı
• Adalete erişim
• Kamu güveni
• Yargı faaliyetinin kalitesi
Bu doğrultuda uluslararası kabul edilebilir bir çerçeve geliştirmek amacıyla, 2008 yılında Avustralya Yargı İdaresi Enstitüsü, Amerika Birleşik Devletleri Federal Yargı Merkezi, Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Eyalet Mahkemeleri Merkezi ve Singapur Alt Mahkemelerinden oluşan bir konsorsiyum kurulmuştur (IFCE). Bu kuruluş dünya genelindeki mahkemeler için öz değerlendirme ve iyileştirme amacıyla kullanılabilecek ortak bir çerçeve geliştirmeyi hedeflemiştir. IFCE, mahkeme mükemmelliği için on temel değer belirlemiştir: Kanun önünde eşitlik, tarafsızlık, adalet, karar alma bağımsızlığı, yetkinlik, şeffaflık, dürüstlük, erişilebilirlik, zamanlılık ve kesinlik.
Uluslararası Mahkeme Mükemmelliği Çerçevesinin On Değeri
Hukuk önünde eşitlik
|
• Adalet • Tarafsızlık • Karar alma |
• Yetkinlik • Dürüstlük • Şeffaflık |
• Erişilebilirlik • Zamanlılık • Kesinlik |
Bu on temel değere dayanarak, mahkeme mükemmelliği için yedi özel alan listelenmiştir: Mahkeme liderliği ve yönetimi (itici güç), mahkeme planlaması ve politikaları, mahkeme kaynakları, mahkeme işlemleri ve süreçleri (sistemler ve kolaylaştırıcılar), müvekkil ihtiyaçları ve memnuniyeti, uygun fiyatlı ve erişilebilir mahkeme hizmetleri ve kamu güveni ve itimadı (sonuçlar)”.
|
Çerçeve |
Boyutları |
|
Adalet Bakanlığı |
1. Adalete erişim |
|
Avrupa Adaletin Etkinliği Komisyonu (CEPEJ, 2014) |
1. Mahkemelerin stratejisi ve politikası |
|
Uluslararası Mahkeme Mükemmelliği Çerçevesi (IFCE, 2020 ) ve Küresel Mahkeme Performansı Ölçütü (GMCP) |
1. Mahkeme kullanıcı memnuniyeti |
Mahkeme Yönetimi ve Gecikmeler
Genelde yargıdaki performans olgusunda gecikme önemli bir endişe kaynağı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu konuda dört temel gecikme belirlenmiştir: Hâkimlerden kaynaklanan, avukatlar nedeniyle yaşanan, personel kaynaklı ve usulden kaynaklanan gecikmeler.
Yargı’dan anlaşılan, mahkeme içi ve dışında zamanlıca yürütülen ve hukuki uyuşmazlıkların giderilmesi için yapılan hukuki işlemler tümüdür. Yargının unsurları ise, kuruluşlar, kişiler ve faaliyetleri, uyuşmazlık konuları ile hukukun kendisidir. Bu alandaki temel sorular ise şunlardır:
· Hakların korunması, hızlı, saydam ve adaletsizlik duygusunu harekete geçirmeyecek sonuçlar sağlamakta mıdır?
· Yargı sisteminin neresinde, hangi açıklar/sorunlar vardır?
· Hangi tedbirler, seçenekler düşünebilir?
· Adalet idaresi ve mahkeme yönetiminde mükemmellik arayışı var mıdır?
Mahkeme yönetimi yargı reformunun bir bileşenidir. Sorulması gereken soru, “yönetim nedir?”. Yönetim, bir davranışlar sistemi olarak, girift ligi kontrol etmek ve düzen yaratmak üzere insanların bir şey yapmasını sağlamaktır. Bu süreçte olabildiğince kırtasiyecilikten uzak kalınmalıdır. Ne var ki, mahkemelerde, halen 1937 yılında zarflama yönteminden tek telli dosyaya geçilerek kullanılmaya başlanılan dosya sistemi devam etmektedir. Yazarın, Strateji Geliştirme Dairesi (eski ismi ile APK) Başkanı olarak uygulama evresi de dahil iki yıl içinde geliştirdiği “yeni dosya biçimi” mahalli düzeyde uygulanmış olsa da şimdiye dek ülke düzeyinde uygulamaya konulamamıştır.
Mahkeme yönetimine egemen olması gereken iki paradigma vardır: 1. Hukuk devleti (rule of law) paradigması, 2. Yeni kamu yönetimi paradigması. İkinci paradigmaya egemen olan düşünce yönetici konumundaki kurumların/mahkemelerin optimum işlevidir: Davaların makul bir sürede karara bağlanması; usul kurallarına fazlaca odaklanarak büyük resmin göz ardı edilmemesidir. Mahkeme yönetim modellerin temel amacı vatandaşı adaletin kalitesine ilişkin bir tartışma başlatırken veya mahkemelerde kalite düzeyini belirlerken söz konusu olan unsurlar konusunda bilinçlendirmektir.
Yargılama sürecinde taraflarca vurgunun sonuçtan çok adli sürece (usuli adalete) odaklandığı gözlenmektedir. Yargılama sürecinin makul süre aşınımlarında bu nitelik çarpıcı olmaktadır. Araştırmalara göre, davanın tarafları, psikolojik sonuçlar bağlamında karar alım süreçlerine katılma fırsatlarına oldukça değer vermektedirler. Davanın ne derece adil yürütüldüğü, değerlendirmede katılımcıların memnuniyeti davayı kaybedip/ kazanma sonucundan çok şu üç değişkene dayalı bulunmaktadır:
1. Mahkemede kişinin konuşmasına fırsat verilmesi (Audiatur et altera pars),
2. Kendisine saygılı davranılması; ve
3. Mahkemedeki aktörlerin güvenilir olarak algılanmasıdır.
Yargı Kararlarının Kalitesi
“Kim olduğumuzu sürekli yaptığımız şeyler belirler.
