<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hukuki Haber</title>
    <link>https://hukukihaber.net</link>
    <description>Türkiye'den ve dünyadan hukuki haberler, makaleler, siyasetten, spora her konuda hukuki haber...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://hukukihaber.net/rss/dunyadan" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 14:37:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/rss/dunyadan"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya, Pakistan’a çalışma ziyareti gerçekleştirdi]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkaya-pakistana-calisma-ziyareti-gerceklestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkaya-pakistana-calisma-ziyareti-gerceklestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, ikili ilişkilerin geliştirilmesi kapsamında Pakistan’a çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Anayasa Mahkemesi ve Pakistan Yüksek Mahkemesi arasında yargısal iş birliğine ilişkin mutabakat zaptının imzalandığı ziyaret kapsamında önemli temaslarda bulunan Başkan Özkaya ve beraberindeki heyet, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile de görüşme gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pakistan Yüksek Mahkemesi Başyargıcı Yahya Afridi’nin daveti üzerine 7-9 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen ziyarette Başkan Kadir Özkaya’ya; Anayasa Mahkemesi Üyeleri Rıdvan Güleç ve Recai Akyel, Genel Sekreter Murat Azaklı ile diğer yetkililer eşlik etti.</p>

<p>Ziyaret kapsamında Anayasa Mahkemesi ile Pakistan Yüksek Mahkemesi arasında iş birliğinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesi ile belirlenen alanlarda çeşitli faaliyetler gerçekleştirilmesine yönelik mutabakat zaptı imzalandı.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, imza töreninde yaptığı konuşmada iş birliğinin yalnızca kurumsal ilişkileri değil Türkiye ile Pakistan arasındaki köklü dostluk bağlarını da yansıttığını ifade etti. Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkilerin tarihsel dayanışma ve kardeşlik temelinde şekillendiğini belirten Başkan Özkaya, “Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkiler, sıradan diplomatik ilişkilerin çok ötesinde tarihsel dayanışma, karşılıklı saygı ve kardeşlik duygularına dayanan güçlü bir dostluğun ürünüdür. Milletlerimiz tarih boyunca birbirlerinin sevinçlerini ve zor zamanlarını paylaşmış, ihtiyaç duyduklarında birbirlerine destek olmuştur. Bugün imzalayacağımız bu iş birliği anlaşması, ülkelerimiz arasındaki kadim dostluk bağlarının yüksek yargı organları seviyesindeki somut ve kıymetli bir yansımasıdır.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Anayasal yargı kurumlarının hukukun üstünlüğünün korunması, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesi bakımından önemli bir sorumluluk üstlendiğini aktaran Başkan Özkaya, bu kapsamda farklı hukuk sistemleri arasında diyalog kurulmasının ve tecrübe paylaşımının önemine işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Uluslararası Yargı Diyaloğunu Son Derece Değerli Görüyoruz</strong></p>

<p>Başkan Kadir Özkaya; günümüzde anayasal yargının yalnızca ulusal hukuk düzenlerinin bir unsuru olmadığını, küresel ölçekte gelişen bir hukuk diyaloğunun parçası hâline geldiğini ifade etti. Başkan Özkaya, “Yüksek mahkemeler arasında tesis edilen kurumsal bağlar, ortak sorunlara kolektif çözümler üretmenin yanı sıra farklı hukuk pratiklerinden beslenmeyi de mümkün kılan bir tecrübe havuzu oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi olarak bizler uluslararası yargı diyaloğunu son derece değerli görmekteyiz.” dedi.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin dönem başkanlığını yürüttüğü İslam Dünyası Anayasa Yargısı Konferansının (İDAY) anayasal yargı alanında iş birliği ve tecrübe paylaşımını geliştirmeyi amaçlayan önemli bir platform olduğunu dile getiren Başkan Özkaya, “Pakistan Yüksek Mahkemesinin bu Konferansın seçkin üyeleri arasında bulunması, kurumlarımız arasındaki köklü diyaloğun uluslararası platformlarda da ne denli sağlam bir zemine oturduğunun en somut göstergelerinden biridir.” ifadelerini kullandı. Her iki yüksek mahkemenin Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliği (AAMB) üyesi olduğunu da hatırlatan Başkan Özkaya, ortak üyeliklerin anayasal yargı alanında bölgesel ölçekte yürütülen iş birliğinin ve karşılıklı tecrübe paylaşımının güçlendirilmesi bakımından büyük önem taşıdığını kaydetti.</p>

<p><strong>Mahkemelerimiz Arasındaki İş Birliği, Ülkelerimiz Arasındaki Dostluğu da Daha İleriye Taşıyacaktır</strong></p>

<p>Pakistan Yüksek Mahkemesinin anayasal değerlerin korunmasına ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesine yönelik çalışmalarını takdirle takip ettiklerini belirten Başkan Özkaya, Mahkemeler arasında kurulacak iş birliğinin verimli sonuçlar doğuracağına olan inancını dile getirdi. Başkan Özkaya, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluk, yalnızca geçmişin güçlü bir mirası değil aynı zamanda geleceğe yön veren sağlam bir ortaklıktır. Bugün burada attığımız adım, bu ortaklığın hukuk alanındaki yeni ve önemli bir sayfasını açmaktadır. İnanıyorum ki Mahkemelerimiz arasında bugün tesis edilen ve güçlendirilen bu iş birliği, yalnızca iki yüksek mahkeme arasındaki ilişkileri değil aynı zamanda ülkelerimiz arasındaki köklü dostluğu da daha ileriye taşıyacaktır.”</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, konuşmasının sonunda başta Gazze olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan zulüm ve hak ihlallerine değinerek savaş ve çatışmaların bir an önce sona ermesi temennisinde bulundu.</p>

<p><strong>Bu Önemli Anlaşma Mahkemelerimiz Arasındaki İş Birliğini Artıracak, Kurumsal Bağları Güçlendirecek</strong></p>

<p>Pakistan Yüksek Mahkemesi Başyargıcı Yahya Afridi ise törende yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyeti ağırlamaktan onur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Söz konusu anlaşmanın iki yüksek mahkeme arasında ileriye dönük bir iş birliği imkânı sağlayacağını kaydeden Başyargıç Afridi, “Bu önemli anlaşma mahkemelerimiz arasındaki iş birliğini artıracak, bilgi paylaşımını geliştirecek, hukukun üstünlüğünü ve kurumsal bağları güçlendirecektir. Geçtiğimiz yıl Anayasa Mahkemesinin 63. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla İstanbul’da gerçekleştirilen programa katılmak üzere Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdim. Şunu belirtmeliyim ki Türkiye’deki hukuk sistemi ve teknoloji beni çok etkiledi. Daha sonra Türkiye’den alanında uzman bir ekip Pakistan’a geldi ve onlarla birlikte çalışmalar gerçekleştirdik. Bu süre boyunca Sayın Başkan’ın değerli desteğini gördük. Ayrıca Türkiye’nin Pakistan Büyükelçisi İrfan Neziroğlu’nun katkılarını da özellikle takdir etmek isterim. Günümüzde mahkemeler artık tek başına çalışamaz. Teknoloji ve haklarla ilgili konular sürekli değişiyor. Bu nedenle ülkeler arasında iş birliği çok önemlidir. Bu anlaşma ile iş birliğimizi daha aktif hâle getirecek ortak çalışma grubu kurulacak. Pakistan ve Türkiye farklı sistemlere sahip olsa da demokrasi ve anayasa konusunda aynı değerlere sahiptir. Bu anlaşmanın iki Mahkeme arasında daha iyi bir iş birliği sağlayacağına inanıyorum. Gelecekte bu iş birliğinin sadece kurumlarımızı değil adaleti de güçlendirmesini diliyorum.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi Heyeti, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile Bir Araya Geldi</strong></p>

<p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Pakistan’da çalışma ziyareti için bulunan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyeti kabul etti. Gerçekleştirilen görüşmede Başbakan Şahbaz Şerif, Anayasa Mahkemesi heyetinin Pakistan’da bulunmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Türkiye ve Pakistan arasında yüzyıllardır süregelen kardeşlik ilişkilerine değinen Başbakan Şerif, adaletin daha hızlı sağlanması için her iki ülkenin teknolojinin kullanımına ilişkin potansiyele sahip olduğuna dikkat çekerek bu alanda deneyimlerin paylaşılmasının önemine vurgu yaptı. Anayasa Mahkemesi heyetinin ziyareti kapsamında imzalanan mutabakat zaptının da bu yönde atılan önemli bir adım olduğunu aktaran Başbakan Şerif; iki ülkenin iklim değişikliği, terörizmle mücadele, göç ve diğer alanlarda yasalar ve bunların uygulanması konularında da birbirlerinin deneyimlerinden yararlanabileceğine işaret etti.</p>

<p>Başkan Özkaya ise Pakistan’daki misafirperverlik için Başbakan Şerif’e teşekkürlerini iletti ve iki ülke halkları arasındaki güçlü bağlara dikkat çekti. Başkan Özkaya, 64 yıllık geçmişe sahip Anayasa Mahkemesinin deneyimlerini paylaşmak üzere Pakistan ile bir pilot proje başlatmaya hazır olduklarını belirtti.</p>

<p>Başkan Özkaya ve beraberindeki heyet, Kasım 2025’te kurulan Pakistan Federal Anayasa Mahkemesine bir ziyaret gerçekleştirdi. Burada Başkan Amin-ud-Din Khan ile bir araya gelen Başkan Özkaya, yeni kurulan Federal Anayasa Mahkemesinin Pakistan halkının hak ve özgürlüklerinin güvencesi olarak çok önemli bir görev üstlendiğini belirterek kendisine başarılar diledi.</p>

<p>Söz konusu ziyaretin iki ülke arasındaki hukuki ve kültürel bağları daha da güçlendirmek için önemli bir adım olarak tarihe geçeceğini belirten Başkan Özkaya, Türk Dünyası Anayasa Yargısı Konferansı (TÜRK-AY) Dönem Başkanı Azerbaycan Anayasa Mahkemesinin Pakistan Federal Anayasa Mahkemesini TÜRK-AY gözlemci üyesi olma yönündeki davetine ilişkin, “Davet bizleri ziyadesi ile memnun etmiştir. Bu konudaki ilerlemeleri yakinen takip edeceğimizi ve en kısa sürede TÜRK-AY’a gözlemci üye olmanız yönündeki desteğimizi de belirtmek isterim.” değerlendirmesini yaptı. Görüşmede ayrıca iki Mahkeme arasında iş birliği anlaşması yapılması konusunda da mutabık kalındı.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, Pakistan Federal Hukuk ve Adalet Bakanlığını da ziyaret etti. Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin gerçekleştirildiği ziyarette Bakan Azam Nazeer Tarar, Türkiye ve Pakistan arasında siyasi ve ekonomi başta olmak üzere diğer tüm alanlardaki güçlü ilişkilerin yargı alanında da geliştirilerek devam etmesine yönelik çalışmalara her türlü katkıyı vermeye hazır olduğunu belirtti. Bakan Azam Nazeer Tarar ayrıca yargı kurumları arasında karşılıklı çalışma ziyaretlerinin sürdürülmesi yönündeki temennilerini dile getirdi.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet ayrıca Pakistan Başsavcısı Mansoor Usman Awan, Yüksek Mahkeme Barolar Birliği Başkanı Sayın Haroon-ur-Rashid, Lahor Yüksek Mahkemesi Başkanı Aalia Neelum ve Mahkeme üyeleri ile de bir araya geldi.</p>

<p>Başkan Özkaya ve beraberindeki heyetin Pakistan temaslarına, iki ülkenin yargı alanındaki iş birliğinin gelişmesine yönelik önemli çalışmalar yürüten Türkiye’nin Pakistan Büyükelçisi İrfan Neziroğlu da eşlik etti.</p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10191/1.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10192/2.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10193/3.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10194/4.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10195/5.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10196/6.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10197/7.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10198/8.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10199/9.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10200/10.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10201/11.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10202/12.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10203/13.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10204/14.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://anayasa.gov.tr/media/10205/15.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, Genel</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/anayasa-mahkemesi-baskani-ozkaya-pakistana-calisma-ziyareti-gerceklestirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/10-4.jpeg" type="image/jpeg" length="52889"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Uluslararası Sempozyumu]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/avukatlik-mesleginin-korunmasina-iliskin-avrupa-konseyi-sozlesmesi-uluslararasi-sempozyumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/avukatlik-mesleginin-korunmasina-iliskin-avrupa-konseyi-sozlesmesi-uluslararasi-sempozyumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukat Hakları Merkezi tarafından düzenlenen "Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi Uluslararası Sempozyumu", Av. Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sempozyumda; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilerek 13 Mayıs 2025 tarihinde imzaya açılan sözleşmenin hazırlanma süreci, koruma ve denetim mekanizmaları ile avukatlık mesleğinin geleceği kapsamlı biçimde ele alındı.</p>

<p>5 Nisan Avukatlar Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen sempozyum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve ebediyete irtihal etmiş tüm şehitler anısına saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sempozyumun açılış konuşmasını TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan yaptı. Sağkan’ın konuşmasının ardından, BM Hakim ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Margaret Satterthwaite’in sempozyum mesajı yayımlandı.</p>

<p>Etkinliğe; milletvekilleri, Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi Başkanı, BM Özel Raportörü, Avrupa Barolar Federasyonu önceki Başkanı, Fransa Ulusal Baro Konseyi Temsilcisi, Avrupa Konseyi Temsilcileri, büyükelçilik yetkilileri, TBB Yönetim, Disiplin ve Denetleme kurul üyeleri, baro başkanları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda avukat katıldı.</p>

<p>Birlik Başkanı Sağkan, açılış konuşmasında, İzmir’de toplanan Baro Başkanlarının, Barolar Birliği’nin kurulması çalışmalarına başladığı 5 Nisan 1958 tarihinin, TBB’nin tüzel kişilik kazanmadan önceki gayriresmî doğum günü olduğunu söyledi.</p>

<p>Aynı zamanda 5 Nisan 1878’de ise İstanbul Barosu’nun ilk genel kurulunu gerçekleştirdiğini hatırlatan Sağkan, 15-16 Mayıs 1987’de Tekirdağ’da yapılan TBB Genel Kurulunda bu iki tarihi gelişme dikkate alınarak 5 Nisan’ın Avukatlar Günü olarak kabul edildiğini anlattı.</p>

<p><strong>“ADALETSİZLİKLERE KARŞI MÜCADELE MESLEĞİMİZİN VARLIK SEBEBİDİR”</strong></p>

<p>“Kimsenin kuşkusu olmasın, 5 Nisan 1878’de nerede isek, 5 Nisan 1958’de nerede isek, 15-16 Mayıs 1987’de nerede isek, bugün de aynı yerdeyiz, aynı mücadelenin içindeyiz” diyen Sağkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Çünkü biz avukatız. Haksızlıklara, hukuksuzluklara ve adaletsizliklere karşı mücadele bizim mesleğimizin varlık sebebidir. Kimliğine, kişiliğine, milletine, ırkına, etnisitesine, cinsiyetine, yaşına, ten rengine, inancına, felsefi veya siyasi görüşüne bakmaksızın insanlık ailesinin ortak adalet arayışının rehberi, hak ve özgürlüklerin sözcüsü, hukukun üstünlüğü mücadelesinin öncüsüyüz. Bu vesileyle hak arama hürriyetinin ve kutsal savunma hakkının temsilcisi tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyorum.”</p>

<p><strong>“AVUKATLARA YÖNELİK BASKILARI AĞIR BİR ŞEKİLDE YAŞIYORUZ”</strong></p>

<p>Sağkan, <i>“Uluslararası hukuk düzeninde hukukun üstünlüğü konusunda tanık olduğumuz aşınmayı, avukatlara yönelik baskıları ve çeşitli tedbirleri ülkemizde daha ağır bir şekilde yaşıyoruz”</i> ifadelerini kullandı. Avukatların sosyoekonomik sorunlarının yanında avukata dönük şiddet ve avukatların mesleklerini icra etmelerinin önüne çıkarılan engellerin gün geçtikçe arttığını kaydeden Sağkan, şunları söyledi:</p>

<p><i>“Geçtiğimiz 5 Nisan’dan bugüne, geride bıraktığımız bir yıl içerisinde, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları hukuki ve idari baskılara, fiziksel ve sözlü saldırılara maalesef yenileri eklendi. Meslektaşımız Av. Mehmet Pehlivan, mesleki faaliyetleri kapsamındaki eylemlerine suç izafe edilerek 19 Haziran 2025’te tutuklandı; tutukluluğu devam ediyor. 7 Ocak 2026’da, meslektaşımız Av. Zekeriya Polat yalnızca görevini yaptığı için işyerinde silahlı saldırıya uğradı ve katledildi.</i></p>

<p><i>Bu saldırılar, yalnızca avukatların mesleki alanına ilişkin değildir. Savunmanın zayıflaması, doğrudan doğruya yurttaşların adalete erişim hakkını ve hak arama özgürlüğünü zedelemektedir. Güçlü bir savunma olmadan adil yargılanma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi mümkün değildir.”</i></p>

<p><strong>“BU SÖZLEŞMEYE HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYORUZ”</strong></p>

<p>Ulusal ve uluslararası düzeydeki her türlü baskı ve saldırıya karşı, Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin avukatların elinde yepyeni bir enstrüman olduğunu vurgulayan Sağkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“<i>Sözleşme, avukatların bağımsızlığına yönelik tehditlere karşı bağlayıcı bir güvenlik mekanizması oluşturuyor. Baroların kurumsal varlığını ve meslek örgütlerinin özgür iradesini de güvence altına alıyor. Böylece hem bireysel haklar hem de savunmanın kurumsal kimliği korunuyor. Bu sebeple, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden hareketle ben bu Sözleşme’yi ‘Avrupa Avukat Hakları Sözleşmesi’ olarak anmayı tercih ediyorum, önemini birilerine açıklarken de bu şekilde açıklıyorum.</i></p>

<p><i>Sözleşme’nin hazırlanmasına katkı sunanlar -ki onların bazıları bugün bu salonda bizimle birlikteler-, Sözleşme’nin giriş kısmında avukatların ve meslek örgütlerinin hukukun üstünlüğü, adalete erişim, insan hakları, temel özgürlükler gibi meselelerdeki rolüne dikkat çekiyorlar. Bir sonraki paragrafta ise avukatların karşı karşıya kaldıkları saldırıların altı çiziliyor. Salt, alt alta sıralanan bu iki paragraftan da anlaşılacağı üzere, avukata ve meslek örgütlerine yönelik saldırılar, esasen hukukun üstünlüğüne, adalete erişim hakkına, temel hak ve özgürlüklere yönelmektedir. Bugün bu Sözleşme’ye -maalesef- her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz.</i></p>

<p><i>Türkiye Barolar Birliği olarak, tüm barolarla birlikte, bu sözleşmenin ülkemiz tarafından da imzalanıp onaylanması için girişimlerimize ilk günden başlamıştık. İlk olarak Sözleşme’yi Türkçeye çevirdik. Türkiye Büyük Millet Meclisine, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Başkanlığına, Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarına resmî olarak başvurarak Türkiye’nin de imzacı olması talebimizi ilettik. Geçtiğimiz yıl 27 Mayıs 2025’te İstanbul’da, İstanbul Barosuyla ortak bir kolokyum düzenledik. Kitap olarak basılmasını sağladık. Bugün bu salonda sizlere de dağıtıldığı şekliyle bir kitapçık hâline getirdik.</i></p>

<p><i>Ülkemizin bu Sözleşme’yi imzalaması için elimizden gelen her türlü çalışmayı gerçekleştireceğiz.”</i></p>