Kalite bir eylem değil, bir alışkanlıktır.” Aristo
Yargı kararlarının kalitesinin mahkeme performansı için önemli bir faktör olduğunu yansıtmaktadır. Davaların daha hızlı sonuçlandırılmasının tek başına bir kalite kriteri olamayacağını, hâkimlerin herhangi bir karar vermeden önce davayı derinlemesine anlamalarının önemli olduğunu bilinmelidir. Kuşkusuz, yargı kararlarının kalitesi hâkimlerin bağımsızlığına, kararların ayrıntılı açıklamasına ve kararların doğru uygulanmasına bağlı olduğudur. Standartlar beş performans alanı etrafında geliştirilmiştir: (1) Adalete erişim, (2) Hız ve zamanlılık, (3) Eşitlik, adalet ve dürüstlük, (4) Bağımsızlık ve hesap verebilirlik ve (5) Kamu güveni ve itimadı.
Mahkemeler nadiren yalnızca "doğruluk" açısından değerlendirilir çünkü yargılama doğası gereği öznel hukuki yorumları içermektedir. Bunun yerine, verimlilik, usule uygunluk ve kamu güveni yoluyla yargı sonuçlarını değerlendiren ampirik performans göstergeleri kullanılmaktadır.
Mahkeme işlemlerinin ölçülmesi, nicel ölçütler ve nitel standartlar arasında bir denge gerektirir. Gerçekte ne olduğunu belirleme sorunu mahkemenin görevlerinden biridir ve davalarda genellikle en azından bazı tanıkların farklı davalarda yanıldıklarını kabul etmeleri mümkündür. Değişen kalitede farklı miktarda kanıtın mevcut olduğu ve bu kanıtın bizi doğru karara ulaşma konusunda değişen olasılıklara götürdüğü bilinmektedir.
Ülkedeki Bölge Adliye Mahkemeleri sayısı 18 olup; bu adliyelerdeki kurulu daire sayısı 573 olup, bunlardan (208’i ceza dairesi, 215’i hukuk olmak üzere) 423 daire faal durumdadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde 64'ü Hukuk Dairesi, 37'si ise Ceza Dairesi olmak üzere 101 daire bulunmaktadır.
Bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinin son on yıllık çalışma (2016-2025) trendi incelendiğinde; gelen dosya sayısında artış olduğu gözlenmektedir. 2017 yılında bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerine gelen dosya sayısı (geçen yıldan devir ve yıl içinde açılan toplam dosya sayısı) 318 068 iken, %341,7'lik artış oranı ile 2025 yılında 1 404 880 olmuştur. Öte yandan, bölge adliye mahkemeleri hukuk daireleri iş durumuna (2016-2025) bakıldığında ise görülen tablo şöyledir: Hukuk dairelerinin son on yıllık çalışma trendine bakıldığında; gelen dosya sayısında artış olduğu görülmektedir. 2017 yılında bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerine gelen dosya sayısı (geçen yıldan devir, yıl içinde açılan ve bozularak gelen toplam dosya sayısı) 329 196 iken, %314,9'luk artış oranı ile 2025 yılında 1 365 867 olmuştur.
Bu tespitlere göre Bölge Adliye Mahkemelerindeki iş yükü akışına göre makul sürenin ne derece gerçekleştiği konusunda ceza davaları (basit/ağır davalar ayrımı yaparak) Uyap sistemi veri tabanından Hâkimler ve Savcılar Kurulunca yapılan bir araştırmaya tanık olunmamıştır.
Yargıtay’da ise toplam 24 daire bulunmaktadır. Bu dairelerin 12'si hukuk dairesi, 12'si ise ceza dairesi olarak faaliyet göstermektedir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairleri 2016-202
|
Temyizi kabil |
Temyiz edilen |
Temyizden dönen |
Onama |
Bozma |
Diğer |
Bozma oranı (%) |
|
144.301 |
109.306 |
104.699 |
73.539 |
15.892 |
15.268 |
17,7 |
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairleri 2016-2025
|
Temyizi kabil |
Temyiz edilen |
Temyizden dönen |
Onama |
Bozma |
Diğer |
Bozma oranı (%) |
|
99.664 |
79.911 |
44.910 |
22.287 |
11.919 |
10.704 |
34,8 |
Not. Ankara örneğinde olduğu gibi standart bir raporlama olmadığında Türkiye genelinde bir değerlendirme yapılamamıştır.
Verimlilik açısından düşündürücü olan bu verilerin öteki bölge adliye mahkemelerinde görüntüsüdür(?!).
Üst mahkemeler, temyizlerin en az beşte birinde alt mahkemelerin hatalı olduğunu tespit etmektedir. Bu %20'lik hata terimini olgusal sorunlara da aktarabiliriz, ancak bunun birkaç zorluğu vardır. Özellikle Avrupa sisteminde, temyizler bazen hukuktan ziyade olgulara dayanarak yapılır ve bu da ilk mahkemenin doğruluğunu kontrol etmenin bir yolunu sağlayabilir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde bazı daireler yüksek temizlenme oranına ulaşıyor ancak gönderdiği kararların üçte biri Yargıtay'da bozuluyor. Bu, "hızlı ama hatalı" çalışma anlamına geliyor. Öte yandan bazı daireler yavaş görünse de verdiği kararlar Yargıtay'da neredeyse hiç bozulmuyor. Kuşkusuz, reel çalışma oranı, temizlenme oranı ve Yargıtay onama oranı birlikte iyi sonuç veren daireler, gerçek anlamda yüksek performanslı dairelerdir.12
Yargıtay’ın 2015-2020 yıllarına ait alt mahkemelerin tüm temyizlerin yaklaşık ne kadarının (!) hatalı olduğunu sergileyen aşağıdaki verilere karşılık saptanan hataların sınıflandırılması ve geri besi olarak mahkemelere duyurulmasının oldukça aydınlatıcı nitelikte olacağını düşünmekteyim. Aynı yaklaşım bölge adliye mahkemeleri için de geçerli olmalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve dava daireleri (2025) verilerine göre onama (160,891) ve bozma (68 388) verilerine bakıldığında 2020 yılına göre bozma oranının yükseldiğine (%29,8) tanık olunmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve dava dairelerine (2025) bakıldığında da aynı olguya tanık olunmakta; onama (71,463), bozma (20,179) oranlarına göre 2020 yılına göre bozma oranının (%22) yüksel eğilimi- ne tanık olunmaktadır.