<p><strong>“İYİ Kİ AVUKATLAR VAR”</strong></p>

<p>Sağkan, etkinliği düzenleyen TBB Avukat Hakları Merkezi’ne, konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p><i>“Hukukun gücü en zorlu anlarda bile yurtta ve cihanda hukukun üstünlüğünü savunabilme cesaretinden kaynaklanıyor. Bu cesareti defalarca sınanmış ve her sınavdan başarıyla geçmiş bir mesleğin mensubu, meslek örgütünün Başkanı sıfatıyla son olarak şunu söylemek isterim: Dünyanın her yerinde, iyi ki avukatlar var, iyi ki avukatlar var, iyi ki avukatlar var!”</i></p>

<p><strong>“BU SÖZLEŞME AVUKATLIK MESLEĞİNİ KORUMA ÇABALARINDA BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”</strong></p>

<p>BM Hakim ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Margaret Satterthwaite de video mesajıyla katıldığı konuşmasında, “Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi insan hakları açısından kilit öneme sahip ve hukukun üstünlüğü ilkesinin merkezinde yer alan avukatlık mesleğini koruma çabalarında bir dönüm noktasıdır. Sanırım hepimiz, bu sözleşmenin zamanlamasının daha isabetli olamayacağı konusunda hemfikiriz” ifadelerini kullandı. Satterthwaite, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p><i>“Ne yazık ki bugün dünya genelinde avukatlar, pek çok müdahale ve saldırının hedefi haline gelmektedir. Sözleşme; bu saldırılara karşı, avukatların korunmasının ne anlama geldiğine dair bölgesel bir standart belirleyerek karşılık vermektedir. Sözleşme, bu alandaki ilerlemeyi ölçmemizi ve gerekli adımların atılmadığı durumlardaki yetersizlikleri tespit etmemizi sağlar. Sözleşme; avukatlara, barolara ve dünya genelindeki devletlere, avukatların mesleki faaliyetlerini sürdürebilmeleri için yeni hukuki düzenlemeler yapabilecekleri referans noktaları sunmaktadır.”</i></p>

<p>Sözleşmenin Avrupa Konseyi’ne üye olmayan devletlere de açık tutulduğuna dikkat çeken Satterthwaite, tam anlamıyla işleyen adalet sistemlerinde avukatlık mesleğinin serbestçe icra edilmesinin demokrasilerin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu kaydetti.</p>

<p>Satterthwaite, “<i>Avukatların savunma hakkı dahil adil yargılanma güvencelerini korumadaki rolü özellikle hatırlanmaya değerdir. Zira bu haklar, hiçbir zaman tamamen ya da kısmen ortadan kaldırılabilecek tedbirlere konu olamaz. Adil yargılanma hakkı; yaşam hakkı ve kişi güvenliği gibi hiçbir koşulda askıya alınamaz temel haklarla doğrudan bağlantılıdır. Adil yargılanma hakkı, insan haklarının korunmasında kilit bir unsur olup hukukun üstünlüğünü güvence altına almada usule ilişkin bir araç işlevi görür”</i> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uluslararası standartların, avukatların mesleki hak ve yetkileri çerçevesinde yürüttükleri faaliyetler nedeniyle kovuşturmaya ya da idari, ekonomik veya başka yaptırımlara maruz kalmamaları gerektiğini öngördüğüne dikkat çeken Satterthwaite, <i>“Buna karşın dünya genelinde avukatlar; muhalifleri savunmaları, seçimleri korumaları, ifade özgürlüğünü ve bağımsız yargıyı müdafaa etmeleri nedeniyle saldırıya uğramaktadır”</i> şeklinde konuştu.</p>

<p>Satterthwaite, <i>“Herhangi bir ülkede avukatlık mesleğine yönelik haksız müdahale ve kısıtlamalar; adil yargılanma hakkının ve yasa önünde eşitliğin sistematik biçimde ihlal edilmesine zemin hazırlayabilir. Avukatların müvekkillerine karşı görevlerini yapmaktan alıkoyan devletler baskıcı bir ortam yaratır. Bu durum çoğunlukla belirli dava türlerini etkiler; başta insan hakları savunucuları ve muhalif kişiler olmak üzere bazı müvekkiller, bağımsız hukuki yardımdan yoksun kalabilir. Avukatlar bu kişileri savundukları için bedel ödemek zorunda kaldığında bu risk daha da artar. İşte bu boşluğu Lüksemburg Sözleşmesi doldurmaktadır”</i> dedi.</p>

<p>“<i>Bugünkü toplantı ve memnuniyetle karşıladığımız bu sözleşme; avukatlık mesleğinin karşı karşıya olduğu risk ve engelleri tespit etme, değerlendirme ve harekete geçirme taahhüdümüzü yenilememize imkân tanımaktadır”</i> diyen Satterthwaite, dünya genelindeki devletleri sözleşmeye taraf olmayı olumlu biçimde değerlendirmeye davet etti.</p>

<p>Sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlarda; sözleşmenin hazırlanma süreci, uluslararası koruma ve denetim mekanizmaları ile Türkiye bakımından iç hukuka yansımaları farklı başlıklar altında ele alındı.</p>

<p>I. oturumda; TBB Başkan Yardımcısı Av. Bahar Gültekin Candemir’in kolaylaştırıcılığında, Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Prof. Dr. George Katrougalos, Avrupa Konseyi Avrupa Hukuki İşbirliği Komitesi Başkanı ve Program Yöneticisi Julie Devys, Fransa Ulusal Barolar Konseyi (CNB) Avrupa ve Uluslararası İşler Komisyonu Başkanı Marie-Aimée Peyron ile Avrupa Barolar Federasyonu (FBE) Mesleki Dayanışma Komitesi Başkanı Joanna Wsolek söz aldı.</p>

<p>Öğle arasının ardından gerçekleştirilen II. oturumda ise TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Makbule Tanış’ın kolaylaştırıcılığında; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Volkan Aslan, Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) Başkanı Roman Završek, Avrupa Baroları Federasyonu (FBE) önceki Başkanı Dominique Attias ve İstanbul Barosu mensubu Av. Benan Molu konuşmacı olarak yer aldı.</p>

<p>Program Forum bölümüyle tamamlandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_1_5042026003141.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_2_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_3_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_4_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_5_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_6_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_7_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_8_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_9_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_10_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_11_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_12_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_13_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_14_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_15_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_16_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_17_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_18_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_19_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_20_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_21_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_22_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_23_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_24_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_25_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_26_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p><img alt="" src="https://www.barobirlik.org.tr/dosyalar/album/TBB/20260405_avukatlik_mesleginin_korunmasina_iliskin_avrupa_konseyi_sozlesmesi_uluslararasi_sempozyumu/86380_27_5042026003146.jpeg" title="" /></p>

<p>Görüntüle</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/avukatlik-mesleginin-korunmasina-iliskin-avrupa-konseyi-sozlesmesi-uluslararasi-sempozyumu</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/adsiz-123.jpg" type="image/jpeg" length="52283"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump, Adalet Bakanı Pam Bondi'yi görevden aldı]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/trump-adalet-bakani-pam-bondiyi-gorevden-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/trump-adalet-bakani-pam-bondiyi-gorevden-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, ABD Adalet Bakanı Pam Bondi’nin görevinden istifa ettiğini açıkladı. Cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ABD’li milyarder Jeffrey Epstein’e ilişkin soruşturmalardaki performansı nedeniyle ABD’deki siyasi partilerden eleştiri alan ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, görevinden istifa etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Trump, konuya ilişkin olarak sosyal medya hesabından yayınladığı açıklamada, "Pam Bondi büyük bir ABD’li vatansever ve sadık bir dosttur. Kendisi, geçtiğimiz yıl boyunca adalet bakanım olarak görevini büyük bir bağlılıkla yerine getirdi. Pam, ülke genelinde suçluların üzerine gidilmesi konusunda muazzam bir iş çıkardı ve cinayet oranları 1900’den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Pam’i seviyoruz ve kendisi yakın tarihte açıklanacağı üzere, özel sektörde kendisine çok ihtiyaç duyulan önemli bir pozisyona geçiş yapacak" dedi.</p>

<p>Açıklamasında Trump ayrıca, "Bu süreçte Adalet Bakanı Yardımcımız ve son derece saygın bir hukukçu olan Todd Blanche, vekaleten Adalet Bakanı olarak görev yapacaktır" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump, Bondi’nin görevden ayrıldığını açıkladığı ana kadar Bondi’yi sık sık övmüş, onu "harika bir insan" olarak tanımlamış ve bakan olarak "iyi bir iş çıkardığını" söylemişti.</p>

<p><strong>BONDİ, ABD KONGRESİ’NDE İFADE VERMİŞTİ</strong></p>

<p>Adalet Bakanı olarak 14 ay görevde kalan Pam Bondi, geçtiğimiz Şubat ayında Epstein dosyasına ilişkin ABD Kongresi’nde verdiği ifade sırasında "ABD tarihinin en kötü adalet bakanı" olarak nitelendirilmiş, bakanlık tarafından yayınlanan yaklaşık üç milyon belgede cinsel istismar kurbanlarının ismini ifşa ederken, istismarcılar ve şüphelilerin isimlerini sansürlemekle suçlanmıştı. Bondi, Epstein dosyalarında yayınlanan milyonlarca belgeye rağmen tek bir istismarcının dahi sorumlu tutulmaması nedeniyle istifa çağrıları ile karşı karşıya kalmıştı.</p>

<p>Demokrat Partili Kongre Üyesi Ted Lieu, oturum sırasında Pam Bondi’yi Adalet Bakanlığı’nın Epstein belgeleri ile ilgili cinsel istismar suçlularının peşine düşmediği konusunda sert bir şekilde eleştirerek, "Binden fazla cinsel istismar kurbanı var tek kişiyi bile hesap vermeye zorlamadınız. Biraz olsun ahlakınız varsa istifa edersiniz" demişti.</p>

<p>Bondi’nin oturum sırasında kendisine ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in Epstein ile ilişkileri konusunda kendisini sıkıştıran Demokrat Kongre Üyesi Becca Balint’i Yahudi karşıtlığı ile suçlaması da birçok kişinin şaşırmasına ve duruma tepki göstermesine neden olmuştu.</p>

<p><strong>BONDİ, TRUMP YÖNETİMİNDE GÖREVDEN AYRILAN İKİNCİ İSİM OLDU</strong></p>

<p>Adalet Bakanı Bondi, Trump yönetiminde son dönemde görevden ayrılan ikinci üst düzey isim oldu. Trump, 5 Mart’ta da göçmenlere yönelik politikalarıyla eleştirilerin hedefi olan İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’i görevden almıştı.<br />
<br />
<strong>EPSTEIN’E İLİŞKİN 3 MİLYONDAN FAZLA BELGE YAYINLANMIŞTI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cinsel istismar skandalı öncesinde Amerika ve Avrupa’da siyasetçiler, finansçılar, bilim insanları ve yüksek profilli sosyal çevreler arasında bir tür buluşturucu rolü oynayan ABD’li iş insanı Jeffrey Epstein, seks amaçlı insan kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklandıktan sonra 2019’da hapishane hücresinde intihar ederek yaşamına son vermişti.</p>

<p>Epstein ile arkadaşlık ilişkisi olan Trump, Epstein ile yollarını fuhuş ve istismar amaçlı insan kaçakçılığı suçlamalarıyla karşılaşmadan çok daha önce ayırdığını söylemişti.</p>

<p>ABD kamuoyunun Epstein belgelerinin yayınlanması konusundaki baskılarının ardından kasım ayında hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti'nin desteğiyle belgelerin yayınlanmasına ilişkin bir yasa kabul edilmiş ve Epstein'in Batı dünyasında birçok tanınmış isimle kurduğu karanlık ilişkileri ortaya çıkaran 3 milyondan fazla belge yayınlanmıştı. (Hürriyet)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/trump-adalet-bakani-pam-bondiyi-gorevden-aldi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 23:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/04/69ceaa29545a69c4c3d1cd31.webp" type="image/jpeg" length="52899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rusya Merkez Bankası, 210 milyar euroluk varlığı dondurduğu için AB'ye dava açtı]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/rusya-merkez-bankasi-210-milyar-euroluk-varligi-dondurdugu-icin-abye-dava-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/rusya-merkez-bankasi-210-milyar-euroluk-varligi-dondurdugu-icin-abye-dava-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Merkez Bankası, milli varlıklarının süresiz olarak dondurulması nedeniyle Avrupa Birliği’ne dava açtı. AB, söz konusu kararı geçen yıl Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerde elini güçlendirmek ve Moskova’nın bu fonlara kendi çıkarı için erişmesini engellemek amacıyla onaylamıştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplam değeri yaklaşık 210 milyar euro olan varlıkların 185 milyar eurosu, daha önce Moskova tarafından dava edilen Brüksel merkezli saklama kuruluşu Euroclear’da tutuluyor.</p>

<p>Dava, 27 Şubat’ta Lüksemburg’daki AB Genel Mahkemesi’ne sunuldu. Davaya dair duyuru ise salı sabahı kısa bir basın açıklamasıyla duyuruldu.</p>

<p>Rusya Merkez Bankası, uzun süreli dondurma kararının "uluslararası anlaşmalar ve Avrupa Birliği hukuku tarafından güvence altına alınan adalete erişim hakkı, mülkiyet dokunulmazlığı ve devletlerin ve merkez bankalarının egemen bağışıklığı ilkelerini ihlal ettiğini; bunun hukukun üstünlüğünün temelleriyle çeliştiğini ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmadığını" öne sürdü.</p>

<p>Dava konusu düzenleme, üye ülkeler tarafından aralık ayında, Ukrayna’ya 90 milyar euroluk yeni yardım sağlanmasına yönelik yoğun müzakereler sırasında kabul edilmişti.</p>

<p>Uzun vadeli dondurma kararı, AB Antlaşmaları’nın 122. maddesi uyarınca hayata geçirildi. Bu hüküm, COVID-19 salgını ve enerji krizi gibi geçmiş ekonomik acil durumlarda da kullanılmış ve nitelikli çoğunluk gerektiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avrupa Komisyonu, alışılmadık bir yorumla, Rusya’nın savaşının yarattığı sarsıntıların AB genelinde "ciddi ekonomik etki" doğurduğunu savundu.</p>

<p>Komisyona göre bu durum "ciddi tedarik kesintileri, artan belirsizlik, yükselen risk primleri, düşen yatırım ve tüketici harcamalarının" yanı sıra drone saldırıları, sabotaj ve dezenformasyon kampanyaları gibi çok sayıda hibrit saldırıyı tetikledi.</p>

<p>Moskova’nın Kiev’e tazminat ödemeyi kesin bir dille reddetmesi nedeniyle, söz konusu fonların serbest bırakılması ihtimali düşük görünüyor.</p>

<p>AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen aralık ayında, “Bu acımasız saldırı savaşı sürdüğü sürece Rusya’nın maliyeti artmaya devam edecek mesajını güçlü biçimde veriyoruz,” demişti. “Bu, Ukrayna’ya da güçlü bir mesajdır: Cesur komşumuzun hem cephede hem de müzakere masasında daha da güçlenmesini istiyoruz.”</p>

<p>Rusya Merkez Bankası ise Brüksel’i, dış politikada geçerli olan oybirliği yerine 122. madde kapsamında nitelikli çoğunluk kullanarak “ciddi usul ihlalleri” yapmakla suçladı. Ukrayna’ya yardıma karşı çıkan Macaristan da aralık ayında benzer itirazlarda bulunmuştu.</p>

<p>Komisyon yeni davaya ilişkin hemen bir açıklama yapmadı. Moskova’nın Euroclear’a açtığı davanın ardından ise Komisyon, bu hukuki girişimi “spekülatif” ve dayanaksız olarak nitelendirmişti.</p>

<p>Yürürlükteki düzenleme, Rus varlıklarının dondurulmasıyla “bağlantılı” olarak yapılan herhangi bir talebin AB içinde tanınmasını ve icra edilmesini yasaklıyor. (euronews)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/rusya-merkez-bankasi-210-milyar-euroluk-varligi-dondurdugu-icin-abye-dava-acti</guid>
      <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/03/adsiz-110.jpg" type="image/jpeg" length="42547"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zekâ tehdit etmeye başladı!]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/yapay-zeka-tehdit-etmeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/yapay-zeka-tehdit-etmeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin güvenlik gündemi artık sadece konvansiyonel unsurlar; kara, deniz ve havadan gelen tehditler değil; veri, algoritma ve dijital gerçeklik üzerine kuruluyor. Milli güvenliğimizin Anayasası olarak olarak kabul edilen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB), yapay zekâ, deepfake ve metaverse gibi ileri teknolojilerin ulusal güvenlik hattını nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyarken, 2026'daki son verilerle yeni bir milat başlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Klasik askeri üstünlük artık otonom silah sistemleri ve yapay zekâ algoritmalarıyla şekilleniyor. Özellikle ABD ve Çin gibi aktörlerin hem askeri hem de sivil alanlarda yapay zekâ temelli sistemleri stratejik kapasite haline getirdiği biliniyor. Bu sistemler yalnızca hedef tayin etmekle kalmıyor; aynı zamanda tehdit algılama, lojistik optimizasyon ve siber saldırı kabiliyetlerini de otomatikleştirebiliyor.</p>

<p>Dahası, yabancı devletlerin desteklediği hacker gruplar ve siber aktörler, yapay zekâyı sızma ve veri hırsızlığında kullanarak istihbarat güvenliğini örseleyebiliyor. Bu durum, devlet dışı aktörlerin de güç çarpanı kazanması riskini doğuruyor; terör örgütleri gibi aktörlerin propaganda, bilgi toplama ve siber saldırı kabiliyetlerini artırdığına ilişkin uluslararası raporlar var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DEEPFAKE TEHDİDİ: DEMOKRASİ, KİMLİK KRİZİ VE MAĞDURİYET</strong></p>

<p>HaberTürk'ten Bülent Aydemir'in haberine göre; 2026’da deepfake içerik üretimi, sadece sahte haber veya manipülasyonla sınırlı kalmıyor. Küresel sosyal medya platformlarında, kimsenin ayırt edemeyeceği kadar gerçekçi sahte videolar üretiliyor; kadınlar, siyasetçiler, gençler ve çocuklar hedef haline geliyor. Bu içerikler sadece siyasi krizler çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda kişilik hakları ihlallerine, şantaj suçlarına ve istismara yol açıyor.</p>

<p>Özel olarak görülmesi gereken bir gelişme de bu yıl ABD’de yürürlüğe giren TAKE IT DOWN Act adlı yasa: Deepfake ve rızası olmayan içeriklerin çevrim içi ortamdan çıkarılması için platformlara yükümlülük getiriyor. UNICEF’in son raporları da deepfake ile yetişkin ve çocuk mağduriyetinin sadece teknoloji değil, gerçek sosyal zarar olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor; özellikle çocuk istismarı içeriklerinin üretimi ve yayılımı, hukuken ve kolluk güçleri açısından büyük zorluklar yaratıyor.</p>

<p>Türkiye’de de vatandaşların rızası olmadan sesi veya görüntüsü kullanıldığında mağduriyet için hukuki yolların açılabildiğine dair kararlar yerel yargı mercilerinden çıkmaya başladı ancak kapsamlı bir yasal çerçeve hâlâ bekleniyor.</p>

<p><strong>METAVERSE GERÇEKLİĞİ: HUKUK, KİMLİK VE SOSYAL PATOLOJİ</strong></p>

<p>Metaverse bir teknoloji algısından çıkıp günlük yaşamın dijital bir uzantısı hâline gelirken ciddi hukuki boşluklar ortaya çıktı:</p>

<p>• Avatarların hukuki kişiliği ve sorumlulukları hâlâ tanımlanmadı; dolayısıyla kimlik taklidi, dijital sahtecilik ve avatar üzerinden işlenen suçlarda hukuki muhatap belirsizliği var.</p>