Özet olarak, mahkemeler ve hâkimlere yönelik "verimlilik" ve "etkinlik" yaklaşımının çoğu dezavantajından biri, mahkemeler tarafından sunulan ürün ve hizmetlerin kalitesine bakılmamasıdır. Çoğunlukla kalite, hâkimler tarafından yasal kalite (yargı kararlarının kalitesi), üst mahkemelerin kullanılmasıyla kalite koruma sistemi ile Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinin yargı kalitesinin koruyucusu rolü açısın- dan tanımlanır. Eleştirmenler, yargı erkinde yalnızca "etkinlikle" ilgilenildiğini, kaliteyle ilgilenmediği- ne değinmektedirler. Yargı kararlarının kalite ölçümünde yüksek mahkemelerin kararlarını bozmasının bir ölçüt olması ile yenitinilmemelidir.
“Toplumun ıstırap çektiği sorunlardan, ancak onları açıkça konuşarak kurtulabilirsiniz.”
J.Stuart Mill
İçe Bakış
Adaletin kalitesi ve verimliliğini artırmak üzere mahkemelerin işleyişi ve yargının faaliyetleri hakkında bilgilerin yayınlanmasının aynı zamanda, halkın yargıya güveni üzerinde de yararlı etkileri vardır. Ne var ki, “Teftiş Kurulu Başkanlığının Teftiş Rehberi ve Ekleri Güncellenmiştir”, ise de rehbere erişilemediği gibi Teftiş Kurulunun Adalet Bakanlığına bağlı olduğu yıllarda tanık olduğumuz yıllık raporlamanın HSK web sitesinde yayınlandığına da tanık olunmadığı gibi mesleki öğrenme amacıyla performansın ölçülmesi de yer almamaktadır. Kayda değer bir kayıt “Hedef (H4.2) Teftiş sistemi güncellenerek geliştirilecektir” (!?).
Hiç kuşkusuz, halkın yargıya güven duymasını sağlamak için mahkemelerin şeffaflığına ve sürekli olarak halkın denetimi ve gözetimi altında tutulmasına duyulan ezeli ve ebedi ihtiyaçtır. Bu, hâkimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ve tutarlılığına ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır: Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir (2003/43 Sayılı Birleşmiş Milletler Bangalor Yargı Etiği İlkeleri, Değer 3: Doğruluk ve Tutarlılık).
İsveç ve Norveç'te, iç ve dış diyalog, öncelikle iş birliği ve yargısal değerlerin korunması amacıyla mahkeme personeli ve hâkimler için geri bildirim organize etmek için kullanılmaktadır. İkinci olarak, mahkeme kullanıcılarından, avukatlardan vb. hâkimlere ve mahkeme personeline geri bildirim istenmesi amaçlanmıştır. Diyaloglar yerel mahkeme teşkilatı tarafından organize edilir; girişim aşağıdan yukarıya doğrudur. Burada odak noktası tamamen mesleki öğrenme ve organizasyon geliştirme olduğundan, yöntem niteliktir. Durumun ortak bir analizine varmak ve mahkemelerin işleyişini iyileştirmek için ne yapılması gerektiği konusunda anlaşmaya varmak için mahkeme personeli ve hakimler arasında iş birliği gereklidir. Mahkeme başkanı burada öncü bir rol üstlenmeli hem hâkimleri hem de mahkeme personelini konfor alanlarından çıkmaya ikna etmelidir. Hollanda'da da benzer bir araç geliştirilmiştir; "ayna" toplantıları adı verilen bu toplantılarda, mahkeme kullanıcıları mahkeme ve hakimlerle ilgili deneyimlerini kendi aralarında tartışırken, hakimler ve mahkeme personeli de dinler.
Yargının temel görevleri davaları dinlemek ve hüküm vermektir. Mahkeme duruşması yürütmek ve hüküm vermek çok farklı beceriler gerektirir: Taraflar ve avukatlarıyla iletişim kurmak, davayı ve belge alışverişini yönetmek, duruşmayı zaman açısından planlamak, hükmü yazmak. Bu, usul kuralları ve davaya uygulanacak hukuk konusunda, içtihat hukukunun gelişimi ve diğer hukuki ve toplumsal gelişmeler de dahil olmak üzere, konuyla ilgili uzmanlık da dahil olmak üzere yüksek düzeyde uzmanlık gerektirir. Tarafların davaya bakış açısı, yalnızca hâkimi bilgilendirmek için değil, aynı zamanda usul adaleti açısından da son derece önemlidir; bu da hâkim davranışının, hükmün taraflarca kabul edilmesinde çok önemli olduğunu göstermektedir. Hüküm metinlerinin anlaşılabilirliği de hükümlerin meşruiyetini açıklamakta önemli bir konudur. Burada izleme/irdeleme teknikleri, hâkim düzeyinde ve ekip düzeyinde akran değerlendirmesi ve paydaşlar ve mahkeme kullanıcılarıyla etkileşimlerin değerlendirilmesi olabilir. Sonuç olarak, yargı, adaletin gerçekleştirilmesine ilişkin halkın memnuniyetini değerlendirmeli ve bu yolla adaletin kalitesini yükseltmek için çaba göstermelidir.13
Yargı Gözcüsü (Court Watch)
Yargıda kalite ile meslek kuralları arasında doğrusal bir korelasyon olduğu söylemek bir abartı olmayacaktır. Etik kuralları, salt ihlalleri düzenleyici normlar olarak görmek yerine proaktif işlevi üzerinde durularak İşkence Sözleşmeleri (Avrupa Konseyi ve UN Sözleşmeleri) örneğinde kurulan işkence komitelerinin/Cezaevleri İzleme Kurullarının haberli ve habersiz ziyaretlerle sağladığı proaktif işlevin yargıda dürüst yargılama ve etik kurallara uyum doğrultusunda rolü üzerinde durmak gerekmektedir. Bu amaçla her baro nezdinde Etik Kurulu’nun bu türden denetimleri yapması bir proje olarak geliştirilmelidir (court watch groups). Bu doğrultuda kurul üyeleri kıdemli avukatlar ile emekli yüksek mahkeme üyeleri/ hâkimlerden oluşturulabilir.