<p>• Artırılmış ve sanal gerçeklik geleneksel tanıklık ve delil kavramlarını zorluyor; gerçek bir kişi ile avatarı arasındaki ayrım, mahkeme süreçlerinde cevapsız bir soru olarak karşımızda duruyor.</p>

<p>Bilimsel çalışmalar, metaverse platformlarında kullanıcı kimliği doğrulaması, veri yönetimi ve güvenlik açıklıklarının bugün bile yeterince test edilmediğini gösteriyor. Bu durum, sanal dünya ile gerçek dünya arasında yeni güvenlik boşlukları yaratıyor.</p>

<p><strong>TÜRKİYE’NİN YENİ ADIMLARI: HUKUK VE KURUMSAL ÇERÇEVE</strong></p>

<p>Ankara, yapay zekâ alanında ulusal hukuki ve kurumsal altyapıyı güçlendirdiğini açıkça ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin etik, sorumluluk ve güvenlik odaklı bir yapay zekâ stratejisi oluşturduğunu duyurdu. Ayrıca Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi’nin (TRAI) 2026 trend raporu, “dijital köken” ve içerik doğrulama gibi yeni yaklaşım modellerinin sahte teknoloji üretimini belirgin şekilde takip ve tespit etmeye başladığını gösteriyor.</p>

<p><strong>GLOBAL RİSK MAYASI: ETİK, ADALET, GÜVENLİK</strong></p>

<p>2026, yapay zekâ konusunda iki yüzlü bir dönemeç. Bir yandan elit mühendislik çözümleri, daha güvenli sistemler ve hukuki kabuller yükselirken; diğer yandan şunlar hızla gündeme geliyor:</p>

<p>• Yapay zekâ uzmanları radikal riskleri dile getiriyor; sistemi geliştirenlerin güvenlik endişelerini kamuoyu ile paylaşması, kontrolsüz gelişmenin yol açabileceği krizlere işaret ediyor.</p>

<p>• Deepfake teknolojilerinin sınır tanımayan kullanım alanları, sadece kişisel mağduriyet değil, toplumsal güven ve demokrasi için yeni bir tehdit alanı oluşturuyor.</p>

<p>• Uluslararası standartlar, devletler ve bağımsız kuruluşlar soluğu milli güvenlik stratejilerinde alırken, her ülke kendi “veri egemenliği” ve “algoritmik adalet” stratejisini geliştirmeye çalışıyor.</p>

<p><strong>DİJİTAL GÜVENLİK-YENİ MİLLİ CEPHE</strong></p>

<p>Bugün ulusal güvenlik artık yalnızca sınır karakollarında değil; çiplerden algoritmalara, metaverse avatarlarından deepfake doğrulamasına kadar uzanan dijital çizgide şekilleniyor. Türkiye’nin yeni güvenlik paradigması şu sorunun cevabında saklı: Bir ülke dijital çağda tam ve gerçek manasıyla güvende olabilir mi? Bu sorunun cevabı yalnızca teknoloji geliştirmekten değil; bunu hukuki, etik ve kurumsal yapıyla birlikte sürdürebilmekten geçiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, GÜNDEM, TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/yapay-zeka-tehdit-etmeye-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/04/yapay-zeka-s.jpg" type="image/jpeg" length="27729"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kız arkadaşını ölüme terk eden Avusturyalı dağcı suçlu bulundu]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/kiz-arkadasini-olume-terk-eden-avusturyali-dagci-suclu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/kiz-arkadasini-olume-terk-eden-avusturyali-dagci-suclu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avusturya'nın en yüksek dağında donarak hayatını kaybeden 33 yaşındaki Kerstin G.'nin erkek arkadaşı, ağır ihmal sonucu ölüme sebebiyet vermekten suçlu bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Kerstin G., Grossglockner dağına yaptığı tırmanış sırasında hipotermiden hayatını kaybetti.</p>

<p dir="ltr">Erkek arkadaşı, fırtınalı 19 Ocak 2025 günü erken saatlerde, zirveye yakın bir yerde onu korumasız ve bitkin halde bırakıp yardım çağırmaya gittiği gerekçesiyle suçlanıyordu.</p>

<p dir="ltr">Avusturya gizlilik yasaları gereği sadece Thomas P. olarak adlandırılan dağcı, beş ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırıldı ve 9.600 euro para cezası ödedi.</p>

<p dir="ltr">Dava, sadece Avusturya'da değil tüm dünyada dağcılık camialarında da ilgi gördü ve tartışmalara yol açtı.</p>

<p dir="ltr">Savcılar, daha deneyimli bir dağcı olan sanığın "turdaki sorumlu rehber" olduğunu ve kız arkadaşına yardım etmek için zamanında geri dönmediğini veya destek çağırmadığını söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Çiftin tırmanmaya başladığı Grossglockner dağı 3.798 metre yüksekliğinde.</p>

<p dir="ltr">BBC'ye gönderilen bir açıklamada mahkemenin, Thomas P'nin önceki temiz sicilini ve kendisine yakın birinin kaybını "hafifletici faktörler" olarak değerlendirdiği belirtildi.</p>

<p dir="ltr">Kendisi de kurtarma ekipleriyle çalışan deneyimli bir dağcı olan hakim Norbert Hofer, Thomas P.'nin mükemmel bir dağcı olduğunu, ancak kız arkadaşının tırmanış yetenekleri açısından ondan çok geride olduğunu söyledi.</p>

<p dir="ltr">Kerstin G.'nin kış koşullarında yeterli deneyime sahip olmadığı için çiftin geri dönmüş olması gerektiğini ekledi.</p>

<p dir="ltr">Mahkeme ayrıca Thomas P.'nin eski kız arkadaşı Andrea B.'nin de ifadesini dinledi. Andrea B., Thomas P.'nin 2023'te Grossglockner'da yaptığı önceki bir turda kendisini nasıl yalnız bıraktığını anlattı.</p>

<p dir="ltr">Kadın, çok bunaldığını, başının döndüğünü ve farının söndüğünü söyledi. Ağlayıp çığlık atarken Thomas P.'nin aniden ortadan kaybolduğunu, onu arkasında bırakarak yürüdüğünü anlattı.</p>

<p dir="ltr">Avusturya medyasındaki haberlere göre, dağ kurtarma ekibi mahkemede Kerstin'in cesedini bir kaya yüzeyinden baş aşağı asılı halde bulduğunu anlattı.</p>

<p dir="ltr">Kurtarma ekibinden biri mahkemeye, sırt çantasının takılı olduğunu ve başının geriye doğru eğik olduğunu söyledi.</p>

<p dir="ltr">Gözlerinin sonuna kadar açık olduğunu, eldiven giymediğini ve botlarının açık olduğunu belirtti.</p>

<p dir="ltr">"O pozisyonda kalmasına hayret ettik. Eğer rüzgar daha da güçlü olsaydı güney yamacından aşağı düşerdi" dedi.</p>

<h2 id="Savcılar-Bu-yükseklikte-deneyimi-yoktu" tabindex="-1">Savcılar: 'Bu yükseklikte deneyimi yoktu'</h2>

<p dir="ltr">Savcılar, Thomas P.'nin tırmanışın en başından beri yaptığı dokuz hatanın bir listesini yayımladı.</p>

<p dir="ltr">Davanın kilit noktası, Innsbruck'taki devlet savcılarının, Thomas P.'yi "kız arkadaşının aksine yüksek irtifa Alplerinde çok deneyimli olduğu ve turu planladığı" gerekçesiyle "turun sorumlu rehberi" olarak nitelendirmeleri.</p>

<p dir="ltr">Söylediklerine göre, kız arkadaşının daha önce bu uzunlukta, zorlukta ve yükseklikte bir Alp turuna hiç katılmamış olmasına ve zorlu kış koşullarına rağmen bu geziyi düzenledi.</p>

<p dir="ltr">Ayrıca, iki saat geç yola çıktığını ve yanlarına "yeterli acil durum kamp ekipmanı" almadığını da iddia ediyorlar.</p>

<p dir="ltr">Savcılar "kız arkadaşının karma arazide yüksek irtifada yapılan bir kayak turu için uygun olmayan yumuşak snowboard botlarını kullanmasına izin verdiğini" belirtiyor.</p>

<p dir="ltr">Sanık bu iddiayı reddediyor. Avukatı Karl Jelinek yaptığı açıklamada, çiftin turu birlikte planladığını söyledi.</p>

<p dir="ltr">"İkisi de kendilerini yeterince deneyimli, yeterince hazırlıklı ve iyi donanımlı olarak görüyorlardı" dedi.</p>

<p dir="ltr">Avukatın aktardığına göre ikisinin de "gerekli Alp deneyimi" vardı ve "fiziksel durumları çok iyiydi".</p>

<h2 id="Neler-yaşandı" tabindex="-1">Neler yaşandı?</h2>

<p dir="ltr">Savcılar, dağa çıktıktan sonra Thomas P.'nin, saatte 74 km'ye varan şiddetli rüzgarlar ve kış soğuğu nedeniyle, hala mümkünken geri dönmesi gerektiğini söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Hava sıcaklığının -8 derece, hissedilen sıcaklığın ise -20 derece olduğunu belirtiyorlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Bundan sonra ne olduğuna dair anlatımlar farklılık gösteriyor.</p>

<p dir="ltr">Sanığın avukatına göre, 18 Ocak günü saat 13.30'da Frühstücksplatz adlı bir yere ulaştılar.</p>

<p dir="ltr">Bu nokta, zirveye ulaşmadan önce geri dönüşün mümkün olmadığı noktaydı.</p>

<p dir="ltr">Karl Jelinek, "İkisi de yorgun veya bunalmış olmadığı için devam ettiler" dedi.</p>

<p dir="ltr">Savcılar, çiftin saat 20.50 civarında mahsur kaldığını ve Thomas P.'nin polisi aramadığını ve saat 22.50 civarında bir polis helikopteri üzerlerinden geçerken herhangi bir yardım sinyali göndermediğini söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Avukat, müvekkili ve kız arkadaşının o sırada kendilerini iyi hissettiklerini ve zirveye yakın oldukları için yardım çağırmadıklarını anlattı.</p>

<p dir="ltr">Webcam görüntülerinde, dağa tırmanırken el fenerlerinden yayılan ışıklar görülüyor.</p>

<p dir="ltr">Ancak avukat kısa bir süre sonra durumun dramatik bir şekilde değiştiğini söyledi. Anlattığına göre kadın "aniden yorgunluk belirtileri göstermeye başladı", ancak o zaman geri dönmek için çok geçti.</p>

<p dir="ltr">Thomas P. 19 Ocak günü saat 00.35'te dağ polisini aradı.</p>

<p dir="ltr">Konuşmanın içeriği belirsiz ancak avukatı yardım istediğini belirtiyor.</p>

<p dir="ltr">Polis ise daha sonra telefonunu sessize aldığını ve başka hiçbir çağrıya cevap vermediğini iddia ediyor.</p>

<p dir="ltr">Karl Jelinek, çiftin Grossglockner zirvesini işaretleyen haçın yaklaşık 40 metre altındaki bir bölgeye ulaşmayı başardığını söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Sanığın kız arkadaşı hareket edemeyecek kadar yorgun olduğu için, adam yardım bulmak üzere onu yalnız bırakıp zirveye tırmandı ve diğer taraftan aşağı indi.</p>

<p dir="ltr">Savcılar, adamın onu saat 02.00'de terk ettiğini söylüyor.</p>

<p dir="ltr">Zirveden aşağı inerken fenerle aydınlatılmış silueti webcam görüntülerine yansıyor.</p>

<p dir="ltr">Savcılar, zanlının kadını soğuktan korumak için alüminyum kurtarma battaniyeleri veya başka ekipman kullanmadığını ve acil servisleri bilgilendirmek için saat 03.30'a kadar beklediğini söylüyor.</p>

<p dir="ltr">O noktada muhtemelen artık çok geçti.</p>

<p dir="ltr">Şiddetli rüzgarlar nedeniyle gece boyunca helikopterle kurtarma operasyonu gerçekleştirilemezdi.</p>

<p dir="ltr">Kerstin G, donmuş dağ yamacında, karların içinde yapayalnız hayatını kaybetti.</p>

<p dir="ltr"><span style="color:#999999"><em>Kaynak: BBC Türkçe</em></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/kiz-arkadasini-olume-terk-eden-avusturyali-dagci-suclu-bulundu</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/adsiz-106.jpg" type="image/jpeg" length="63179"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyada Hâkim ve Savcıların Sosyal Medya Kullanımları ve Özel Yaşantıları Nasıl?]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/dunyada-hakim-ve-savcilarin-sosyal-medya-kullanimlari-ve-ozel-yasantilari-nasil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/dunyada-hakim-ve-savcilarin-sosyal-medya-kullanimlari-ve-ozel-yasantilari-nasil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yargı mensubu olmak, dünyanın hemen her hukuk sisteminde kişisel özgürlüklerin "yargısal tarafsızlık ve vakar" adına gönüllü olarak sınırlandırılması anlamına gelir. Bu sınırlamanın temel gerekçesi evrenseldir: Bir hâkim veya savcının hatası, toplum nezdinde tüm yargı teşkilatına kesilen bir faturaya dönüşür. Çünkü sergilediğimiz her davranış, meslektaşlarımızın onurunun ve yargıya olan güvenin teminatıdır. İşte bu yüzden sosyal medya paylaşımlarımıza ve özel yaşantımıza dikkat etmeliyiz.</p>

<p><em>Farklı ülkelerden çarpıcı örnekler:</em></p>

<p><strong>ABD (Özel Yaşantı ve Görünürde Tarafsızlık):</strong> ABA rehberlerine göre; bir hâkimin veya savcının sosyal yaşamında dava taraflarıyla veya avukatlarla samimi bir görüntü vermesi (akşam yemeği, özel davet vb.) "arkadaşlık" bağını gösterdiği için yasaktır. Sosyal medyada bir taraf avukatıyla "arkadaş" olmak dahi disiplin suçudur. Gerekçe: "Adaletin şahsi ilişkilerle yürüdüğü zannını uyandırmamak."</p>

<p><strong>ALMANYA (Özel Hayatta Siyasi Ilımlılık): </strong>Alman Hâkimler Kanunu uyarınca "Mäßigungspflicht" (Ilımlılık Yükümlülüğü) sadece kürsüde değil, özel hayatta da esastır. Hâkim ve savcılar, sosyal yaşamlarında veya sosyal medyada bir siyasi partinin militanı gibi davranamaz, kutuplaştırıcı bir dil kullanamazlar. Tarafsızlıklarını hayatın her alanında ispatlamak zorundadırlar.</p>

<p><strong>FRANSA (Yaşam Tarzı ve Vakar):</strong> Fransız yargı etiği, yargı mensubunun özel yaşantısındaki "vakar dışı" her türlü davranışı (kamuoyuna mal olmuş kavgalar, agresif tutumlar) "hizmet kusuru" sayar. Özel hayatın, yargı makamının onurunu zedelemeyecek düzeyde saygın olması şarttır.</p>

<p><strong>İTALYA (Lüks ve Görsel Saygınlık):</strong> İtalya Yüksek Yargı Kurulu, yargı mensuplarının sosyal medyada veya kamusal alanlarda lüks yaşantı sergilemesini, şatafatlı paylaşımlar yapmasını veya ideolojik keskinlik içeren fotoğraf paylaşmasını yasaklamıştır. Yaşam tarzının mesleğin ciddiyetini yansıtması zorunludur.</p>

<p><strong>KANADA (Dış İlişkiler ve Bağlantısızlık): </strong>Hâkim ve savcıların özel yaşamlarında meslekle ilgili olmayan dernek, vakıf veya topluluk üyelikleri bile "çıkar çatışması" yaratıp yaratmadığına göre denetlenir. İnternette veya sosyal bir ortamda belirtilen görüşün artık şahsa değil "yargı kürsüsüne" ait olduğu kabul edilir.</p>

<p><strong>İNGİLTERE (Özel Hayatta Mesafe):</strong> Yargı mensuplarına sosyal yaşamlarında dahi mesleki kimliklerini ön plana çıkarmamaları ve müstear isim kullanmaları tavsiye edilir. Özel çevredeki tek bir "dikkatsizlik" veya uygunsuz bir fotoğraf, tüm İngiliz yargı sisteminin vakarını zedeleyen bir etik ihlali kabul edilir.</p>

<p><strong>RUSYA (Yaşam Boyu Etik): </strong>Rusya Hâkimler Etik Kanunu uyarınca; bir yargı mensubunun mesai saatleri dışındaki yaşantısı da "yargı erkinin otoritesini zedelemeyecek" şekilde olmalıdır. Özel ve sosyal hayattaki etik dışı tutumlar meslekten çıkarma sebebidir.</p>

<p><strong>ÇİN (Özel ve Kamusal Sadakat): </strong>Hâkim ve savcıların özel yaşantılarındaki her türlü ilişki ağı "kamusal güven" ilkesi gereği sıkı denetlenir. Devlet politikalarına aykırı özel tutumlar veya resmi olmayan yorumlar ağır yaptırımlara tabidir.</p>

<p><strong>AİHM YAKLAŞIMI: </strong>Mahkeme kararlarında (Baka/Macaristan vb.); yargıçların ifade özgürlüğü olsa da, özel ve kamusal alandaki bu özgürlüğün "yargı erkinin otoritesini ve tarafsızlığını koruma" amacıyla sınırlandırılabileceğini savunur.</p>

<p>Diğer mesleklerde şahsi olan hata, bizim mesleğimizde kurumsaldır. Bir meslektaşımızın sosyal medyadaki kontrolsüz bir üslubu veya özel hayatındaki bir dikkatsizliği; binlerce hâkim ve savcının emeğine sürülen kolektif bir lekeye dönüşür. Toplum tek bir ismi değil, tüm teşkilatı mahkûm eder. Bu yüzden vakar, sadece kürsüde değil hayatın her alanında ortak sorumluluğumuz olmalıdır.</p>

<p><strong>Mustafa POLAT</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hakim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, MESLEKİ HUKUK</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/dunyada-hakim-ve-savcilarin-sosyal-medya-kullanimlari-ve-ozel-yasantilari-nasil</guid>
      <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/yargi/hakim-sosyal-medya.jpg" type="image/jpeg" length="38613"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Epstein Adası ve Diğerleri: Modern Dünyanın "Hukuk Dışı" Adaları]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/epstein-adasi-ve-digerleri-modern-dunyanin-hukuk-disi-adalari-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/epstein-adasi-ve-digerleri-modern-dunyanin-hukuk-disi-adalari-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jeffrey Epstein, uzun yıllardan beri dünyanın gündemini meşgul etmiş, 2005 yılında kendisine yönelen bir kısım suçlamalar üzerine adalet mekanizmasının soğuk yüzüyle tanışmış, yapılan yargılamadan sonra tabir yerindeyse paçayı kurtarmış; daha önce kurduğu adasına tekrar geri dönmüştür. Geçen yılların ardından Epstein, 2019 yazında özel uçağıyla Fransa’dan döndüğü gün New York’ta yeniden gözaltına alınmıştır. Savcılık, suçlamalara konu fiillerin işlendiği iddia edilen mal varlıklarına el konulmasını talep etmiş, Epstein ise tüm suçlamaları reddetmiş ve herhangi bir suçlamayı kabul etmemiştir. Kefalet talebinin reddedilmesi üzerine New York’taki Metropolitan Cezaevi’nde tutuklu olarak kalan Epstein’in, tutukluluk sürecinde sağlık sorunları yaşadığı, boyun bölgesinde yaralanmaların tespit edildiği kayıtlara geçmiştir. Kısa süre sonra cezaevinde hayatını kaybettiği açıklanmış fakat ölüm şekli henüz aydınlatılmamış olup gizemini korumaktadır.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde yakın zamanda yürürlüğe giren bir yasal düzenleme ile, Epstein soruşturmasına ilişkin resmi belgelerin kamuoyuna açıklanması zorunlu hâle getirildi. Milyonlarca sayfa belge, yüz binlerce görsel ve binlerce video kaydı gecikmeli olarak erişime açıldı. Fakat yargı süreci tamamlanamadığından Epstein hakkında kesin bir hükümden de bahsetmek mümkün değildir. Bu denli özel ve önemli bilgilerin ifşa edilmesinin hukuki boyutuna yönelik tartışmalar ve itirazlar üzerine yetkililer, bu sürecin kamuoyunun bilgilendirilmesi ve şeffaflığın sağlanması amacı taşıdığını vurguladı. Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı’nın dosyaları aşamalı bir biçimde yayımlaması üzerine dünyanın gündemi sarsıldı. Gün yüzüne çıkan binlerce belge Jeffrey Epstein’i ve kurduğu evreni sorgulamaya götürdü; inşa edilen karmaşık ilişki ağını yeniden ve daha derinlikli biçimde sorgulamayı zorunlu kıldı. Konu gündemdeki sıcaklığını korurken sosyal medya ağları üzerinden binlerce deepfake video, montajlanmış görsel, yapay zeka desteğiyle hazırlanmış içerik ve manipülatif bilgi dolaşıma girdi. Yine sadece magazinel boyuta odaklananlar olduğu gibi konunun/olayın haber değeri üzerinden de binlerce içerik üretildi. Ortaya çıkan bu tablo, farklı disiplin ve uzmanlık alanlarının kesişim noktasında yer almaktadır. Ancak bu değerlendirmede, söz konusu adanın ve buna benzer adaların/bölgelerin egemen hukuk dışında kalmaları yönü ele alınacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Devlet İçindeki Egemenlik Boşlukları</strong></p>