Mahkemede duruşma izleme, mahkemeler hakkında gözlem yapma ve bilgi toplama sürecidir. İzleme, gerçek zamanlı mahkeme işlemlerinin izlenmesinin yanı sıra mahkemenin, uygulamalarının ve usullerinin araştırılması ve soruşturulmasını içerir.
İzlenmeyen sistemler kendi amaçlarına hizmet etme eğilimindedir. İzleme, açık ve şeffaf bir mahkeme sürecini teşvik eder ve sistemi mağdur ve kamu güvenliğini korumaktan sorumlu tutar. İzleme ayrıca halkı adalet sistemi için sorumluluk almaya da yönlendirir. Bu da demokrasi ve toplumun refahını güçlendirir.
Sonuç
Çağın gerektirdiği hızlı tempoyu yakalamak yerine sistemi daha da yavaşlatarak halkı yargıya karşı yabancılaştırıp mevcut iş yükünü sıfırlamanın hedef olup olmadığı da sorgulanmalıdır. Öncelikle, hukuk güvenliği ve güvenilirliğini korumak ve kollamak için oluşturulan mahkemeler ile adli denetim yetkisini kullanan mahkemeler (istinaf/ temyiz), önüne gelen davaları, âdil yargılama hakkına saygınlık içinde ve makul sürede sonuçlandırmalıdırlar.14 Yargılama süresi açısından Avrupa Birliğindeki medyan süre (gün) dağılımı şöyledir:
|
Türü |
İlk derece |
İkinci derece |
Temyiz |
|
Hukuk |
234 |
180 |
247 |
|
Ceza |
134 |
117 |
126 |
AİHM’ince oluşan içtihatlar bağlamında yargılama süresinde ne kadar süre aşımı olduğunda “makul süre” ihlali olduğuna ilişkin aşağıdaki tabloya yer verilmiştir.15
Makul sürenin ihlal edilmemesi (AİHS Mad. 6) bağlamında örneklere aşağıda yer verilmiştir.
|
Dava türü |
Sorunlar |
Uzunluğu |
Karar |
|
Ceza davaları |
Basit davalar |
3 yıl 6 ay (toplam üç evre); 4 yıl 3 ay (soruşturma ve üç evre) |
İhlal yok |
|
Ceza davaları |
Girift |
8 yıl 5 ay (soruşturma ve üç evre) |
İhlal yok |
|
Hukuk davaları |
Basit davalar |
İlk derece-1 yıl 10 ay; istinaf 1 yıl 8 ay; Temyiz 1 yıl 9 ay |
İhlal yok |
|
Hukuk davaları |
Öncelikli davalar(iş) |
İlk derece 1 yıl, 7 ay(iş) İstinaf 1 yıl, 9 ay; temyiz 1 yıl 9 ay |
İhlal yok |
Makul sürenin ihlali (Mad. 6) – Özeti
|
Dava türü |
Sorunlar |
Uzunluğu |
Karar |
|
Ceza davaları |
Farklı |
5 yıldan fazla |
İhlal |
|
Hukuk davaları |
Öncelikli |
2 yıldan fazla (Minimum 1 yıl 10 ay) |
İhlal |
|
Hukuk davaları |
Girift |
8 yıldan fazla |
İhlal |
Öte yandan, geleceğin tahmin edilebilir olması, hukuki işlemlerde rastlantı ve keyfiliğin önlenmesi, hukuk güvenliğine16 bağlıdır. OECD belgesine göre,17 güvenilir yargı sistemlerine sahip ülkeler kişi başına gayrı safi milli hasılayı, mülkiyet haklarının korunması ve ulusal rekabeti daha yüksek seviye taşıyabilmekte, hukuki kesinlik, tahmin edilebilirlik ve işletmelerin yargı sistemlerine olan güveni olumlu yatırım kararlarına ve rekabetin gelişmesine yardımcı olabilmektedir.
Konuya hukuk sosyolojisi değerleriyle yaklaşıldığında da ortaya çıkan tablo farklı değildir: Usul hukuku, bir bakıma, biçimsellikten ibaret gözüküyorsa da biçimin özgürlüğün ikiz kardeşi olarak keyfiliğe set çektiği unutulmamalıdır (Jhering). Amaç işlevselliği göz ardı edilmemelidir. F. Carrara’nin belirttiği gibi “maddi ceza hukukuna eklenecek çok az bir şey olduğundan, bu hukuk yerine ceza usulü etüdüne yoğunlaşmalıdır. İşte usul hukukuna özgü soyut irdelemeler ve entelektüel oluşumlar bir yana bırakıldığında, gerçekte bu hukukun, kamu düzenini sağlamak amacıyla yargı gücüne verilmiş işlevsel bir sosyal araç olduğu ortaya çıkmaktadır.
Dünya’da yargı sistemlerine güvenin azaldığı/reform çabaları başarısının ise sınırlı kaldığı görülmekte- dir. Bunun geneldeki başlıca nedeni, yargı reformunun usul kanunları, kod kanunları, hukuk eğitimi, yolsuzluk veya IT teknolojisi gibi tikel sorunlara odaklanıp, bunlardaki değişimin sistemin diğer öğeleri/dinamikleri üzerindeki etkisinin göz ardı edilmesidir.18 Yargı sisteminin sistem olduğu bilinci de facto yok gibi bir görüntü vermekte; sistemin öğeleri arasındaki etkileşim göz ardı edildiğinden reform girişimleri ve harcamaları hayal kırıklığı yaratmaktadır. Aynı olumsuz sonucun istinaf mahkemeleri için de olacağını düşünmekteyim-Sistem yaklaşımı.
Bu çalışma, yapay zekanın (YZ) ceza davalarının yargılama verimliliğini artırmadaki uygulamasını araştırmaktadır. Küçük, sıradan ve karmaşık davaları içeren 500 ceza davası kaydından oluşan bir veri kümesi kullanılarak, yargılama sonuçlarını tahmin etmek, işlem süresini azaltmak ve karar doğruluğunu artırmak için makine öğrenimi (ML) ve doğal dil işleme (NLP) teknikleri uygulanmış. Karar ağacı regresyonu ve destek vektör makineleri (SVM) gibi ML modelleri, yargılama süresini ve karar doğruluğunu tahmin etmek için geçmiş dava verileri üzerinde eğitildi. NLP, belge oluşturmayı otomatikleştirmek ve yargılama kayıtlarından önemli yasal bilgileri çıkarmak için kullanıldı. Sonuçlar, YZ destekli yargılamaların, geleneksel yöntemlere kıyasla ortalama yargılama süresini %40 ve hata oranlarını %55 oranında azalttığını gösterdi. Bulgular, yapay zekanın yargı verimliliğini önemli ölçüde artırabileceğini, ancak YZ uygulaması, ölçeklenebilirlik ve önyargı azaltma ile ilgili zorlukların devam ettiğini göstermektedir.19
Sonuç olarak, yargıya güven ve kalite sorununda önemli olan yargıya erişimin demokratikleştirilmesi ve sonuçta üretilen tikel ve genelde kümülatif adaletin kalitesini sağlamak olduğundan temel sorular şöyle sıralanabilir: Herkes adalete erişebiliyor mu? Zor/çetin davaların (hard cases) üstesinden gelebilecek yeterince nitelikli hukukçu var mıdır? Üretilen adalet kalitesi nedir? Adalet aktörleri ürün kalitesinden memnun mudurlar? Aktörlerin insan hakları-güvenlik ikilemi karşısındaki tutumları nedir? Adalet kalitesi belli ölçerlere, endeks değerlere, göre değerlendirilemez mi?20
Yargıda kalite hukuk eğitiminden başlayıp, adalet akademisinde devam eden bir süreç olmasına karşın her ikisi için de eğitimin kalitesi üzerine şimdiye kadar yapılmış bir ankete tanık olmadım.21 Eğitim programı içinde, kuşkusuz, “gerekçeli karar yazılımı”; “en iyi uygulamaların paylaşılması” gibi konulara ağırlık verilmesi yeğlenmelidir.
OECD., tarafları “devletin ve toplumun tamamını kapsayan yaklaşımlar aracılığıyla, ampirik verilere ve kanıtlara dayalı olarak, insan merkezli adaleti teşvik etmek için hükümetin en üst düzeylerinde taahhüt sağlayarak, adalet sisteminde insan merkezli bir amaç ve kültür oluşturmaya” çağırmaktadır.22
Özetle, entelektüel olarak, hâkimlik çok zorlayıcı olup, sürekli kararlar vermeniz, sorunları ele almanız ve benzeri şeylerle uğraşmanız gerekiyor. Yalnız, özel avukatlık pratiğine kıyasla, hâkimlik farklı bir özgürlük sunuyor: Kazanmanızı isteyen müvekkillerin baskısı olmayıp, davayı tarafsız bir şekilde karara bağlıyorsunuz.
Yargı sorumluluğu, bağımsızlık, dürüstlük ve tarafsızlık değerleri üzerine kurulu ise de dava sayısının kabarıklığı ve kaynak kısıtlamaları süregelmekte; iş yükünün muazzam baskısı sistemi zorlamakta olduğundan AI (yapay zekâ) destekli "hâkimlik becerisi" olarak yeni beceriler gerektirmektedir.
"Kimse sıradan hâkimlerin ne yaptığı hakkında gerçekten yazmıyor."
Profesör Ross Cranston
Prof. Dr. Mustafa Tören Yücel
-----------
1 Bkz. C. Otacı. “Ceza Yargılaması Maliyeti ve Kamu Kaynaklarının Korunmasına Dair Öneriler” hpd Analiz, Aralık 2005, S.5, ss.20-25; “Adalet Mekanizması ve Stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi” Güncel Hukuk Ekim 2005, S.22, ss.36-39; İ. Berkan. “Adaletin bu kadar verimsizi zor bulunur” Hürriyet (6/02/2015) s.6. Yargının kalitesi kavramının tanımlanması çok daha hassas bir meseledir ve bu doğrultuda pek az girişimde bulunulmuştur. Bunun olası nedeni, yargının kalitesi kavramının farklı alanlardan çok sayıda değişkeni bir araya getirmesi ve bu değişkenlerden tümünün aynı araçla ölçülebilmesinin mümkün olmamasıdır. Yargı kalitesi üç seviyede ele alınabilir: Ulusal, mahkeme ve münferit hâkim seviyesi. Bu üç seviyenin her biri için formüle edilecek sorular beş ölçüm alanı bağlamında geliştirilebilir. Bunlardan dördü konunun “arz yönü” (yargı altyapısı, Adalet Bakanlığı, HSYK ve insan kaynakları) ve bir tanesi ise talep yönü (mahkeme kullanıcıları/justice comsumers) ile ilgilidir. Ayrıca bkz. The Consultative Council of European Judges(CCJE) to the Attention of the Committee of Ministers of the Council of Europe on the Quality of Judicial Decisions, Opinion no.11(2008). Cepej. Measuring the quality of Justice Guide, 2017. Mustafa T. Yücel. https://hukukihaber.net/Mahkeme-Yönetim-Kalitesi Ayrıca bkz. Alexander B. Aikman, Total Quality Management in the Courts: A Handbook for Judicial Policy Makers and Administrators 1 (1994). Ayrıca bkz. Avrupa Parlamentosuna, Konseye, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesine ve Bölgeler Komitesine Sunulan Komisyon Bilgilendirmesi AB Genişleme Politikasına İlişkin 2022 Bilgilendirmesi- Türkiye Raporu.