<p>Epstein’in kısa sürede devleşen ekonomik gücü ve hızlı yükselişi, onu küresel ölçekte tanınan isimlerle aynı sosyal çevreye taşımıştı. Siyaset, sanat, bilim ve iş dünyasından birçok tanınmış kişiyle kurduğu ilişkiler, uzun süre kamuoyunda hayranlıkla anılmıştı. Şu aralar neredeyse küresel siyaseti ve ekonomiyi yöneten kişiler tarafından yılllar önce Epstein hakkında <em>‘‘Müthiş bir adam’’, "çok gizemli" </em>ve<em> "klasik bir buzdağı"</em> gibi ifadeler kullanılmıştı. Epstein olayını soruşturan ABD Virgin Adaları Başsavcısı Denise George ise gerçeği <em>"Bildiğim tek şey, Epstein'ın zenginliği ve gücü sayesinde bunların çoğunu gizleyebildiğidir."</em> şeklinde İfade etmişti. Buradan çok net ve açık bir şekilde anlaşılmaktadır ki Epstein’in; ekonomik gücü, siyasi çevresi ve kurumlarla olan ilişkisi onu dokunulmaz bir noktaya getirmişti. Bu dokunulmazlık zırhı altında yıllarca kirli ağlar örülmüştü. Anlaşılıyor ki bir kısım devlet yetkililerinin de bildiği ama konuşamadığı bir hal almıştı.</p>

<p>Modern devletlerin hukuk düzeni, 17. yüzyıldan bu yana toprak bütünlüğü ve egemenlik ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Ancak 21. yüzyılın dünyasında, paradoksal bir şekilde, bu egemenlik kavramının bizzat kendisi, suçun en karanlık biçimleri için bir sığınak haline gelmiş durumdadır. Kamuoyunun Jeffrey Epstein vakası ile dehşet içinde tanıklık ettiği süreç, aslında buzdağının sadece görünen ve magazinleşmiş kısmıdır. Hukuk açısından meseleye baktığımızda karşımıza çıkan tablo, sadece münferit bir sapkınlık zinciri değil; paranın, siyasi nüfuzun ve coğrafi izolasyonun yardımıyla inşa edilen hukuk dışı alanlardır. Tüm dünyanın üzüntü, öfke, endişe ve dehşetle anlamaya çalıştığı Epstein vakasına devletlerin/hukukun nasıl müdahale edemediği, suçların işlenmesini engelleyemediği sorunsalına eğilmek gerekir. Dünyanın en güçlü yasalarının, kolluk kuvvetlerinin ve yargılama makamlarının olduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde nasıl oluyor da bu dehşet verici suçlar işlenebilmekte, yıllarca sürebilmekte ve tüm bu olanlara göz yumulabilmektedir?</p>

<p>Uluslararası hukukta devletin temel unsurlarından biri, o toprak parçası üzerindeki mutlak yargı yetkisidir. Ancak Epstein’ın Virgin Adaları’ndaki "Little St. James" adası veya Peter Nygard’ın Bahamalar’daki malikanesi ve diğer bilinen/bilinmeyen onlarcası gibi örnekler, bize çok sayıda de facto bölgenin olduğunu göstermektedir. Bu bölgeler kağıt üzerinde bir devletin yasalarına tabidir; ancak pratikte, mülk sahibinin ekonomik gücü yerel kolluk kuvvetlerini, siyasi mekanizmayı ve denetim organlarını felç ettiğinde, orada artık o devletin yasaları değil, mülk sahibinin iradesi geçerli olmaya başlar. Failin suç işleyeceği coğrafyayı basit bir lokasyon tercihi olarak değil, yasaların en zayıf halkasını seçmeye dayalı bilinçli arayışı olarak görmesi durumudur. Bu stratejiyle, ulusal sınırların sağladığı dokunulmazlık zırhı, evrensel hukuk ilkelerini ve denetim mekanizmalarını devre dışı bırakmak amacıyla teknik bir araç haline getirilmektedir. Yatırımcıların vergiden kaçınmak için düşük vergi oranlı ülkeleri seçmesi gibi, bu profildeki suçlular da denetimin zayıf, yolsuzluğun yüksek ve coğrafi izolasyonun mümkün olduğu noktaları seçmektedir.</p>

<p>Bu tür adaların ortak noktası özel mülk olmaları ve kamuya kapalı alanlar olmalarıdır. Mülkiyet hakkının sağlamış olduğu imtiyazlar, mülk sahipleri tarafından kötüye kullanılmaktadır. Epstein vakasında olduğu gibi bu tür özel mülkler, hakkın kötüye kullanımını aşan organize ve sistematik suç merkezleri haline gelebilmektedir.</p>

<p><strong>Nygard Cay: Epstein’ın Karayipler’deki İzdüşümü</strong></p>

<p>Öncelikle belirtmek gerekir ki Nygard hakkında Türkçe’de neredeyse tek bir makale ya da haber bulunmamaktadır. Türkiye kamuoyunda da bilinen bir kişilik değildir. Derlediğim bilgiler, yaptığım okumlar ve değerlendirmeler yabancı dillerdeki kaynakların Google Translate aracılığıyla çevrilmesiyle oldu. Peter Nygard'ın yükselişi ve dramatik çöküşü, moda dünyasının ışıltılı podyumlarından soğuk cezaevi duvarlarına uzanan, güç ve yozlaşmanın iç içe geçtiği sarsıcı bir hikâyedir. 1967 yılında Winnipeg’de temellerini attığı Nygard İnternational ile kadın giyim sektöründe küresel bir imparatorluk kuran Finlandiya asıllı Kanadalı bu iş insanı, uzun yıllar boyunca serveti ve yaşam tarzıyla cemiyet hayatının en etkili figürlerinden biri olarak kabul edilmişti. Öyle ki, "Kanadalı Hugh Hefner" yakıştırmasıyla anılacak kadar görkemli ve bir o kadar da tartışmalı bir profil çizmişti. Ancak 2020 yılında FBI’ın New York’taki ofislerine yaptığı baskın, bu ihtişamın ardındaki karanlık dünyayı gün yüzüne çıkarmıştı. Çok ağır suçlamalarla sarsılan Nygard, kurucusu olduğu imparatorluktan el çektirilmekle kalmamış, şirketi de kısa süre içinde iflasın eşiğine sürüklenmişti. Hukuki süreçler ilerledikçe ve derinleştikçe, Nygard’ın geçmişine dair iddiaların 1960’lara kadar uzandığı ve onlarca yıl süren sistematik bir suç zinciri oluşturduğu anlaşıldı. Kanada mahkemeleri tarafından yapılan yargılamalar neticesinde Nygard, farklı dosyalardan ciddi hapis cezaları aldı.</p>

<p>Elbette onu bir hukukçu gözüyle incelemeye değer kılan şey ticari başarısı ya da hayat hikayesi değil, Bahamalar’ın başkenti Nassau’da kurduğu Nygard Cay isimli devasa malikanesidir. Bu yapı, sadece lüks bir konut değil; Maya mimarisinden esinlenerek inşa edilmiş, etrafı sularla ve sıkı güvenlik önlemleriyle çevrili, dış dünyadan tamamen izole bir kale gibiydi.</p>

<p>Nygard Cay’in oluşum süreci, mülkiyet hakkının kamu yararı ve hukuk aleyhine nasıl genişletilebileceği, yıllarca işlenen suçlar kitap konusu olacak uzunlukta ve derinliktedir. Nygard, mülkünü sürekli olarak denizi doldurarak genişletmiş ve bu süreçte yerel ekosistemi tahrip etmiştir. Yerel halkın ve çevreci örgütlerin itirazlarına rağmen, siyasi bağlantıları sayesinde bu genişlemeyi sürdürmüştür. Bahamalar gibi gelişmekte olan ülkelerde, zengin elitlerin yerel kurumlara yaptığı büyük bağışlar (belki de rüşvetler) hukuki denetimi felç eden bir işlev görür. Nygard, kiliselerden yerel derneklere kadar yaptığı bağışlarla/rüşvetlerle/haraçlarla kendisine koruma sağlamış, bu da yerel polisin ve denetçilerin malikanenin kapısından içeri girmesini engellemiştir. İddianamelere ve mahkeme kararlarına yansıyan bilgilere göre, bu malikane on yıllarca suçların meşrulaştırıldığı bir merkez olarak kullanılmıştır. Burada devlet, mülkiyetin kutsallığı arkasına gizlenerek; vücut dokunulmazlığını, hürriyeti ve birçok insan hakkını feda etmiştir. Buradaki asıl sorun, devletin kendi toprakları üzerindeki yargı yetkisini deyim yerindeyse bir mülk sahibine devretmiş olmasıdır. Nygard Cay’de geçerli olan kural Bahamalar yasaları değil, Nygard’ın iradesi ve keyfi eylemleri olmuştur.</p>

<p>Nygard Cay örneği, modern hukuk dünyasına şu acı dersi vermiştir: Eğer bir mülk, kamu denetimine tamamen kapatılıyor ve özel alan savunmasıyla insan onurunu çiğniyorsa, orada artık mülkiyet hakkından değil, mülkiyet krallığından bahsedilir. Uluslararası hukukun iç işlerine müdahale çekincesiyle sessiz kaldığı her saniye, bu adalar suç endüstrisinin güvenli alanları olmaya devam edecektir. Nygard yargı önüne çıkarılmış, hüküm giymiş ve bugün hükümlüdür; ancak arkasında bıraktığı hukuk enkazından çıkarmamız gereken dersler olmalıdır. Peter Nygard ve Bahamalar’daki malikanesi olan Nygard Cay, aslında Epstein vakasının sadece bir benzeri değil; paranın ve nüfuzun, devletin egemenlik sınırları içinde nasıl ‘‘devletçikler’’ kurabileceğinin en somut ve trajik örneğidir.</p>

<p><strong>Uzak Asya’nın Özel Ekonomik Bölgeleri</strong></p>

<p>Meselenin daha sistematik ve kurumsal bir boyutu ise Güneydoğu Asya’daki Özel Ekonomik Bölgeler’i üzerinden yürümektedir. Kamboçya, Laos ve Myanmar sınırlarının kesiştiği coğrafyadaki bazı adalar ve kapalı bölgeler, devletin egemenlik haklarını birer ticari meta gibi özel şirketlere veya kartellere devretmesiyle oluşmuştur.<strong> </strong>Bu Özel Ekonomik Bölgelerde neler yaşandığı meçhuldür. Zira hukukun/devletin denetiminden çıkmış, adeta görmezlikten gelinen bölgelerdir. Bu bölgeler artık Epstein ve Nygard Cay tarzı bireysel suç mahallerinden çıkıp, birer suç endüstrisine dönüşmüş durumdadır. Modern kölelik, insan kaçakçılığı ve bilişim yoluyla dolandırıcılık bu yarı-egemen alanlarda hiçbir hukuki engelle karşılaşmadan sürdürülmektedir. Uluslararası hukuk, "devletin kendi toprakları üzerindeki tasarrufu" ilkesi nedeniyle bu bölgelere müdahale etmekte güçlük çekmektedir. Uluslararası hukuk doktrininde egemenlik kavramı; devletlere mutlak bir dokunulmazlık ve her türlü dış denetimden azade bir hareket alanı tanıyan statik bir zırh teşkil etmekten ziyade; özünde insan onurunu koruma, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alma ve kendi sınırları içerisinde hukuksuzluğun kök salmasını engelleme ödevini barındıran, bu ödevler ifa edilmediği takdirde ise uluslararası meşruiyetini ve müdahale edilemezlik kalkanını yitirme riskiyle karşı karşıya kalan dinamik bir sorumluluklar manzumesidir.</p>

<p>Ez cümle; bir devletin, ekonomik kalkınma veya yabancı yatırım çekme bahanesiyle kendi toprakları üzerinde kurduğu Özel Ekonomik Bölgeler'de yaşanan sistematik insan ticareti veya çocuk istismarı vakalarına, iç işlerine müdahale argümanının arkasına sığınarak sessiz kalması, o devletin egemenlik hakkını kötüye kullandığı anlamına gelir. Nitekim uluslararası yargı organları, bir devletin kendi sınırları içinde gerçekleşen ağır insan hakları ihlallerini önlemedeki 'istekli olmama' veya 'yetersiz kalma' durumunu, o devletin egemenlik haklarının askıya alınabileceği bir eşik olarak kabul etmeye başlamıştır. Bu bağlamda, Epstein’ın faaliyet gösterdiği Virgin Adaları veya benzeri bölgelerdeki otoritelerin denetim yükümlülüğünü ihmal etmesi, sadece yerel bir yönetim zafiyeti değil, uluslararası hukukun temel normlarına karşı da bir sorumluluk ihlalidir. Yani bir devlet, kendi toprakları üzerinde suçun işlenmesine sistematik olarak göz yumuyorsa, o devletin egemenlik koruması uluslararası toplum tarafından sorgulanabilir hale gelmelidir.</p>

<p>Bu suç adalarının ayakta kalmasını sağlayan en güçlü araçlardan biri de karmaşık şirket yapılarıdır. Epstein’ın mülkleri genellikle birer vakıf veya paravan şirket üzerine kayıtlıdır. Bu durum, hukukta tüzel kişilik perdesi dediğimiz kavramın, suçu örtmek amacıyla kötüye kullanılmasıdır. Uluslararası ceza hukuku, bireysel sorumluluğu esas alır; ancak bu yapılar suçun şahsiliği kavramını da bulanıklaştırır. Mağdurların adalete erişimi, karşılarındaki devasa duvarlar nedeniyle imkansız hale getirilir. Vergi cennetlerinin sunduğu gizlilik yasaları, sadece parayı değil, o parayla finanse edilen suçları da gizlemektedir. Benzer adaların birçok ülkede mevcut olduğu, bir kısım kişilerin/ailelerin aynı yöntem ve şekillerde korunduğu tahmin edilmekte fakat konuşulamamaktadır.</p>

<p><strong>Sonuç:</strong></p>

<p>Epstein davası ve benzer davalar bize şunu göstermiştir: Suçlar globalleşirken; yargı yerelleşmiş, körleşmiş ve hantallaşmış durumdadır. Bu adalarda işlenen suçların önüne geçmek için birkaç temel hukuki reform şarttır. İnsan ticareti ve sistematik çocuk istismarı gibi suçlarda, suçun nerede işlendiğine bakılmaksızın tüm devletlerin yargı yetkisini daha aktif kullanması teşvik edilmelidir. Bir devletin topraklarında uluslararası hukuka aykırı bölgeler/adalar oluşturması, kanaatimce o devletin uluslararası finans sisteminden ve diplomatik korumalardan men edilmesine yol açacak yaptırımlar uygulanmalıdır. Mülk ve şirketlerin gerçek/örtülü sahiplerinin gizlenmesi yasaklanmalı, özellikle kapalı mülklerdeki insan hakları denetimi, mülkiyet hakkının dokunulmazlığından üstün tutulmalıdır. Jeffrey Epstein, Peter Nygard ve isimleri henüz ifşa olmamış nice ada sahipleri, hukukun güçle, parayla veya siyasetle susturulduğu yerlerde var oldular. Uluslararası mekanizmaların, devletlerin, insan hakları örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının temel misyonu egemenlik kavramının suçlular için bir kaçış tüneline dönüşmesine izin vermemek olmalıdır. Dünya üzerindeki hiçbir ada, hiçbir mülk ve hiçbir bölge/ada, insan onurunun çiğnendiği birer muafiyet alanı olamaz. Adalet, sadece ana karalarda değil, okyanusun en ücra köşesindeki mülklerde de tecelli etmek zorundadır. Aksi takdirde, hukuk sadece gücü yetmeyenlerin uymak zorunda olduğu bir kurallar silsilesinden öteye gidemeyecektir.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-lokman-cetin" title="Av. Lokman ÇETİN"><img alt="Av. Lokman ÇETİN" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2024/11/lokman-cetin.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-lokman-cetin" title="Av. Lokman ÇETİN">Av. Lokman ÇETİN</a></strong></h4></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, MAKALE</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/epstein-adasi-ve-digerleri-modern-dunyanin-hukuk-disi-adalari-1</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/adsiz-98.jpg" type="image/jpeg" length="99583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya ve beraberindeki heyet, İspanya’ya çalışma ziyareti gerçekleştirdi]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-ve-beraberindeki-heyet-ispanyaya-calisma-ziyareti-gerceklestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-ve-beraberindeki-heyet-ispanyaya-calisma-ziyareti-gerceklestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, anayasa yargısı alanında ikili ilişkilerin geliştirilmesi çerçevesinde 3-4 Şubat 2026 tarihlerinde İspanya’ya çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Ziyaret kapsamında İspanya Anayasa Mahkemesi ile İspanya Yüksek Mahkemesinde düzenlenen çalışma oturumlarıyla bilgi ve tecrübe paylaşımı sağlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi ile Avrupa Birliği-Avrupa Konseyi iş birliğinde yürütülen “Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Projesi” kapsamında gerçekleştirilen ziyarette Başkan Kadir Özkaya’ya; Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan, Anayasa Mahkemesi Üyeleri Recai Akyel, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş, İrfan Fidan, Kenan Yaşar, Muhterem İnce, Ömer Çınar, Metin Kıratlı ve Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Azaklı ile diğer yetkililer eşlik etti.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi heyeti ilk olarak İspanya Anayasa Mahkemesini ziyaret etti. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’nın İspanya Anayasa Mahkemesi Şeref Defteri’ni imzalamasının ardından çalışma oturumlarına geçildi.</p>