2 Cepej. Yargının ve mahkemelerin kalitesinin arttırılmasına yönelik kontrol listesi (Strasbourg, 2–3 Temmuz 2008). Bu belgedeki kalite modelleri, siyaset belirleyicileri, mahkeme yöneticileri, mahkeme başkanları, hâkimler ve diğer yargı aktörlerinin, yargı sisteminin hangi düzeyinde faaliyet gösteriyorlar ise o düzeyde sunulan hizmetlerin kalitesinin yükseltilmesi konusundaki sorumluluklarıyla yüzleşmelerini sağlayacak bir “turnusol kâğıdı” olarak değerlendirilebilir. Ayrıca bkz. M. S. Bilgiç, S. Akyürek ve F. S. Koydemir. Türkiye’de Yargıya Toplumsal Bakış, Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Rapor no.69 (Aralık 2015): “Mahkeme denilince kişilerin akıllarına gelen ilk şey %43,3 oranında adalet/hakkaniyet gibi olumlu bir kavram/çağrışım iken, %56,7’lik kesimin aklına ilk gelen çağrışımlar olumsuz kavramlara (çözümsüzlük/ uzayan süreçler, adaletsizlik /güvensizlik, korku/hapishane) dayanmaktadır. Mahkemelerle ilgili olumsuz çağrışımlar içinde en fazla öne çıkan kavram ise %32,3 ile çözümsüzlük ve uzayan süreçlerdir.” Ayrıca bkz. J.O.Haley.“Judicial Reform: Conflicting Aims and Imperfect Models” Washington University Global Studies Law Review, Vol.5/Issue 1, ss.81-97. Ayrıca bkz. European Commission. D.Lorenzani ve F.Lucidi. The Economic Impact of Civil Justice Reforms, European Union, 2014. http://ec.europa.eu/ economyfınance/ publications/.
3 Meşruiyet-Genel tanımına göre, yönetme hakkı ve bu hakkın yönetilenlerce tanınmasıdır. Ceza adaletine ilişkin meşruiyet ise, en temelde ceza adalet sisteminin var olması hakkının tanınması ve otoritesinin hukuku belirleme, zorlayıcı güçle yönetme ve suç oluşturan davranışları cezalandırmada yer almaktadır. Meşruiyet, ikili ve etkileşim karakteri itibariyle yetki sahibi ile ona tabi olanlar kapsamaktadır-usuli adalet-Kolluk ve cezaevindeki tretmanın meşruiyeti analiz edilmektedir. Ayrıca bkz. D.Beetham. The Legitimation of Power, 1991, s.20:
Meşruiyet ölçütü Gayrı meşru yetki biçimleri
1. Kurallara uygunluk 1. Gayri meşru (kural ihlali)
(Hukuki geçerlilik) 2. Meşruiyet açığı
2. Ortak değerler olarak (Kurallar ile destekleyici ortak
kuralların yerindeliği değerler arasındaki fark veya
3. Belirgin rızanın sağladığı ortak değerlerin yokluğu)
meşruiyet 3. Gayri meşru hal
(Rızanın geri çekilmesi)
4 Çiğdem Toker. “Hak ihlali tazminatı üçe katlandı” T 24 (20/05/2026).
5 CEPEJ Avrupa Konseyi üye ülkelerinin adli sistemlerini incelemek için düzenli bir süreç kabul etmiştir. 1) Adli sistemleri değerlendirme Çalışma Grubu (CEPEJ-GT-EVAL) bu sürecin idaresinden sorumludur. 2) Adaletin kalitesi Çalışma Grubu (CEPEJ-GT-QUAL) üye ülkelerde, adalet sistemiyle sunulan kamu hizmetinin kalitesini geliştirmek amacıyla mahkemelerde yapılan çalışmanın analiz ve değerlendirilmesi araçlarını geliştirmek için görevlendirilmiştir.
CEPEJ-GT-QUAL hâkimlerin bağımsızlığı ilkesine duyarlık içinde özellikle,
· Üye ülkelerde mevcut olan adli çalışmanın kalitesini değerlendirme sistemleri konusunda gereken bilgileri toplamak;
· Adli çalışmanın kalitesini ölçme vasıtaları, göstergeleri ve araçlarını geliştirmek; ve
· Mahkemeler ve karar verenler/kullanıcılar için adaletin kalitesini sağlama yükümlülüğüyle iş yükünün ve hâkimlerin iş yükümlülüklerinin dengelenmesi ve adli faaliyetteki işlevsizliğe çare bulunmasını sağlayacak kesin çözümler tasarlamaktır.
3)Mahkemelerde zaman yönetimi oluşturulması için çalışmak üzere CEPEJ 2007’de bir adli zaman yönetimi merkezi (SATÜRN Merkezi–Adli Zaman Kullanımı Çalışmaları ve Analizleri Araştırma Ağı) kurmuştur.
(CEPEJ), Monitoring and Evaluation of Court System: A Comparative Study.
(CEPEJ), Administration and Management of Judicial Systems in Europe.
(CEPEJ), Pim ALBERS, Performance indicators and evaluation for judges and courts.
(CEPEJ), Marco VELICOGNA, Use of information and communication technologies (IT) in European Judicial Systems.
ENCJ çalışma grubu, Quality Management Report 2008-2009, Quality Management and its Relation to Transparency and Access to Justice. Ayrıca bkz. Richard MOHR ve Francesco CONTINI, Judicial Evaluation in Context: Principles, Practices and promise in Nine European Countries http://www.ejls.eu/2/30UK.pdf. US Trial Court Performance Standards and Measurement System (22 standart/62 tedbir)
http://www.ojp.usdoj.gov/BJA; Hollanda kalite ölçüm sistemi için bkz. RechtspraaQ. Finlandiya için “How to assess quality in the courts” www.oikeus.fi/5996.htm
A.Brooks ve C.Eisenhart. Characteristic of European Union Justice System, 2/09/ 2009.