<p>Oturumların açılışında konuşan İspanya Anayasa Mahkemesi Başkanı Cándido Conde-Pumpido Tourón, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi heyetini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Gerçekleştirilen çalışma oturumlarının Mahkemeler arasındaki ilişkileri daha da güçlendireceğine inandığını belirten Başkan Cándido Conde-Pumpido Tourón, şunları söyledi: “Anayasa Mahkemelerimiz, coğrafi olarak farklı konumlarda olsalar da aynı Avrupa anayasal geleneğini paylaşmaktadır. Bu ortak çerçevede, İspanya’daki amparo başvurusu ve Türkiye’deki bireysel başvuru, temel hakların korunması için vazgeçilmez araçlar olarak öne çıkmakta ve bu da Mahkemelerimiz arasındaki bağları güçlendirmekte ve sıkılaştırmaktadır. Deneyimlerin paylaşılması, ortak düşünme ve kurumsal güçlendirme için bir platform olarak tasarlanan bu çalışma oturumları düzenlenmektedir. Bu bağlantıyı, hukuk sistemimizin tutarlılığını ve bütünlüğünü korumak için vazgeçilmez görüyorum. İspanya Anayasa Mahkemesi, bugünkü gibi toplantıların kurumlarımızın güçlenmesine ve dolayısıyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasında daha fazla etkinlik sağlanmasına katkıda bulunduğuna inanarak bu iş birliğini derinleştirmeye devam etme konusundaki tam kararlılığını yeniden teyit etmektedir.”</p>

<p><strong>Mahkememiz Bireysel Başvuruda Çok Başarılı Bir Sınav Vermiştir </strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya ise yaptığı konuşmada gerek mesleki bilgi paylaşımı gerekse ikili ilişkilerin güçlendirilmesi kapsamında çalışma ziyaretinin büyük önem arz ettiğini ifade etti. Bireysel başvurunun Türk hukuk sistemindeki başarısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Kadir Özkaya, “Mahkememiz bireysel başvuruda çok başarılı bir sınav vermiştir. Yıllık yüz binlere yaklaşan başvuru sayılarının yanı sıra olağanüstü durumlara karşın bugün bireysel başvuru etkili bir hak arama yolu olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir. İçtihat anlamında da çok zengin bir birikime sahip olduğumuzu söyleyebilirim.” dedi. Avrupa Konseyi ile birlikte yürütülen proje kapsamındaki faaliyetlere dikkat çeken Başkan Özkaya, bireysel başvurunun bu noktaya gelmesinde iş birliği içinde gerçekleştirilen ortak çalışmaların önemli katkısı olduğunu aktardı.</p>

<p>Açış konuşmalarının ardından karşılıklı sunumlar gerçekleştirildi. Bu kapsamda İspanya Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Inmaculada Montalbán Huertas, İspanya Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri ile bireysel başvuru sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri ile çalışma usul ve esasları hakkında bilgiler paylaştı. İspanya Anayasa Mahkemesi Üyesi Ricardo Enríquez Sancho ile Anayasa Mahkemesi Üyesi Kenan Yaşar da “Bireysel Başvuru Kapsamında Özel Anayasal Önem Kavramı” başlıklı sunumlar yaptı.</p>

<p><strong>Asıl Önemli Olan İhlal Kararlarının Objektif Etkisinin Hayata Geçirilmesidir</strong></p>

<p>Gerçekleştirilen son çalışma oturumunda ise İspanya Anayasa Mahkemesi Başkanı Cándido Conde-Pumpido Tourón ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve genel görevli mahkemeler tarafından içtihadın takibine ilişkin birer sunum yaptı. Başkan Özkaya, bireysel başvuru kapsamında verilen kararlarla binlerce hak ihlalinin giderildiğine işaret ederek bu sayede anayasal güvencelerin soyut ilkeler olmaktan çıkarak somut bir koruma mekanizmasına dönüştüğünü kaydetti.</p>

<p>Bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde başarılı bir süreçte ilerlediğini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edildiğini aktaran Başkan Özkaya, bireysel başvurunun başarılı bir şekilde devam edebilmesinin ve yeni ihlallerin engellenebilmesinin en temel şartlarından birinin verilen ihlal kararlarının gereği gibi icra edilmesi olduğunu vurguladı.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi ihlal kararlarının subjektif ve objektif etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Kadir Özkaya, “Bizim için asıl önemli olan ihlal kararlarının objektif etkisinin hayata geçirilmesidir. Yani verilen ihlal kararının, emsal veya benzer davalarda ilk derece mahkemeleri veya yüksek mahkemeler tarafından dikkate alınarak o davalarda uygulanmasının sağlanmasıdır. Bu şekilde bireysel başvurunun etkinliği artırıldığı gibi ihlallerin sayısı azalmakta ve hukukun anayasallaşması da hayata geçirilmiş olmaktadır.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İhlal kararlarının objektif etkisinin hayata geçirilmesini kolaylaştırmak amacıyla yürütülen faaliyetlere ilişkin bilgiler aktaran Başkan Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesi kararlarından ve uygulamalarından örnekler paylaşarak “Bütün bu uygulamaların amacı; adaletin tesisine, hukukun üstünlüğüne, temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlamak; bireylerin ve kurumların adalet duygularını tatmin etmek, devlete ve hukuka olan güvenlerini artırmaktır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Anayasa Mahkemesi Heyeti, İspanya Yüksek Mahkemesini Ziyaret Etti</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi heyeti, İspanya programının ikinci gününde ise İspanya Yüksek Mahkemesini ziyaret etti.</p>

<p>İspanya Yüksek Mahkemesi Başkanvekili Dimitry Berberoff Ayuda programda yaptığı konuşmada, Anayasa Mahkemesi heyetini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İspanya Yüksek Mahkemesinin çalışma usul ve esasları hakkında bilgiler aktaran Başkanvekili Dimitry Berberoff Ayuda, İspanya hukuk sistemine ilişkin genel değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan da söz konusu ziyaretin hem bilgi paylaşımı hem de ikili ilişkilerin güçlendirilmesi anlamında önem arz ettiğini aktardı. Başkanvekili Gökcan, “Bugün burada insan hakları yargısının farklı yönlerini, özellikle iç hukuk yollarıyla olan ilişkisini ve bu anlamda yüksek yargının rolünü ele alma fırsatı bulacağız. Şüphesiz ki bu müzakereler bilgi ve kapasite artırımı konusunda çok önemli faydalar sağlayacaktır.” dedi.</p>

<p>Konuşmaların ardından gerçekleştirilen çalışma oturumlarında İspanya Yüksek Mahkemesi yargıçları; Mahkemenin yapısı, görev ve yetkileri ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi arasındaki ilişkiler başta olmak üzere çeşitli konularda sunumlar yaptı.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet, İspanya temasları kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Madrid Büyükelçisi Nüket Küçükel Ezberci ile de bir araya geldi.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10101/1.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10102/2.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10103/3.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10104/4.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10105/5.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10106/6.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10107/7.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10108/8.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10111/11.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10112/12.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10113/13.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10109/9.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10110/10.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, Genel</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-ve-beraberindeki-heyet-ispanyaya-calisma-ziyareti-gerceklestirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 17:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/02/13-2.jpeg" type="image/jpeg" length="76944"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM Başkan Kadir Özkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi adli yıl açılış programına katıldı]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/aym-baskan-kadir-ozkaya-avrupa-insan-haklari-mahkemesi-adli-yil-acilis-programina-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/aym-baskan-kadir-ozkaya-avrupa-insan-haklari-mahkemesi-adli-yil-acilis-programina-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 2026 adli yıl açılışı dolayısıyla Fransa’nın Strazburg şehrinde düzenlenen programa katıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Mattias Guyomar’ın daveti üzerine adli yıl açılış programına Türkiye’den Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk, Danıştay Başsavcısı Cevdet Erkan, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanı Fahri Akçin, Danıştay Üyeleri Aysel Demirel ve Kenan Balan, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Azaklı ile Anayasa Mahkemesi Başraportörleri Abdullah Çelik ve Akif Yıldırım katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Program kapsamında Başkan Kadir Özkaya, AİHM Başkanı Mattias Guyomar ile bir araya geldi. Başkan Özkaya, törende yaptığı konuşma dolayısıyla tebrik ettiği Guyomar’ın yeni adli yılını kutladı.</p>

<p>Başkan Özkaya ayrıca, AİHM Türk Yargıcı Saadet Yüksel ile görüştü. Görüşmede, yeni adli yıla ilişkin karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya, adli yıl açılış programı çerçevesinde yapılan mülakatta, daveti ve programın organizasyonu için AİHM Başkanı Guyomar’a teşekkür etti. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi olarak AİHM kararlarını takip ettiklerini aktaran Başkan Özkaya, AİHM’in ülkeler arasında hukuk ve insan hakları alanında standartların geliştirilmesi ve istikrarın sağlanması yönünde çok önemli bir fonksiyon icra ettiğini vurguladı.</p>

<p>Başkan Özkaya, AİHM ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi arasında diyalog ve iş birliğinin gelişimine katkıları nedeniyle AİHM Türk Yargıcı Saadet Yüksel’e ve tüm yargıçlara teşekkür etti.</p>

<p>Adli yıl açılışı çerçevesinde bu yıl “Zorlu Dönemlerde Medya Çoğulculuğunun ve Demokratik Sürecin Savunulması” temalı seminer düzenlendi. Seminerde; medya çoğulculuğu ve bilgi edinme hakkı, bilgi edinme özgürlüğü, demokratik sürecin bütünlüğü ve yargısal denetimin rolü ile demokratik devlet düzeninin korunmasının ön koşulu olarak halk iradesinin serbestçe ifade edilmesi konuları ele alındı.</p>

<p>Avrupa Konseyi Nezdinde Türkiye Daimî Temsilcisi Büyükelçi Nurdan Bayraktar Golder ile de bir görüşme gerçekleştiren Başkan Özkaya, Strazburg temasları kapsamında Avrupa Konseyi Nezdinde Birleşik Krallık Daimî Temsilciliğinin düzenlediği resepsiyona katıldı.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10087/1.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10088/2.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10089/3.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10090/4.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10095/8.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10092/6.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, Genel, GÜNDEM</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/aym-baskan-kadir-ozkaya-avrupa-insan-haklari-mahkemesi-adli-yil-acilis-programina-katildi</guid>
      <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/untitled-1-12.jpg" type="image/jpeg" length="16465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AİHM'e en çok hak ihlali başvurusu Türkiye'den geldi]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/aihme-en-cok-hak-ihlali-basvurusu-turkiyeden-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/aihme-en-cok-hak-ihlali-basvurusu-turkiyeden-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AİHM'nin 2025 bilançosuna göre Avrupa Konseyi ülkeleri arasında en çok şikayet edilen ülke Türkiye oldu. AİHM kaynakları bu yıl da yeni bir başvuru dalgası bekliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye 2025 yılını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) en fazla dava başvurusuna sahip devlet olarak kapattı.</p>

<p>AİHM'in Strasbourg'taki merkezinde bugün kamuoyu ile paylaşılan 2025 bilançosuna göre mahkemeye geçen yıl Türkiye'den bir önceki yıla kıyasla azalarak 18 bin 464 başvuru geldi. AİHM'e 2024 yılında Türkiye'den 21 bin 600 başvuru ulaşmıştı.</p>

<p>AİHM'ye yapılan başvuruların toplamında da genel bir azalma olduğu dikkat çekiyor.</p>

<p>DW Türkçe'den Kayhan Karaca'nın derlediği istatistiklere göre, 2024 yılını 46 Avrupa ülkesinden 60 bin 350 başvuruyla kapatan AİHM'e toplam başvuru sayısı geçen yıl yüzde 11 azaldı ve 53 bin 450'ye geriledi.</p>

<p>Türkiye'den gelen başvuruların yüzde 80'den fazlası, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası alınan önlemlerle bağlantılı gözaltı, tutuklama ve yargılamalardan kaynaklanıyor.</p>

<p><strong>Yeni dava grubu: Meslekten ihraçlar</strong></p>

<p>Yıl başından bu yana da Türkiye'ye karşı yaklaşık 650 başvuru daha kaydedildiğini bildiren AİHM kaynakları, şu anki başvuru sayısını 19 bin 110 olarak belirtiyor.</p>

<p>Türkiye'den yeni başvuruların özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilenleri kapsadığı, Anayasa Mahkemesi'nin meslekten ihraç edilenlerle ilgili son kararlarının ardından yıl sonuna kadar bu konuda mahkemeye 30 bin potansiyel başvurunun gelebileceği söyleniyor.</p>

<p>Darbe girişiminin ardından Türkiye'den AİHM'ye üç dalga halinde hak ihlali iddiası temelinde yaklaşık 125 bin başvurusu gelmiş, AİHM bunların çoğunu "iç hukuk yolları tüketilmediği" gerekçesiyle reddetmiş, bunun üzerine Türkiye'de OHAL Komisyonu kurularak iç hukuk yolu oluşturulmuş ve binlerce başvuru AİHM'e gelmeden çözümlenebilmişti.</p>

<p>Meslekten ihaç edilenlere ek olarak Türkiye'nin spor kulüplerinden gelen başvurularda da artış gözlemleniyor.</p>

<p>AİHM gündeminde şu anda, özellikle Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Tahkim Kurulu'nun bağımsızlığını konu alan yaklaşık 60 başvuru bulunuyor.</p>

<p>Çoğu futbol müsabakalarını kapsayan bu başvuruları AİHM gündemine taşıyan kulüpler arasında Fenerbahçe ve Galatasaray da var. AİHM bu ay başında aldığı bir kararda, Tahkim Kurulu'nun bağımsızlığının yeterli olmadığına hükmetmişti.</p>

<p><strong>Türkiye'yi hangi ülkeler izliyor?</strong></p>

<p>AİHM gündemindeki dava başvurusu sayısında Türkiye'yi, 2022'de Ukrayna'yı işgalinin ardından Avrupa Konseyi'nden dışlanan Rusya (7 bin 177), Ukrayna (4 bin 4), Polonya (3 bin 517), İtalya (2 bin 787), Yunanistan (2 bin 562), Romanya (2 bin 489) ve Azerbaycan (2 bin 180) izliyor. Fransa (703), İspanya (186), Birleşik Krallık (139) ve Almanya (127) gibi önemli nüfusa sahip Avrupa ülkeleri, başvuru sayısında orta sıralarda yer alıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/01/adsiz-95.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Dava başvuruları ülkelerin nüfuslarına orantılı ele alındığında AİHM üyesi 46 Avrupa ülkesinde 10 bin kişiye ortalama 0,38 başvuru düşüyor.</p>

<p>Bu oranın en yüksek olduğu Avrupa ülkeleri San Marino (4,41), Monaco (2,89), Karadağ (2,76), Moldova (1,97) ve Hırvatistan (1,96). En düşük olduğu ülkeler ise Birleşik Krallık (0,04), Almanya (0,07) ve İrlanda (0,07). Türkiye 0,79'luk oranla ortalamanın hemen üstünde yer alıyor.</p>

<p>AİHM geçen yıl ele aldığı başvuruların yüzde 74,1'ini (28 bin 589 başvuru) ise "kabul edilemez" ilan ederek geri çevirdi. Kabul edilebilir ilan ettiği başvuruların yüzde 18,2'sini (7 bin 11) de karara bağladı.</p>

<p>2024 yılında 1102 (bin 102) karar açıklayan mahkeme, gruplar halinde yapılan başvurular da dahil olmak üzere geçen yıl toplam 914 dava kararı açıkladı.</p>

<p>Bunlardan 814'ünde AİHS'nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) en az bir maddesinin ihlaline hükmeden ve 80 davada ihlal olmadığı sonucuna varan mahkeme, 8 davada taraflar arasında dostane çözüme gidildiğini veya davanın gündemden düştüğünü, geri kalanların ise diğer yöntemlerle çözümlendiğini bildirdi.</p>

<p>Mahkeme, Avrupa devletlerinden gelen davalarda en çok ihlal kararını (428 karar) AİHS'nin adil yargılanma hakkını güvence altına alan 6'ncı maddesi temelinde verdi.</p>

<p>Bu maddeyi özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5'nci madde (281 karar), işkence ve kötü muamelenin önlenmesiyle ilgili 3'üncü madde (188 karar), mahkemeler önünde etkin başvuru hakkıyla ilgili 13'üncü madde (151 karar), mülkiyet hakkına ilişkin 1 numaralı Protokolün 1'inci maddesi (128 karar), yaşama hakkına ilişkin 2'nci madde (42 karar) ve diğer maddeler (509 karar) izledi.</p>

<p><strong>AİHM 74 Türkiye davasında karar açıkladı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mahkeme 2025 yılında Türkiye hakkında bireysel veya grupsal başvurularla ilgili toplam 74 davada karar açıkladı.</p>

<p>Bunlardan 66'sında AİHS'in en az bir maddesinin ihlal edildiğine hükmederken 6'sında ihlal bulmadı, 2'sinin ise diğer yöntemlerle sonuçlandığını açıkladı. T</p>

<p>ürkiye hakkında 24 dava ile en fazla ihlal kararı AİHS'in adil yargılanma hakkı maddesi temelinde verildi. Bu maddeyi 21 dava ile AİHS'in özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili maddesi izledi.</p>

<p>AİHM gündeminde 15 devletler arası dava da bulunuyor. Bunların 12'si savaş ya da çatışmaları konu alıyor.</p>

<p>Dördü Ukrayna tarafından Rusya'ya, biri Hollanda tarafından Rusya'ya, dördü Ermenistan tarafından Azerbaycan'a, biri Ermenistan tarafından Türkiye'ye, ikisi ise Azerbaycan tarafından Ermenistan'a karşı açılmış davalardan oluşuyor.</p>

<p>Devletler arası bu başvurularla bağlantılı 8 bin 300 bireysel başvuru da işleme konmayı bekliyor.</p>

<p><strong>AİHM popülizmin hedefinde</strong></p>

<p>Başvuruların daha hızlı işleme konup karara bağlanması için idari ve organizasyonel reformlar başlatan AİHM, daha etkin çalışma adına son zamanlarda kendi bünyesinde "göç", "savaş ve çatışmalar" ve "çevre ve iklim değişikliği" gibi uzmanlık birimleri oluşturmaya başladı.</p>

<p>AİHM bu reformlara rağmen 66 yıllık tarihinin en zor anlarını yaşıyor ve göçmen ve sığınmacıların daha kolay sınır dışı edilmelerini engellediği gerekçesiyle son aylarda kimi Avrupa hükümetleri tarafından doğrudan hedef alınıyor.</p>

<p>Danimarka, İtalya, Polonya, Belçika, Avusturya, Çekya, Estonya, Letonya ve Litvanya'nın göçmenlerle ilgili içtihadını gözden geçirmesi için AİHM'ye baskı olarak Mayıs 2025'te yayımladığı ortak bildirinin bir benzeri, Aralık 2025'te Strasbourg'da düzenlenen Avrupa Konseyi Adalet Bakanları Konferansı paralelinde 27 Avrupa hükümeti tarafından imzalanmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, GÜNDEM</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/aihme-en-cok-hak-ihlali-basvurusu-turkiyeden-geldi</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/11/aihm-kl.jpeg" type="image/jpeg" length="22904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BANGALOR YARGI ETİĞİ İLKELERİ]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/bangalor-yargi-etigi-ilkeleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/bangalor-yargi-etigi-ilkeleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[(Yargıda Doğruluğun Güçlendirilmesine Yönelik Yargı Grubu tarafından kabul edilen 2001 Bangalor Yargı Etiği Taslak Belgesi’nin 25-26 Kasım 2002 tarihlerinde Lahey Barış Sarayı’nda düzenlenen Yüksek Mahkeme Başkanları Yuvarlak Masa Toplantısında revize edilmiş hâlidir)]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Önsöz </strong></p>

<p>İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin herkesin, hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde ve herhangi bir suç isnadının karara bağlanmasında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından tam bir eşitlikle, âdil ve alenî olarak yargılanma hakkına sahip olduğunu temel bir ilke olarak tanıdığı,</p>

<p>Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin, herkesin mahkemeler önünde eşit olmasını ve bir davada herhangi bir suç isnadının karara bağlanmasında veya hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde herkesin kanunla kurulmuş, yetkili, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından âdil ve alenî olarak, sebepsiz gecikme olmaksızın yargılanma hakkına sahip olmasını teminat altına aldığı,</p>

<p>Aşağıdaki temel ilkelerin ve hakların, bölgesel insan hakları belgelerinde, ulusal anayasalarda, yasalarda ve içtihat hukukunda ve yargı teamül ve geleneklerinde de kabul görmüş veya yansıtılmış olduğu,</p>

<p>Yetkili, bağımsız ve tarafsız yargının insan haklarının korunması açısından sahip olduğu önemin; diğer tüm hakların icra edilebilmesinin nihai olarak adaletin doğru idaresine bağlı olması keyfiyetince de vurgulandığı,</p>

<p>Aynı şekilde yetkili, bağımsız ve tarafsız bir yargının, mahkemelerin anayasa ve hukukun üstünlüğünü koruma rollerini yerine getirmeleri bakımından da elzem olduğu,</p>

<p>Modern ve demokratik bir toplumda halkın yargı sistemine güveninin ve yargının ahlaki otoritesinin ve doğruluğunun son derece önemli olduğu,</p>

<p>Hâkimlerin, bireysel ve toplu olarak, hâkimlik makamına kamusal bir sorumluluk olarak saygı ve hürmet duymalarının ve yargı sistemine olan güveni artırmaya ve idame ettirmeye çalışmalarının oldukça önemli olduğu,</p>

<p>Yargı etiğinde yüksek standartların teşvik ve muhafaza edilmesine yönelik temel sorumluluğun her bir ülkedeki yargı organına ait olduğu,</p>

<p>Birleşmiş Milletler Yargı Bağımsızlığı Temel İlkeleri’nin yargının bağımsızlığını güvence altına almak ve ilerletmek üzere tasarlandığı ve öncelikle devletlere yönelik olduğu</p>

<p>DİKKATE ALINARAK</p>

<p>Hâkimlere yönelik etik davranış standartlarını oluşturmak amacıyla AŞAĞIDAKİ İLKELER belirlenmiştir. Bu ilkeler, hâkimlere rehberlik sunmak ve yargıya yargı etiğini düzenlemeye yönelik bir çerçeve temin etmek üzere tasarlanmıştır. Bu ilkelerin amacı ayrıca yasama ve yürütme mensupları ile avukatların ve kamuoyunun yargıyı daha iyi anlamalarına ve ona destek olmalarına yardımcı olmaktır. Bu ilkeler, hâkimlerin, yargı standartlarını idame ettirmek üzere oluşturulmuş olan ve kendileri de bağımsız ve tarafsız olan uygun kurumlar karşısında meslekî davranışlarından dolayı sorumlu olduklarını varsayar ve hâkimler üzerinde bağlayıcı olan mevcut hukuk ve davranış kurallarını değiştirmeyi değil onları tamamlamayı amaçlar.</p>

<p><strong>1. Değer:</strong></p>

<p><strong>BAĞIMSIZLIK</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğünün ön koşulu ve adil yargılanmanın temel garantisidir. Bu nedenle hâkim, hem bireysel hem de kurumsal yönleriyle yargı bağımsızlığını korumalı ve bu konuda örnek teşkil etmelidir.</p>

<p>Uygulama:</p>

<p><strong>1.1 </strong>Hâkim; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmelidir.</p>

<p><strong>1.2 </strong>Hâkim, genel anlamda toplumdan, özelde ise karara bağlamak durumunda olduğu ihtilafın taraflarından bağımsız olmalıdır.</p>

<p><strong>1.3</strong> Hâkim, yasama ve yürütme organlarıyla uygunsuz bağlantılardan ve bu organların etkisinden bağımsız olmalı ve ayrıca makul bir şekilde gözlemlendiğinde de bunlardan bağımsız görünmelidir.</p>

<p><strong>1.4</strong> Hâkim, yargısal görevlerini yerine getirirken bağımsız şekilde karar vermekle yükümlü olduğu hususlarda meslektaşlarından bağımsız olmalıdır.</p>

<p><strong>1.5 </strong>Hâkim, yargının kurumsal ve eylemsel bağımsızlığını sürdürmek ve artırmak için yargısal görevlerinin ifasına yönelik koruma tedbirlerini teşvik etmeli ve korumalıdır.</p>

<p><strong>1.6 </strong>Hâkim, yargı bağımsızlığını sürdürmede esas olan yargıya yönelik kamusal güveni güçlendirmek amacıyla yargı etiği ile ilgili yüksek standartlar sergilemeli ve bunları ilerletmelidir.</p>

<p><strong>2. Değer:</strong></p>

<p><strong>TARAFSIZLIK</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Tarafsızlık, yargı görevinin doğru bir şekilde yerine getirilmesine esas teşkil eder. Bu ilke sadece kararlar için değil, kararların oluşturulduğu süreç açısından da geçerlidir.</p>

<p><strong>Uygulama:</strong></p>

<p><strong>2.1 </strong>Hâkim, yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir.</p>

<p><strong>2.2 </strong>Hâkim, mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır.</p>

<p><strong>2.3</strong> Hâkim, makul olduğu ölçüde, duruşma ve karar aşamalarında davadan reddini gerektirecek durumları en aza indirecek şekilde hareket etmelidir.</p>

<p><strong>2.4 </strong>Hâkim, önündeki veya önüne gelme ihtimali olan bir dava hakkında, bilerek ve isteyerek, davanın sonucunu etkilemesi veya sürecin aşikâr adillik vasfını zayıflatması beklenebilecek hiçbir yorumda bulunmamalıdır. Ayrıca hâkim, kamuya açık olsun veya olmasın, herhangi bir şahıs ya da mesele konusunda adil yargılamayı etkileyebilecek herhangi bir yorum da yapmamalıdır.</p>

<p><strong>2.5 </strong>Hâkim, tarafsız olarak karar veremeyeceği veya makul bir gözlemcide tarafsız olarak karar veremeyeceği izlenimi doğurabileceği durumlarda yargılamanın herhangi bir aşamasına katılmaktan kaçınmalıdır. Bu tür davalar aşağıdaki durumlarda söz konusu olup, bu üç bentle sınırlı değildir:</p>

<p><strong>2.5.1</strong> Hâkimin, davanın taraflarından biriyle ilgili gerçek bir önyargı veya tarafgirlik içerisinde olması veya davaya ilişkin delil kabilinden tartışılan olaylarla ilgili kişisel bir bilgiye sahip olması;</p>

<p><strong>2.5.2</strong> Hâkimin ihtilaflı konuda daha önceden avukatlık yapmış olması veya esas tanıklardan biri olarak yer almış olması;</p>

<p><strong>2.5.3</strong> Hâkimin ya da hâkimin ailesinden birisinin ihtilâf konusu dava sonuçlarıyla ilgili ekonomik bir çıkarının olması.</p>

<p>Davaya bakmaya devam edecek başka bir hâkimin belirlenememesi halinde veya herhangi bir eylemde bulunulmamasının, durumun aciliyeti nedeniyle ciddi şekilde adaletsizliğe yol açacağı durumlarda hâkime görevden el çektirmek gerekmez.</p>

<p><strong>3. Değer:</strong></p>

<p><strong>DOĞRULUK</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Doğruluk, yargı görevinin düzgün bir şekilde yerine getirilmesinde esastır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Uygulama:</strong></p>

<p><strong>3.1</strong> Hâkim, davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamalıdır.</p>

<p><strong>3.2</strong> Hâkimin hâl ve davranış tarzı, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adalet sağlanmakla kalmamalı, sağlandığı görüntüsü de yansıtılmalıdır.</p>

<p><strong>4. Değer:</strong></p>

<p><strong>DÜRÜSTLÜK</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Dürüstlük ve dürüstlük görüntüsü, bir hâkimin tüm faaliyetlerinin icrasında esaslı bir unsurdur.</p>

<p><strong>Uygulama:</strong></p>

<p><strong>4.1 </strong>Hâkim, tüm faaliyetlerinde uygunsuz davranışlardan ve uygunsuzluk görüntüsü oluşturmaktan kaçınmalıdır.</p>

<p><strong>4.2</strong> Sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkim, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumundadır ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapmalıdır. Hâkim, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır.</p>

<p><strong>4.3 </strong>Hâkim, kendi mahkemesinde hukuk mesleğini icra eden kişilerle olan kişisel ilişkilerinde, makul şekilde değerlendirildiğinde taraflılık veya iltimas görüntüsü veya şüphesi doğurması muhtemel olan durumlardan kaçınmalıdır.</p>

<p><strong>4.4</strong> Hâkim, kendi ailesinden birinin taraf olduğu veya herhangi bir şekilde bağlantılı olduğu bir davanın karara bağlanma sürecine dâhil olmamalıdır.</p>

<p><strong>4.5</strong> Hâkim, kendi ikametgâhının, hukuk mesleğini icra eden birisi tarafından müvekkillerini veya meslektaşlarını kabul yeri olarak kullanılmasına izin vermemelidir.</p>

<p><strong>4.6</strong> Hâkim, diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahiptir; ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranmalıdır.</p>

<p><strong>4.7 </strong>Hâkim, kişisel olarak ve emaneten taşıdığı mali menfaatlerinin farkında olmalı ve aile üyelerinin mali menfaatlerinin de farkında olmaya yönelik makul bir çaba sarf etmelidir.</p>

<p><strong>4.8 </strong>Hâkim; ailesinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemelidir.</p>

<p><strong>4.9 </strong>Hâkim, hâkimlik mesleğinin itibarını; kendisine, aile üyelerinden birisine veya herhangi bir kimseye özel çıkar sağlayacak şekilde kullanmamalı ve kullandırtmamalıdır. Ayrıca hâkim, yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendisini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamalı ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemelidir.</p>

<p><strong>4.10 </strong>Hâkim, hâkimlik sıfatıyla elde ettiği gizli bilgileri, yargısal görevleriyle ilgili olmayan diğer amaçlar için kullanmamalı ve ifşa etmemelidir.</p>

<p><strong>4.11 </strong>Yargısal görevlerini doğru bir şekilde icra etmek kaydıyla hâkim;</p>

<p><strong>4.11.1 </strong>Hukuk, hukuk sistemi, adaletin idaresi veya bunlarla ilintili diğer konularda yazı yazabilir, konferans verebilir, ders verebilir ve diğer etkinliklere katılabilir;</p>

<p><strong>4.11.2 </strong>Hukuk, hukuk sistemi, adaletin idaresi veya bunlarla ilintili diğer konularla ilgili resmi bir organ önündeki kamuya açık bir duruşmaya katılabilir;</p>

<p><strong>4.11.3</strong> Eğer üyeliği, hâkimin algılanan bağımsızlığına ve siyasi yansızlığına halel getirmeyecekse resmi bir organın veya başka bir hükümet komisyonunun, komitesinin veya danışma kurulunun üyesi olarak hizmet verebilir;</p>

<p><strong>4.11.4 </strong>Hâkimlik makamının onurunu zedelememesi ve yargısal görevlerin yerine getirilmesine engel olmaması koşuluyla diğer etkinliklere katılabilir.</p>

<p><strong>4.12</strong> Hâkim, hâkimlik makamında görevli iken avukatlık yapamaz.</p>

<p><strong>4.13 </strong>Hâkim, hâkimlerle ilgili derneklere katılabilir, bu tür bir dernek kurabilir ve hâkimlerin çıkarlarını temsil eden diğer örgütlere katılabilir.</p>

<p><strong>4.14</strong> Hâkim ve hâkimin aile üyeleri; hâkimin yargısal görevlerinin yerine getirilmesiyle ilişkili olarak yapılmış, yapılacak veya yapılmamış bir şey ile ilgili herhangi bir hediye, bağış, borç ya da iltimas talebinde bulunmamalı ve bunları kabul etmemelidir.</p>

<p><strong>4.15</strong> Hâkim; mahkeme personelinin veya kendi nüfuzu, idaresi veya yetkisi altında bulunan diğer kişilerin, hâkimin görev ve işlevleriyle ilişkili olarak yapılmış, yapılacak veya yapılmamış bir şey ile ilgili herhangi bir hediye, bağış, borç ya da iltimas talebinde bulunmasına veya bunları kabul etmesine bilerek müsaade etmemelidir.</p>

<p><strong>4.16</strong> Kamunun bilgilendirilmesi konusundaki kanunlar ve yasal gerekler gözetilmek suretiyle hâkim; makul şekilde değerlendirildiğinde yargısal görevlerinin ifasında hâkimi etkilemek amacıyla verildiği izlenimi yaratmayacak olması veya taraflılık görüntüsüne yol açmayacak olması kaydıyla, sunuluş vesilesine uygun olarak sembolik bir hediye, ödül veya avantajı kabul edebilir.</p>

<p><strong>5. Değer:</strong></p>

<p><strong>EŞİTLİK</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Mahkemeler önünde herkese eşit muamele gösterilmesi, hâkimlik görevinin gereğince yerinm getirilmesi için elzem bir unsurdur.</p>

<p><strong>Uygulama:</strong></p>

<p><strong>5.1</strong> Hâkim; ırk, renk, cinsiyet, din, ulusal köken, sosyal sınıf, engellilik, yaş, evlilik durumu, cinsel yönelim, sosyal ve ekonomik statü ve benzeri diğer hususlar (“davaya mesnet olmayan sebepler”) dâhil olmak üzere, ancak bunlarla sınırlı kalmamak kaydıyla, çeşitli unsurlara dayanan farklılıkların ve toplumdaki çeşitliliğin bilincinde olmalı ve bunları anlamalıdır.</p>

<p><strong>5.2</strong> Hâkim, yargı görevlerini yerine getirirken davaya mesnet olmayan sebeplere dayanarak herhangi bir kişi ya da gruba karşı sözle veya davranışlarıyla yanlılık veya önyargı sergilememelidir.</p>

<p><strong>5.3</strong> Hâkim, yargısal görevlerini; davaya mesnet olmayan ve görevlerin düzgün bir şekilde icra edilmesinde ehemmiyetsiz olan sebeplerle ayrımcılık yapmaksızın davanın tarafları, tanıklar, avukatlar, mahkeme personeli ve yargı görevini icra eden meslektaşları dâhil herkes için gerekli ilgiyi göstererek yerine getirmelidir</p>

<p><strong>5.4</strong> Hâkim, mahkeme personeline veya kendisinin nüfuzu, idaresi veya denetimi altında bulunan diğer kişilere, kendi önüne gelmiş bir konuda, davaya mesnet olmayan sebeplere dayanarak bireyler arasında ayırımcılık yapmalarına izin vermemelidir.</p>

<p><strong>5.5 </strong>Hâkim, mahkeme huzurundaki yargılamalarda avukatlardan, yargılama konusuyla hukuki açıdan ilişkili olan ve meşru savunmanın konusu olabilecek olan hususlar hariç olmak kaydıyla, davaya mesnet olmayan sebeplere dayanarak herhangi bir kişi ya da gruba karşı sözleriyle veya davranışlarıyla yanlılık veya önyargı sergilemekten kaçınmalarını talep etmelidir.</p>

<p><strong>6. Değer:</strong></p>

<p><strong>EHLİYET VE LİYAKAT</strong></p>

<p><strong>İlke:</strong></p>

<p>Ehliyet ve liyakat, yargı görevinin gereğince yerine getirilmesinin ön koşullarıdır.</p>

<p><strong>Uygulama:</strong></p>

<p><strong>6.1</strong> Bir hâkimin yargısal görevleri, diğer tüm faaliyetlerden önce gelir.</p>

<p><strong>6.2 </strong>Hâkim, meslekî faaliyetini yargısal görevlere adamalıdır; bu görevler, sadece mahkemedeki yargısal işlev ve sorumlulukların yerine getirilmesini ve karar vermeyi değil, aynı zamanda yargı makamı ve mahkemenin işleriyle ilgili diğer görevleri de içerir.</p>

<p><strong>6.3 </strong>Hâkim, yargının denetimi altında hâkimlere sunulması gereken eğitimlerden ve diğer fırsatlardan yararlanarak yargısal görevlerin düzgün bir şekilde icrası için gerekli olan meslekî bilgisini, becerisini ve bireysel niteliklerini korumak ve artırmak için gerekli adımları atmalıdır.</p>

<p><strong>6.4</strong> Hâkim, uluslararası sözleşmeler ve insan hakları normlarını oluşturan diğer belgeler dâhil olmak üzere uluslararası hukuktaki ilgili gelişmeleri takip etmelidir.</p>

<p><strong>6.5</strong> Hâkim, mahkeme kararlarının verilmesi de dâhil tüm yargısal görevlerini etkin ve adil bir şekilde ve makul bir süre içerisinde yerine getirmelidir.</p>

<p><strong>6.6</strong> Hâkim, mahkemedeki tüm yargılama aşamalarında düzeni ve davranış uygunluğunu sağlamalı; davanın tarafları, jüri üyeleri, tanıklar, avukatlar ve hâkimin resmi sıfatıyla muhatap olduğu diğer kişilerle ilişkilerinde sabırlı, vakur ve nazik olmalıdır. Hâkim, aynı davranış tarzını tarafların yasal temsilcilerinden, mahkeme personelinden ve kendi nüfuzu, idaresi ve denetimi altında bulunan diğer kişilerden de talep etmelidir.</p>

<p><strong>6.7 </strong>Hâkim, yargısal görevlerini layıkıyla yerine getirmesine uygun düşmeyen davranışlar içerisinde bulunmamalıdır.</p>

<p><strong>UYGULAMA </strong></p>

<p>Yargı vazifesinin doğası gereği, hâlihazırda hukuk sistemlerinde bu ilkeleri uygulamaya yönelik mekanizmaları bulunmayan ulusal yargı teşkilatları, bu mekanizmaları temin etmek için etkili tedbirler almalıdır.</p>

<p><em>Bu metin Avrupa Konseyi’nin katkılarıyla Türkçeye çevrilen gayri resmi tercümedir.</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, MEVZUAT</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/bangalor-yargi-etigi-ilkeleri</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Jan 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/terazi/law.jpg" type="image/jpeg" length="56739"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM Başkanı Özkaya, Afrika Anayasa Yargısı Konferansının 19. Büro Toplantısı’na katıldı]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-afrika-anayasa-yargisi-konferansinin-19-buro-toplantisina-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-afrika-anayasa-yargisi-konferansinin-19-buro-toplantisina-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Cezayir’de düzenlenen Afrika Anayasa Yargısı Konferansının 19. Büro Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Türk Anayasa Mahkemesi olarak gözlemci üyesi olduğumuz Afrika Anayasa Yargısı Konferansıyla iş birliğine büyük önem veriyoruz. Kurumlarımız arasındaki temaslar anayasa yargısının gelişimine hizmet ederek hukukun üstünlüğü ve insan hakları yargısının güçlenmesine vesile olacaktır.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cezayir Anayasa Mahkemesinin ev sahipliğinde 22 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda Başkan Kadir Özkaya’ya, Anayasa Mahkemesi Üyesi Ömer Çınar ve Genel Sekreter Yardımcısı Mücahit Aydın eşlik etti. Afrika Anayasa Yargısı Konferansı 2025 yılı faaliyet ve mali raporları ile 2026 yılına ilişkin eylem planı ve bütçe önerilerinin ele alındığı toplantıda ayrıca önümüzdeki dönemde düzenlenmesi planlanan uluslararası toplantı ve faaliyetlere ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplantıda bir konuşma yapan Başkan Kadir Özkaya, Afrika Anayasa Yargısı Konferansının yüksek mahkemeler arasında iş birliği tesis etmek suretiyle yükselen kıta Afrika’da çok önemli bir görev ifa ettiğini vurguladı. İnsan haklarının korunması ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi bakımından yargı kurumları arasındaki tecrübe paylaşımına dikkat çeken Başkan Özkaya, Türk Anayasa Mahkemesinin gözlemci üyesi olduğu Konferansın faaliyetlerine büyük önem verdiğini kaydederek Afrikalı meslektaşlarla bir araya gelmenin kendisi için çok istisnai bir tecrübe olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Türk Anayasa Mahkemesi olarak Afrika Anayasa Yargısı Konferansıyla iş birliğine büyük önem verdiklerini söyleyen Başkan Özkaya, “Karşılıklı anlayış, güven ve dostluk ruhuyla kurduğumuz bu ilişkilerin tarafların menfaatine olacağına yürekten inanıyorum. Kurumlarımız arasındaki temaslar anayasa yargısının gelişimine hizmet ederek hukukun üstünlüğü ve insan hakları yargısının güçlenmesine vesile olacaktır.” dedi. Başkan Özkaya, anayasa mahkemelerinin içtihat ve uygulama örneklerinin paylaşılmasının anayasa ve insan hakları yargısının gelişimine katkı sunduğunu ifade etti.</p>