6 Bkz. P.M.Boucher. Nanotechnology-Legal Aspects. CRC Press, London, 2008. Ayrıca bkz. http://www.nano.gov Ayrıca bkz. Avrupa Hâkimleri Danışma Konseyi’nin “Adli Kararların Kalitesi” konulu 11 nolu görüşü-CCJE (2008). Yüksek mahkemeler, hâkimlerce yapılan adli hataları düzeltmek yanında benzer davaların benzer bir şekilde karar verilmesini (hukuk birliği) sağlayarak yüksek kalitede mahkeme karar süreci için bir güvence oluşturmaktadır. Adli kalite yargının bağımsızlığı fikrine de ilişkindir. Bağımsızlık güvenceleri hâkimlerin adaylık, mesleğe alınma, görev süreleri, maaşları ile yürütme veya yasama organından etkisi altında kalmaksızın karar vermesini de kapsamaktadır (Yazarın notudur). Cepej. Checklist for promoting quality of justice and the courts (2008, 2E). Ayrıca bkz. http://www.courtexcellence.com/ International Framework for Court Excellence. Veysel Ulusoy. “Hukukun üstünlüğü, ekonomik büyüme... Osimhen ve Mario Lemina örneği” Cumhuriyet (16/11/2025): Harvard Law Journal (2024) yayınında 134 ülke üzerine 1984-2019 verisi ile yapılan araştırma, hukukun üstünlüğü ile ekonomik büyüme arasında bağın çok güçlü olduğunu ortaya koymakta, (0-1 aralığındaki) endeksteki yüzde 10’luk bir artışın kişi başı geliri yaklaşık yüzde 3,5 ile yüzde 4,2 artırdığını göstermektedir. Tüm bu araştırma sonuçlarının kişi başı geliri ortalama ne kadar artırdığını da görmek önemli olabilir. Hukukun üstünlüğündeki 0.1 puanlık artışın (Türkiye için 0.4’ten 0.5’e çıkması) cebinize ek yıllık 600 dolar daha fazla gelir koymaktadır. Sadece parasal yaklaşım değil konu olan. Aynı sonuçlar sosyal hayattaki tüm diğer gelişmeleri de yukarılara taşımaktadır.
7 Mustafa T. Yücel.https://hukukihaber.net/Mahkemelerde-Kapasite-ve-Etkinlik-Sorunu
https://hukukihaber.net/Hâkimlerin-Kişiliği - https://hukukihaber.net/Yargı-Reformu-ve-Demokrasi-Sosyolojik-Yaklaşım
https://hukukihaber.net/Mahkemeler-Adalet-ve-Verimlilik
8 Kuşkusuz, kimse sizin doğru olduğunuz yolundaki mutlak inancınızın sizin böyle olduğunuz hakkında bir güvence olmadığı üzerine kuşku duymayacaktır. O.W.Holmes’ın belirttiği gibi, “eminlik kesinlik testi değildir. Emin olduğumuz çoğu şeyler öyle değildir.” Natural law 32 Harvard Law Review 40, 1918, s.40. Ayrıca bkz. E.Allan Lind ve Tom R.Tyler. Social Psychology of Procedural Justice, Spring Science, 1988.
9 GLOBAL MEASURES OF COURT PERFORMANCE (Third Edition) Sydney, Australia: Secretariat for the International Consortium for Court Excellence: http://www.courtexcellence.com. Parker. Mahkemeler ve Kamuoyu, Avustralya Yargı İdaresi Enstitüsü 1998, ss. 17–18. HSK. Yargının Etkinliği Bürosu 2024 Yılı Faaliyet Raporu, Aralık 2024-Bilimsel bir değerlendirmeden yoksun bir rapor(!?). Ayrıca bkz. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği Sayı: E.75743956-045-399/104251 18.12.2025 Konu: Makul Sürede Yargılanma Hakkı Kapsamında Gerekçeli Kararların Yazılması
10 Ayrıca bkz. Gürsel Özkan. Yargıya Güven Sorunu, Turhan Kitabevi, 4. Bası, 2024. Fazıl H. Erdem. “Türkiye’de Yargının Hukuk Ötesi Sorunları” DÜHFD, Cilt: 24, Sayı: 40, Yıl: 2019, ss. 3-30. Taha Akyol. “Muhafazakâr adalet!” Karar (28/12/2025); T. Akyol. “Türkiye’nin Hukuk Serüveni” Doğan Kitap, 2016. Ahmet Taşgetiren. “Yargıda Yaman Çelişki” Karar (23/02/2025). 21/03/2000 tarihli Adalet Bakanlığı Genelgesi: “Bazı yargı çevrelerinde görevlilerin mesailerine zamanında gelmedikleri, duruşmalara belirlenen saatte başlamadıkları ve görevlerinden erken ayrıldıkları, bu durumun da vatandaşların haklı sızlanmalarına neden olduğu öğrenilmiştir.” Fatih Altaylı: YARGIYA GÜVEN NASIL ARTAR? 24 Nisan 2026.
11 Usuli objektiflik Kant’tan gelmektedir. Bkz. M.H. Kramer. Objectivity and the Rule of Law, Cambridge University Press, 2007.Bkz. Bangolore Yargı Etiği İlkeleri; J. Rawls, Theory of Justice, s.137: Objektiflik adına adalet ilkelerine varmak üzere aktörleri farazi bir şekilde cahillik peçesi (veil of ignorance)arkasına konulmaktadır. Her aktörün farazi konumda toplumdaki yeri, sınıfı veya sosyal statüsü, psikolojik eğilimleri, zekâsı ve gücü, toplumun ekonomik ve siyasi durumu, toplumun kültürel seviyesi ve ait olduğu nesil hakkında bir bilgisi yoktur. Olması gereken bu normatif yaklaşıma karşın Mayıs 2015 tarihinde yeni seçilen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına görevi devreden eski Başsavcı H.Erbil törendeki konuşmasında, “…Devletini milletini zora sokmadan zarara uğratmadan birilerini fazla rahatsız etmeden görev yapacağına...yürekten inanıyorum” söylevi çok düşündürücüdür. Bkz. “Birilerini rahatsız etmeden görev yap” Hürriyet (23/05/2015) s.19. Ayrıca bkz. G. Mayne. Judicial Integrity: the accountability gap and the Bangalore Principles (Erişim 22/06/2026).
12 Ankara BAM'ın 2025 faaliyet raporu, 17 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN 10 YILLIK FAALİYET RAPORU (2016-2025). Ankara İstinaf'ın en hızlı dairesi ve en yavaş dairesi belli oldu Memurlar.net özel 20/04/2026.
13 Mustafa T. Yücel. “Avukatlık Meslek Etiğine Kriminolojik Yaklaşım” TBB Dergisi, Sayı 75, 2008, ss.267-283.
Yargıda Şeffaflığa İlişkin İstanbul Bildirgesi Kaynak Kılavuz ve Değerlendirme (İstanbul Bildirgesi) Ankara, 2023.
14 Mustafa Tören Yücel. https://hukukihaber.net/İstinaf-Mahkemeleri-Yanlış-Bir-Proje-mi
15 Best practices on the prevention of the unreasonable length of proceedings: experiences of the CEPEJ (9/30/24). M.T.Yücel. “Adli Yargıda Makul Süre Felsefesi ve Matematiği” TBBD 2014. M.T. Yücel. “Ceza Yargılaması Gerçeği: Psiko-Sosyo-Juridik Açıdan Yargılamanın Paradoksal Özelliği, Makul Süre ve Segmentli duruşma” HFSA 3, 2005, ss.198-217.
16 Örneğin bir gün önce davalı olduğu davayı kaybeden kişinin yarın davacı olduğu zaman da hakkında aynı hükmün verilmesini haklı olarak beklemesidir. Hukuki güvenlik ilkesi, vatandaşların olduğu gibi devlet organlarının faaliyetlerinin de güvenilir bir esasa gereksinme duymasını amaçlamaktadır. Özellikle vatandaş açısından, onun için geçerli düzenlemelerin sürekliliği var ise, güvenin korunmasından söz edilir. CORE Session: Building Trust: Enhancing Public Confidence in the Judiciary YouTube NACM: National Association for Court Management Ayrıca bkz. Çiğdem Toker. “Hak ihlali tazminatı üçe katlandı” T 24 (20/05/2026): “Hak ihlali gerekçesiyle yapılan bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesi’nce verilen kararlarda hükmedilen tazminat tutarı, bu yılın dört ayında 148 milyon T’nin üzerine çıktı. Bu tutarın, 2025 yılının tamamı için yapılan ödemenin çok üzerinde oluşu dikkat çekiyor”.
17 Equal Access to justice-OECD (Erişim: 25/09/2024).
18 Teknolojinin çok daha önemli bir rolü var ve o da dönüşümü sağlamaktır. Bununla, teknolojinin radikal değişiklikler gerçekleştirmek ve daha önce mümkün olmayan (hatta düşünülemeyen) şeyleri yapmamıza olanak sağlamak için kullanılmasını kastediyorum. Teknolojinin buradaki rolü, eski çalışma yöntemlerimizi desteklemek ve geliştirmek değil, geçmişteki uygulamalarımızı tamamen değiştirmek ve çoğu zaman onların yerini almaktır.
Bu ön çözümler, resmi çözümden ziyade anlaşmazlıkların önlenmesi ve kontrol altına alınmasıyla ilgili olacak; uçurumun dibine ambulans göndermek yerine tepesine çit çekmek gibi, resmi yasal işlemler başladığında ve avukatlar mücadeleye girdiğinde sıklıkla olduğu gibi anlaşmazlıkların tırmanmasını engellemeyi amaçlayacak. Ön çözümler, daha önleyici bir anlaşmazlık çözüm hizmeti türünü teşvik edecektir. Richard Susskind. Mahkemelerin Geleceği, Temmuz/Ağustos 2020, Center on the legal education, Harvard Law School.
19 Improving the trial efficiency of criminal cases with the assistance of artificial intelligence Springer Nature Link Vol. 5, article number 110, (2025).
20 Bkz. Mustafa T. Yücel. “Türk Yargı Sistemi “Yapısal Analiz ve Sorunlar” https://hfsa-sempozyum.com HFSA25 Yücel Usul adaletinin nelere odaklanması-tüketiciler açısından- araştırma ile saptanması gerekirken, bu türden bir araştırmaya şimdiye dek tanık olunmamıştır. Kuşkusuz kolluktan başlayarak cezaevini de içeren CAS sürecinde adil ve gayri adil tretman olup olmadığı ve bu tretmanın kişiler üzerindeki etkisinin saptanması gereklidir. Yale Üniversitesi Prof. Tom R. Tyler’ın yaptığı araştırma türünden böyle bir araştırmaya ülkemizde tanık olunmamıştır (Bkz. Why procedural justice matters: Tom R. Tyler youtube). Ayrıca bkz. Mustafa T. Yücel. https://hukukihaber.net/Usul-Adaleti-ve-Psikolojik-Gerçekler Ayrıca bkz. İ.Elveriş, G.Jahic, S. Kalem. Mahkeme Tek Başına, İst. Bilgi Univ. 2008. https://hukukihaber.net/Yargı-Reformu-ve-Demokrasi-Sosyolojik-Yaklaşım
21 Bkz. Mustafa T. Yücel. “Hukuk Eğitimi Üzerine…” Ceza adaletine Özgün Sorunlar, Adalet, 2023. İngiltere eğitim kolejinde yapılan bir ankette (2020) sonuç değerlendirmede %83’ü eğitimi tatminkâr, %14’ü daha iyi olabilir, %3’ de hiç tatmin olmamış görmüşlerdir. Ayrıca bkz. Sultan Uçar. “Adalet arayışı ahirete kaldı (!)” Sözcü (29/05/2026).
22 Making Justice Systems More Effective and People Centred-Advancing a Responsive Rule of Law (Adalet Sistemlerini Daha Etkin ve İnsan Odaklı Hale Getirmek Duyarlı Bir Hukuk Devleti Anlayışını Geliştirmek), 12 Kasım 2025: OECD Tavsiyesi. Ayrıca bkz. Council of Europe. İnsan Hakları Komiseri Michael O’Flahert Komiser’in 1 ila 5 Aralık 2025 tarihleri arasında Türkiye’ye yaptığı ziyaretin ardından hazırlanan raporda,
· HSK yapısının ve işleyişinin, Venedik Komisyonu’nun ilkeleri doğrultusunda, çoğulculuk ve bağımsızlık için yeterli güvenceleri getirerek şeffaf, liyakat ilkesine dayalı ve yürütmenin müdahalelerinden bağımsız olmasını sağlanması,
· İddianamelerin ve yargı kararlarının, tutuklu yargılama kararlarının titizlikle incelenmesi dahil olmak üzere, zamanında, adil ve gerekçelere dayandırılarak kaleme alınmasını sağlayan kurallar geliştirip uygulamalarını; gizli tanık kullanımını sınırlandırmalarını ve aynı gerekçelerle paralel veya örtüşen davalar açma uygulamasına son verilmesi tavsiye edilmektedir.
Ayrıca bkz. Mustafa T. Yücel. https://hukukihaber.net/Yargılamada-Gerçeklerin-Belirlenmesi