<p>Konuşmasında küresel ölçekte yaşanan gelişmelere de değinen Başkan Kadir Özkaya, “İnsanlığın ortak geleceğinin, adil ve kalıcı barışın ancak yeryüzünde ahlaki değerlere ve adalete dönülmesiyle, adaletin ve ahlakın hâkim kılınmasıyla mümkün olabileceği unutulmamalıdır. Dolayısıyla biz hukuk insanları karşılıklı güven içinde adalet ve ahlak odaklı bir anlayışla hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi için bir arada olmalı ve çaba sarf etmeliyiz. İnsanı merkezine alan, güvenlik ve temel hak ve özgürlük dengesini bozmayan hukuk devleti anlayışını özümseyip içselleştirmiş bir hukuk kültürünü yaygınlaştırmanın gayreti içinde olmalıyız.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Afrika kıtasının adalete dayalı bir barış düzeninin tesisinde önemli bir konumda bulunduğunu belirten Başkan Özkaya, Türk Anayasa Mahkemesinin Afrika’daki muadilleriyle iş birliğini güçlendirmeye büyük önem atfettiğini, bu kapsamda Konferans faaliyetlerine her türlü desteği vermeye ve ikili ilişkileri geliştirmeye hazır olduklarını aktardı.</p>

<p>Büro Toplantısı’nda Afrika Anayasa Yargısı Konferansının faaliyetlerinin kapsamını yakından görme imkânı bulduğunu dile getiren Başkan Özkaya, genç kadınlar ve çocuklara yönelik çalışmaların çok kıymetli olduğuna ve bu süreçte karşılıklı tecrübe paylaşımının önemine dikkat çekti.</p>

<p>Konuşmasının sonunda toplantının organizasyonu için Cezayir Anayasa Mahkemesine teşekkür eden Başkan Kadir Özkaya, Afrika Anayasa Yargısı Konferansının 8. Kongresi’ni düzenleyecek olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi ile Afrikalı Genç Kadın ve Çocuklar Forumu’nu düzenleyecek olan Angola Anayasa Mahkemesine başarılar diledi.</p>

<p>Toplantı kapsamında Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya, Cezayir Anayasa Mahkemesi Başkanı Leila Aslaoui ile de bir araya geldi. Görüşmede, anayasal yargı alanında iş birliği ve tecrübe paylaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>Başkan Kadir Özkaya ve beraberindeki heyet ayrıca Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz’ı da ziyaret etti.</p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10042/1.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10043/2.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10044/3.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10045/4.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10046/5.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10047/6.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10048/7.jpeg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p>

<p><img src="https://www.anayasa.gov.tr/media/10049/8.jpg?width=450&amp;height=300&amp;mode=crop" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, Genel</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/aym-baskani-ozkaya-afrika-anayasa-yargisi-konferansinin-19-buro-toplantisina-katildi</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/adsiz-93.jpg" type="image/jpeg" length="70041"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ULUSLARARASI HUKUK AÇISINDAN VENEZUELA DEVLET BAŞKANI MADURO OLAYI]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/uluslararasi-hukuk-acisindan-venezuela-devlet-baskani-maduro-olayi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/uluslararasi-hukuk-acisindan-venezuela-devlet-baskani-maduro-olayi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'nin "Narko-Terörizm ve Seçim Gaspı" kapsamında suçla mücadele gerekçesi altında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu askeri/polisiye bir operasyonla alıkoyması, yeni yılın en önemli ve uluslararası hukuk açısından oldukça tartışmalı olayları arasında yerini aldı.</p>

<p>Narko-Terörizmle ulusal ve uluslararası düzlemde mücadele edilmesi elbette gerekmektedir. Ancak bu mücadele, hukuk çerçevesinde yürütülürse meşru olabilir. Aksi durum herkesin/ her devletin kendi kararlarını alıp uygulayacağı bir kaos dünyasına bizi sürükler.</p>

<p>Bu olay, uluslararası hukuk açısından bir devletin diğer devletin egemenlik hakkının ihlali niteliğindedir. Uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) kuralları çerçevesinde bakıldığında da, bir devletin başka bir devletin başkanını zorla alıkoyması uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, açık bir hukuk ihlalidir.</p>

<p>Uluslararası toplumda, güçlünün değil, hukukun üstünlüğünü sağlamak üzere kurulan ancak etkinliği açısından son yıllarda eleştirilen ve tartışılır hale gelen Birleşmiş Milletler teşkilatının kuruluş amacı, uluslararası barış ve güvenliği korumaktır.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Antlaşmasının giriş bölümünde ; büyük uluslarla, küçük ulusların hak eşitliğinin korunmasından ve ortak yarar dışında silahlı kuvvet kullanılmamasını sağlayacak ilkelere uyulmasının sağlanmasından bahsedilir.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 1. Maddesinde Birleşmiş Milletlerin Amaç ve ilkeleri belirlenmiş olup;</p>

<p><em>1. Uluslararası barış ve güvenliği korumak ve bu amaçla : barışın uğrayacağı tehditleri önlemek ve bunları boşa çıkarmak, saldırı ya da barışın başka yollarla bozulması eylemlerini bastırmak üzere etkin ortak önlemler almak; ve barışın bozulmasına yol açabilecek nitelikteki uluslararası uyuşmazlık veya durumların düzeltilmesini ya da çözümlenmesini barışçı yollarla, adalet ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun olarak gerçekleştirmek; </em></p>

<p><em>2. Uluslar arasında, halkların hak eşitliği ve kendi geleceklerini kendilerinin belirlemesi ilkesine saygı üzerine kurulmuş dostça ilişkiler geliştirmek, ve dünya barışını güçlendirmek için diğer uygun önlemleri almak; </em></p>

<p><em>3. Ekonomik, sosyal, kültürel ve insancıl nitelikteki uluslararası sorunları çözmede, ve ırk, cinsiyet, dil ya da din ayrımı gözetmeksizin herkesin insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygının geliştirilip güçlendirilmesinde uluslararası işbirliğini sağlamak; ve </em></p>

<p><em>4. Bu ereklere ulaşılması yolunda ulusların giriştikleri eylemlerin uyumlaştığı bir odak olmak.</em></p>

<p>olarak sıralanmış ve yine Madde 2’de Birleşmiş Milletler örgütü ve üyelerinin uyması gereken temel kurallar sayılmıştır. Buna göre; 1. Maddede belirtilen amaçlara ulaşmak üzere aşağıdaki ilkelere uygun biçimde hareket edeceklerdir :</p>

<p><em>1. Örgüt, tüm üyelerinin <strong>egemen eşitliği ilkesi</strong> üzerine kurulmuştur. </em></p>

<p><em>2. Tüm üyeler, üyelik sıfatından doğan hak ve çıkarlardan tümünün yararlanmasını sağlamak için, işbu Antlaşma’ ya uygun olarak üstlendikleri yükümlülükleri iyi niyetle yerine getirirler.</em></p>

<p><em>3. Tüm üyeler, uluslararası nitelikteki uyuşmazlıklarını, uluslararası barış ve güvenliği ve adaleti tehlikeye düşürmeyecek biçimde, barışçı yollarla çözerler. </em></p>

<p><em>4. Tüm üyeler, uluslararası ilişkilerinde gerek herhangi <strong>bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağımsızlığa karşı,</strong> gerek Birleşmiş Milletler' in amaçları ile bağdaşmayacak herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidine ya da kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar. </em></p>

<p><em>5. Tüm üyeler, örgütün işbu Antlaşma gereği giriştiği tüm eylemlerde örgüte her türlü yardımı yaparlar ve Birleşmiş Milletler tarafından aleyhinde önleme ya da zorlama eylemine girişilen herhangi bir devlete yardım etmekten kaçınırlar. </em></p>

<p><em>6. Örgüt, Birleşmiş Milletler üyesi olmayan devletlerin de, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasının gerektirdiği ölçüde bu ilkelere uygun biçimde hareket etmesini sağlar. </em></p>

<p><em>7. İşbu Antlaşma’ nın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler’ e herhangi bir devletin kendi iç yetki alanına giren konulara müdahale yetkisi vermediği gibi, üyeleri de bu türden konuları işbu Antlaşma uyarınca bir çözüme bağlamaya zorlayamaz; ancak, bu ilke, VII. Bölüm’de öngörülmüş olan zorlayıcı önlemlerin uygulanmasını hiçbir biçimde engellemez. </em></p>

<p>Maduro olayına baktığımızda, ABD müdahalesi , başta egemenlik hakkının ve devletlerin başka bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanmasını yasaklayan BM Şartı Madde 2/4 maddesi ile yukarıda belirtilen hükümlerin ihlali niteliğindedir. ABD'nin Venezuela topraklarına her ne olursa olsun bir gerekçe göstererek girip bir operasyon yapması, Venezuela'nın egemenliğinin ihlali (tecavüzü) sayılır.</p>

<p>Keza "kartel lideri" ve "aranan suçlu" olarak nitelendirilerek, Maduro’nun alıkonularak, kendi ülkesi dışında bir başka devletin mahkemesinde yargılanması uluslararası mahkemelerin ve kuruluşların yok sayılması, “devletlerin eşitliği” “devletlerin egemen eşitliği” prensibi gereği ve hiçbir devletin hukuki anlamda diğeri üzerinde hakimiyet sahibi olmayacağı kuralı çerçevesinde; uluslararası hukukun temel prensiplerinden birisi olan görevdeki devlet başkanlarının (Head of State) yabancı ülkelerin yargılamalarından ve tutuklamalarından muaf olması ve Devlet Başkanı Dokunulmazlığı (Sovereign Immunity) ilkesini de ihlal etmiştir.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Antlaşması’nda kuvvet kullanma, istisnai bir durum olup, katı koşullara bağlanmıştır. BM Şartına göre bu istisnalar; meşru müdafaa şartlarının oluşması ve uluslararası barış ve güvenliğin tehdit altında olmasıdır.</p>

<p>ABD, bir "savaş ilanı" veya "işgal" olarak değil, "uluslararası suçlu yakalama operasyonu" olarak tanımladığı bu operasyonu "kendini savunma" olarak nitelendirse de, uluslararası hukukta Meşru Müdafaa Sınırları (Madde 51) açıkça belirtilmiş olup, meşru müdafaa sadece "silahlı bir saldırı" gerçekleştiğinde yapılabilir. Bu da ancak Uluslararası barışın ve güvenliğin tehdit altında olup olmadığının tespitinden sorumlu yetkili organ olan BM Güvenlik Konseyi gerekli tedbirleri alana kadar yapılacak bir müdahale niteliğindedir. BM Genel Kurulu’nun 14 Aralık 1974 tarih ve A/3314 sayılı kararıyla silahlı saldırıya ilişkin tanımlar yapılmıştır. Uyuşturucu kaçakçılığı veya "narko-terör" suçlamalarının bir ülkeyi işgal etmek veya liderini kaçırmak için uluslararası hukuk açısından hukuki bir zemin oluşturduğunu söylemek mümkün değildir.</p>

<p>Bilindiği üzere ABD başkanı Trump, seçim argümanı ve gelecek hedefi olarak ortaya "göç" ve "uyuşturucu maddeler" ile mücadeleyi koymuştur.</p>

<p>ABD Yönetimi Şubat 2025 de Latin Amerika ülkelerindeki 8 uyuşturucu kartelini de ABD'nin ulusal güvenliğini ve ekonomisini tehdit ettiği gerekçesiyle 'yabancı terör örgütü' listesine eklemişti. Çoğunluğu Meksika olmak üzere, El Salvador’u da içine alan bu kararda Venezuela'dan “Tren de Aragua” adlı örgütte bulunmaktaydı. O dönemde ABD Dışişleri Bakanının bu uyuşturucu kartellerinin terör eylemleri gerçekleştirdiğini veya gerçekleştirme riski taşıdığı yönündeki açıklaması aslında bu çabaların bölgenin içişlerine müdahaleyi meşrulaştırma ve operasyona zemin hazırlama gayreti olduğunu göstermektedir. Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın “Barışın Tehdidi, Bozulması ve Saldırı Eylemleri Durumunda Alınacak Önlemler” başlıklı VII. Bölüm, 39. 41. ve 42. maddede bir devletin başka bir devlete karşı askeri müdahale, kuvvet kullanma kararlarının Güvenlik Konseyince alınması ve uygulanması gerektiği belirtilmektedir. Ancak böyle bir askeri operasyon için BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) askeri müdahaleye yetki vermesi de , her hangi bir şekilde öneri ya da tavsiyede bulunması da söz konusu olmamıştır.</p>

<p>ABD Başkanı’nın “kongreden izin alsaydık sızıntı olabilir, operasyonun seyri değişebilirdi” ifadelerinden de anlaşılacağı üzere ABD’nin başka bir devlet topraklarında gerçekleştireceği operasyon için Kongre’nin onayını almamış olması, ABD iç hukukunda ve siyasetinde de mutlaka tartışma konusu olacaktır. Keza ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun olayı, hukuki çerçevede aranan iki sanığın tutuklanması olarak nitelendirmesi uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde kabul edilebilecek bir savunma değildir. Keza tutuklamanın hemen ardından ABD yönetimi tarafından yapılan ülkeyi biz yöneteceğiz, petrol sahaları için şirketleri gönderiyoruz gibi açıklamalar olayın boyutunu açıkça ortaya koymuştur. Bu arada Latin Amerika ülkelerinin özellikle Çin ile kurduğu çok önemli ekonomik, askeri bağlantılarının, işbirliklerinin ABD yönetimini rahatsız ettiği, ürküttüğü de ortadadır. Bu çerçevede bakıldığında Venezuela müdahalesinin Latin Amerika ülkeleri için de düşündürücü tarafı bulunmaktadır.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ocak 2026 günü, Florida'daki ikametgahında düzenlediği basın toplantısında; basın mensuplarının ABD'nin bir başka ülkenin liderini zorla alıp getirmesinin (rejim değişikliği/müdahale) hukuki dayanağını ve Amerika’nın önceki politikasıyla çelişip çelişmediği sorusu üzerine, özetle; Maduro yönetiminin ABD güvenliğini tehdit ettiğini, müdahalenin 200 yıllık Monroe Doktrini'nin ruhuna uygun olduğunu, ancak kendi yöntemlerinin bu doktrini çok daha ileri bir seviyeye taşıdığını hatta "Artık buna Donroe Doktrini diyorlar" ifadesiyle ortaya koymuştur. ABD Yönetimi bu ifade ile Monroe Doktrininin savunmacı politikasından, bölgedeki kaynakların değerlendirilmesi noktasında agresif/müdahaleci ve hakimiyetçi bir politika uygulayacağını açıkça ifade etmiş ve Venezuela müdahalesi ile ve sonrasında yapılan “Venezuela’yı biz yöneteceğiz” ifadesi ile de bunu zaten göstermiştir. Bu açıklamalar dikkatleri tekrar Monreo Doktrinine yönlendirmiştir.</p>

<p>ABD tarihine bakıldığında zaman zaman tekrarlanan ve yönetimler tarafından farklı uygulamalara tabi tutulan bu anlayışın izlerini görmek mümkündür.</p>

<p>1823’de ABD Başkanı James Monroe tarafından Kongre'ye sunulan, Avrupa devletlerinin o dönemde Napolyon Savaşları sonrası kurduğu "Kutsal İttifak"ın (Avrupa'nın büyük monarşileri) Kuzey ve Güney Amerika kıtalarındaki ((Latin Amerika ülkelerindeki) sömürgecilik faaliyetlerine son vermesini ve ABD'nin de Avrupa'daki siyasi çekişmelere karışmaması hedefini içeren, "Amerika Amerikalılarındır" ilkesine dayanan; “Monroe Doktrini” olarak bilinen bir bildiri vardır.</p>

<p>Doktrinin Temel Maddeleri</p>

<p>-Amerika kıtası (Kuzey ve Güney), bundan böyle hiçbir Avrupa devleti tarafından sömürgeleştirilemez.</p>

<p>-Avrupalı güçlerin Amerika kıtasındaki herhangi bir ülkenin (yeni bağımsız olanların) iç işlerine karışması veya onları baskı altına alması, ABD'ye yapılmış bir düşmanlık sayılacaktır.</p>

<p>-ABD de Avrupa'daki savaşlara, iç çatışmalara veya Avrupa devletlerinin kendi aralarındaki meselelere karışmayacaktır.</p>

<p>Temeli müdahalecilikten uzak, içe çekilme/ savunmada kalma mekanizmasına dayalı "Avrupa karışamaz" doktrini zaman içerisinde Başkan Roosevelt döneminde, "Büyük Sopa" (Big Stick) politikası olarak yeniden yorumlanarak ABD'nin Latin Amerika üzerindeki hakimiyet aracına dönüşerek "sadece ABD karışabilir" noktasına taşındı.</p>

<p>ABD’nin bu çabalarını Amerika Kıtasının tek hakim gücü olmak ve küresel bir güç haline gelmek için yürüttüğü bir politika olarak görebiliriz.</p>

<p>Yürüttüğü bu politikayı zaman zaman tarih sahnesinde de sergilemiştir. Keza 1962’de ABD Başkanı John F. Kennedy, Küba Krizi’ni yönetirken dahi Monroe Doktrini'ne atıfta bulunmuş, SSCB’nin Küba'ya füze yerleştirmesini artık Yeni Dünya olarak nitelendirdikleri Amerika kıtasına askeri veya siyasi müdahale olarak değerlendirmiştir.</p>

<p>Yine Monreo Doktrini çerçevesinde Yabancı bir gücün silahlarının yarımküreye girişini fiziksel olarak engellemek hakkını kullandığını ifade ederek “deniz ablukası” yolunu seçmiş ve buna da savaş ilanı sayılmaması için “Karantina” adını vermiş, uluslararası hukukta meşrulaştırmak için de Rio Paktı'na (Amerika Devletleri Örgütü ) başvurup "kıtasal savunma" olarak dünyaya duyurmuştur.</p>

<p>Başkan Kennedy, 22 Ekim 1962'de yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında;</p>

<p>"Bu ulusun politikası şudur: Küba'dan Batı Yarımküre'deki herhangi bir ulusa fırlatılacak herhangi bir nükleer füze, Sovyetler Birliği tarafından ABD'ye yapılmış bir saldırı olarak kabul edilecek ve Sovyetler Birliği'ne karşı tam bir misilleme gerektirecektir." açıklamasını yapmıştır. (Bu konuşmanın orijinal metnine Yale Hukuk Fakültesi arşivi https://avalon.law.yale.edu/20th_century/msc_cuba015.asp ve https://www.jfklibrary.org/asset-viewer/archives/tnc-384 den ulaşmak mümkündür)</p>

<p>Bu sürecin sonunda da Sovyet füzelerinin Küba'dan çekilmesi gerçekleşmiştir. Küba örneği ABD nin dış politika ve uygulamalarına ve “Latin Amerika’ya bizim dışımızda kimse yaklaşamaz” anlayışına önemli bir örnektir.</p>

<p>Yine 1989 yılında, bundan 36 yıl önce, eski ABD Başkanı George H.W. Bush döneminde şantaj, uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama suçlamalarıyla Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın "Adil Dava Operasyonu" (Operation Just Cause) adı altında devrilerek Florida'ya getirilmesi, tutuklanması ve ABD'de yargılanması, nihayetinde de Panama ordusunun lağvedilerek ülkenin ABD yanlısı sivil bir yönetime geçmesi de buna bir örnektir. O dönem de bu eylem, uluslararası hukuku ihlal ettiği ve Kongre onayı alınmadığı gerekçeleriyle sert biçimde eleştirilmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Amerikan Devletleri Örgütü (OAS), işgali kınamış ve uluslararası hukukun ihlali olarak nitelemiştir. ABD o dönemde bu kararları da kabul etmemiş ve veto etmiştir.</p>

<p>Her ne kadar ABD bu siyasi liderleri devlet başkanı olarak tanımadıkları için ‘devlet başkanlarının bir başka ülkede yargılanamaması’ kuralına tabi olmayacağını belirtse de bunun uluslararası hukukta karşılığının olmadığını söylemek gerekir.</p>

<p>ABD yine bölgesel hakimiyetine, jeopolitik ve ekonomik bir tehdit olarak gördüğü Venezuela'daki Rusya, Çin ve İran etkilerini ve ülkenin petrol rezervlerinin "hasım" güç olarak gördüğü devletlerin eline geçmesinin Monroe Doktrini'nin ihlali sayarak bu kez tıpkı Küba’da SSCB gücünü kırdığı gibi Venezuela’da da diğer güçlü devletlerin ilişkilerini koparmayı hedeflemiştir. Bu çerçevede bakıldığında Venezuela müdahalesinin Latin Amerika ülkelerinin geleceği açısından da düşündürücü tarafı bulunmaktadır.</p>

<p>ABD'nin "kendi güvenliği ve demokrasi" anlayışına göre adaletli bir uygulama olarak nitelendirdiği, modern diplomasinin ve uluslararası hukukun temel kurallarını yıkan Maduro'nun alınması olayı; “güçlünün kendi hukukunu uyguladığı” uluslararası hukuk açısından kabul edilmez bir durum olup, gelecek açısından dünyada tehlikeli bir emsal oluşturabilecek niteliktedir.</p>

<p>Uluslararası mahkemeler büyük devletlerin "polislik yapma" veya "rejim değiştirme" girişimlerini hukuka aykırı bulmuştur. Uluslararası Adalet Divanının da "Bir devletin, başka bir devletin rejimini, ideolojisini veya siyasi yapısını beğenmediği için ona müdahale etme veya o rejimi devirmeye çalışma hakkı yoktur." tespiti ile aldığı ve yine "Müdahale hakkı (right of intervention), uluslararası hukukta yeri olmayan bir güç politikası tezahürüdür." değerlendirmesi yaptığı kararlar bulunmaktadır. Örn: Nakaragua Davası(Nikaragua vs. ABD, 1986), Korfu Boğazı Davası (İngiltere vs. Arnavutluk, 1949), Demokratik Kongo Cumhuriyeti vs. Uganda (2005), Almanya vs. İtalya (Devletin Yargı Muafiyeti, 2012), Lotus Davası (Fransa vs. Türkiye, 1927)</p>

<p>BM Antlaşması’nın başlangıç kısmında “Biz Birleşmiş Milletler Halkları, … savaş felaketinden gelecek kuşakları korumaya, temel insan haklarına, adaletin korunmasına ve antlaşmalara saygı göstermeye, uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli koşulları oluşturmaya ve daha geniş bir özgürlük içinde daha iyi yaşama koşulları sağlamaya, … uluslararası barış ve güvenliği korumak için güçlerimizi birleştirmeye, müşterek yararlar dışında silâhlı kuvvet kullanılmamasını sağlayacak ilkeleri kabul etmeye ve bu paralelde uluslararası kurumlardan yararlanmaya karar verdik.” denmektedir.</p>

<p>2001 Afganistan ve 2003 Irak işgallerinin de unutulmadığı ve sonuçları ortadadır. Dünyanın uluslararası hukuku yeniden hatırlama ve gerekli tedbirleri alma zamanıdır.</p>

<p><a href="https://www.hukukihaber.net/av-sema-aksoy" title="Av. Sema AKSOY"><img alt="Av. Sema AKSOY" height="96" src="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/200x200/hukukihaber-net/uploads/2025/02/sema-aksoy.jpg" width="96" /></a></p>

<h4><strong><a href="https://www.hukukihaber.net/av-sema-aksoy" title="Av. Sema AKSOY">Av. Sema AKSOY</a></strong></h4>

<p><strong>Ankara Barosu Eski Başkanı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span style="color:#999999">Kaynak:</span></p>

<p><span style="color:#999999">- Resmî Gazete, Tarih: 24.08.1945, Sayı: 6092</span></p>

<p><span style="color:#999999">- Aslan Gündüz, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Teşkilatlar Hakkında Temel Metinler, Beta Yayınları, 1994, s. 25-45</span></p>

<p><span style="color:#999999">- Allan Nevins,Henry Steele Commager ,Çeviri Halil İnalcık, ABD Tarihi ,Doğu Batı Yayınları Mart 2019</span></p>

<p><span style="color:#999999">- Hüseyin Pazarcı, Uluslararası Hukuk, Turhan Kitabevi, Ankara, 2005.</span></p>

<p><span style="color:#999999">- H. Serdar Hoş, Haklı Savaş ve İnsancıl Hukuk ,İnsancıl Hukuk, Savaş ve Kuvvet Kullanımın Sınırlandırılması / On İki Levha Yayıncılık, Haziran 2013</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, MAKALE</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/uluslararasi-hukuk-acisindan-venezuela-devlet-baskani-maduro-olayi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/nicolas-maduro.jpg" type="image/jpeg" length="91400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dört yaşında kaçırılıp istismar edilen çocuğun başarılı bir avukat olma hikayesi]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/dort-yasinda-kacirilip-istismar-edilen-cocugun-basarili-bir-avukat-olma-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/dort-yasinda-kacirilip-istismar-edilen-cocugun-basarili-bir-avukat-olma-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antonio Salazar-Hobson, Arizona'da komşuları olan bir çift tarafından ailesinden kaçırıldığında dört yaşındaydı. Yaklaşık 500 kilometre uzaklıktaki Kaliforniya'ya götürüldü ve orada korkunç istismara maruz kalarak büyüdü. Ardından sessizlik, istismar ve eve dönme özlemiyle dolu, yürek burkan bir yolculuk geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">"Hayatımda gördüğüm en güzel kadın o."</p>

<p dir="ltr">Antonio Salazar-Hobson, annesinin her sabah kahvaltıda burrito ve kahve servisi yaptığını gördüğünde tam olarak bunu düşünmüştü.</p>

<p dir="ltr">Antonio, büyük bir Meksikalı-Amerikalı ailenin 14 çocuğundan 11'incisi olarak dünyaya geldi.</p>

<p dir="ltr">Anne ve babası Petra ve Jesús, Arizona'nın Phoenix şehrinde mevsimlik tarım işçisiydi. Antonio üç yaşına kadar konuşmadı ama annesine çok düşkündü.</p>

<p dir="ltr">Aile içi şiddetin yaşandığı bir evde neşe kaynağıydı ve anne düşünceli ama sessiz oğluna ekstra özen gösterirdi.</p>

<p dir="ltr">"İri yarı, genellikle sarhoş ve öfkeli olan babam, haftada beş altı gece annemi döverdi."</p>

<p dir="ltr">Yaşadığı zorluklara rağmen annesi ona sevildiğini hissettirmişti ve Antonio, çocukluk yıllarını anlatırken yüzüne geniş bir gülümseme yayılıyor.</p>

<p dir="ltr">"Ailem beni her şeye dahil etti. Kendi kardeşlerimden oluşan bir grubum vardı ve ben de tam anlamıyla onların bir parçasıydım."</p>

<p dir="ltr">Antonio, şu anda son derece başarılı bir avukat ve kariyerini güçlü şirketlerle mücadele etmeye, genellikle yoksul ve dışlanmış işçiler için daha iyi ücret ve çalışma koşulları talep etmeye adamış.</p>

<p dir="ltr">Bugüne kadar hiçbir davayı kaybetmedi.</p>

<p dir="ltr">Ancak Antonio kazanmaya başlamadan önce her şeyini kaybetmek zorundaydı.</p>

<p dir="ltr">Antonio'nun gençlik yılları travmatik, yalnız ve sessiz geçti.</p>

<p dir="ltr">Akla gelmeyecek travmalar yaşadı, ancak azmi ve kökleriyle olan derin bağı sayesinde hayatta kalmanın bir yolunu buldu.</p>

<h2 id="Zulme-dönüşen-nezaket-" tabindex="-1">Zulme dönüşen nezaket</h2>

<p dir="ltr">Antonio'nun anne ve babası, meyve bahçelerinde ve pamuk tarlalarında çok az ücret karşılığında uzun saatler çalışıyorlardı.</p>

<p dir="ltr">İşçilerin çoğu Chicano'ydu. Chicano, ABD'de Meksika kökenliler için kullanılan bir terim.</p>

<p dir="ltr">Salazar ailesi evde sadece İspanyolca konuşuyordu ve Antonio, üç yaşında ilk kelimelerini bu dilde söyleyip annesini sevindirecekti.</p>

<p dir="ltr">Beyaz ve iki dil bilen bir çift olan Sarah ve John Hobson, ağırlıklı olarak Meksika kökenli Amerikalıların yaşadığı mahalleye taşındığında Salazar ailesinin yaşamları değişti.</p>

<p dir="ltr">Eğitimli ve çocuksuz olan bu çift, haksız yere ücretleri ödenmeyen Salazar ailesine yardım teklif ettiler.</p>

<p dir="ltr">Çocukları evlerine davet ettiler, onlara ayakkabılar verip, kurabiyeler pişirdiler ve böylece hızla ailenin güvenini kazandılar.</p>

<p dir="ltr">Ancak onların iyiliği, sinsi bir amacı gizliyordu.</p>

<p dir="ltr">Birkaç ay içinde Hobson ailesi, Antonio'nun zaman zaman onlarla kalıp kalamayacağını sordu.</p>

<p dir="ltr">İşte istismar da o zaman başladı. Önce çift tarafından, sonra da eve getirdikleri diğer erkekler tarafından istismara uğradı.</p>

<p dir="ltr">Bu durum, ailesinin haberi olmadan uzun yıllar boyunca hafta sonları devam etti.</p>

<p dir="ltr">Antonio ilk saldırıdan sonra konuşma yeteneğini kaybetti.</p>

<p dir="ltr">"İlk tacizden sonra nutkum tutuldu, ne ailemle ne de başka biriyle konuşabildim. Tek hissettiğim şey büyük bir utanç ve büyük bir suçluluktu" diye anlatıyor.</p>

<p dir="ltr">Sonunda, ailesi Antonio'nun kilo verdiğini ve gözlerindeki bulanıklığı fark etti ve 1960 yılının Ocak ayının başlarında ziyaretler durdu. Tüm aileye Hobson'ların Antonio'ya yaklaşmasına izin vermemeleri yönünde bir talimat verildi.</p>

<p dir="ltr">Birkaç hafta sonra, 1960 Şubat'ında, Hobson'lar Antonio'nun hayatına geri döndüler. Antonio'nun ailesi çalıştığı sırada Salazar'ların evine girdiler.</p>

<p dir="ltr">Antonio altı kardeşiyle birlikteydi. Dokuz yaşındaki Rudy kardeşlerinden sorumluydu.</p>

<p dir="ltr">Hobson'lar dışarıdan seslenip, onlara dondurma almak istediklerini ama Antonio'nun da onlarla gelmesi gerektiğini söylediler.</p>

<p dir="ltr">Antonio "Reddettim ve saklandım" diyor.</p>

<p dir="ltr">"Ama çocuklardan biri daha iyi görebilmek için kapıyı hafifçe araladı ve John beni yakalayıp arabaya fırlattı ve uzaklaştı. O gece beni Kaliforniya'ya götürdüler."</p>

<p dir="ltr">Henüz dört yaş dört aylıktı.</p>

<h2 id="Sessizce-katlandı-" tabindex="-1">Sessizce katlandı</h2>

<p dir="ltr">Evinden yaklaşık 500 kilometre uzakta, Hobsonlar Antonio'yu ıssız bir portakal bahçesinde tecrit ettiler. Yıllarca sistematik cinsel, fiziksel ve duygusal istismara maruz bıraktılar ve travma onu bir kez daha susturdu.</p>

<p dir="ltr">"Aileme nasıl ulaşacağımı bilmiyordum. Ne yapacağımı bilemedim."</p>

<p dir="ltr">Yalnız ve sessiz kalan çocuk, ailesiyle bağlantısını sürdürmek için bir ritüel yarattı.</p>

<p dir="ltr">15 tuğla gömdü. 13'ünü kardeşleri için, ikisini de anne ve babası için.</p>

<p dir="ltr">Ardından her sabah fısıldadığı sevgi mesajlarıyla onları "yeniden hayata döndürdü."</p>

<p dir="ltr">"Onları sevdiğimi, özlediğimi söyledim. Geri döneceğime söz verdim" diyor.</p>

<p dir="ltr">"Bu bana hayatta kalmak için gereken duygusal istikrarı sağladı."</p>

<p dir="ltr">İki buçuk yıl geçti ve bir noktada, çoğunluğu Latin kökenli işçilerden oluşan bir tavuk çiftliğini keşfetti.</p>

<p dir="ltr">Antonio'nun ana dili olan İspanyolca konuşuyorlardı.</p>

<p dir="ltr">Tüm yazı onlarla geçirdi ve kadınlar onun Meksikalı olduğunu öğrenince, her gün ona kahvaltı ve öğle yemeği hazırlamaya başladılar.</p>

<p dir="ltr">"Kaçırıldığımdan beri kimse bana bu kadar iyi davranmamıştı. Bana kim olduğumu hatırlattı. Ben Chicano'ydum. Bunlar benim halkımdı."</p>

<h2 id="Antonioyu-kurtaran-kovboy-" tabindex="-1">Antonio'yu kurtaran kovboy</h2>

<p dir="ltr">Kaçırılmanın üzerinden neredeyse üç yıl geçtikten sonra, Hobsonlar Antonio'yu "Tony S. Hobson" adıyla evlatlık oğulları olarak okula kaydettirdiler. Çocuğu okula yazdırmazlarsa ihbar edileceklerinden korkuyorlardı.</p>

<p dir="ltr">İngilizce okumayı öğrendi ve kısa sürede başarılı oldu, ancak çifte karşı hiç sesini çıkarmadı. Yaz tatili geldiğinde, çift onu yalnız başına Nevada'daki bir çiftliğe gönderdi ve orada diğer erkekler tarafından üç yaz tatili boyunca istismara maruz kaldı.</p>

<p dir="ltr">"Bana ata binmeyi öğreneceğimi söylediler" diyor.</p>

<p dir="ltr">"Açıkçası, bunun pedofiller için bir paravan olduğunu bilmiyordum."</p>

<p dir="ltr">Üçüncü yaz tatilinde, dokuz yaşındayken, intihar girişiminde bulundu.</p>

<p dir="ltr">Girişim başarısız oldu ve Roy adında bir kovboy tarafından kurtarıldı.</p>

<p dir="ltr">Roy, çiftlik sahiplerini yasal işlem başlatmakla tehdit etti ve çocuğu Hobson'lara geri verdi. Bundan sonra istismar durdu.</p>

<p dir="ltr">O zamana dek çiftin hayatı altüst olmuştu. John işini kaybetti, Sarah ise içkiye yöneldi ve şiddete başvurdu. Okulunda başarılı olmaya kararlı olan Antonio, ders çalışmak için sessiz bir yer buldu. Her gece saatlerce vakit geçirdiği çamaşır odası.</p>

<p dir="ltr">"Şöyle karar verdim: Sen Chicano'sun. Gurur duyuyorsun. Kendini eğiteceksin ve halkına yardım edeceksin."</p>

<h2 id="Kahramanıyla-tanışması-" tabindex="-1">Kahramanıyla tanışması</h2>

<p dir="ltr">Antonio 13 yaşındayken, ailesi gibi bahçelerde çalışıyordu.</p>

<p dir="ltr">O zamana kadar Chicano aileleri ve öğrenci eylemcilerle birlikte yaşıyordu.</p>

<p dir="ltr">Ülkenin en büyük tarım işçileri sendikası olan Birleşik Tarım İşçileri'nin bir mitinginde, hayatını değiştirecek adamla tanıştı: Ünlü insan hakları savunucusu César Chávez.</p>

<p dir="ltr">Antonio ona dört yaşından beri kayıp olduğunu, tarlalardaki zorlu koşulları ve adaletsizlikle mücadele etme arzusunu anlattı.</p>

<p dir="ltr">"Ona, 'Bahçelerde meyve topluyorum ve gördüğüm tek şey kadınlar için tuvalet olmaması' dedim."</p>

<p dir="ltr">"Bize soğuk su verilmiyordu ve başka zorluklar da vardı."</p>

<p dir="ltr">Chávez onu kendisiyle çalışmaya davet etti ve bir yıl sonra Antonio'dan iş hukuku avukatı olmasını istedi. Antonio "Ailemi bulmaktan başka bir hayalim yoktu" diyor.</p>

<p dir="ltr">Antonio, Kaliforniya Üniversitesi'nden tam burs kazandı. Mezuniyetten bir gün sonra Hobson ailesi onu evden kovdu.</p>

<p dir="ltr">Yanında sadece bir bavulla ayrıldı, ama derin bir özgürlük duygusu hissetti.</p>

<p dir="ltr">"Şöyle düşündüm: 'Bu harika bir gün. Artık bana asla zarar veremezler."</p>

<p dir="ltr">Antonio bir daha Hobson ailesini asla görmeyecekti.</p>

<h2 id="Vaat-" tabindex="-1">Vaat</h2>

<p dir="ltr">Antonio, Cesar Chavez'e verdiği sözü tuttu ve başarılı bir işçi hakları avukatı oldu.</p>

<p dir="ltr">Tarım işçileri ve ötekileştirilmiş topluluklar için tek bir dava bile kaybetmeden mücadele etti.</p>

<p dir="ltr">Portakal bahçesinde verdiği sözü de tutmuştu. Karısı Katherine'in desteğiyle terapiye başladı ve özel bir dedektif tuttu. Dedektif kısa süre sonra kardeşlerinin listesiyle geri döndü.</p>

<p dir="ltr">Antonio, ailesinin onu "çok Amerikalılaşmış" görüp reddetmesinden korkuyordu,</p>

<p dir="ltr">Ancak kardeşi Ramón derhal temas kurmak istedi.</p>

<p dir="ltr">Antonio'nun kardeşine ilk sorusu "Annem hayatta mı?" oldu.</p>

<p dir="ltr">Hayattaydı.</p>

<p dir="ltr"><img alt="" src="https://hukukihabernet.teimg.com/hukukihaber-net/uploads/2026/01/b70a3df0-7166-11f0-af20-030418be2ca5jpg.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<h2 id="Aileyle-birleşme-ve-iyileşme-" tabindex="-1">Aileyle birleşme ve iyileşme</h2>

<p dir="ltr">Ailenin yeniden bir araya gelmesi duygusal anlar yaşattı.</p>

<p dir="ltr">Annesi gözlerinin içine baktı ve onu kucakladı.</p>

<p dir="ltr">Kız kardeşleri gözyaşlarıyla karşıladı.</p>

<p dir="ltr">Antonio "Sanki yeniden çocuk olmuş gibiydim. Mükemmeldi" diyor.</p>

<p dir="ltr">Kardeşleri ise daha içine kapanıktı. Ortadan kaybolmasının travmasından derinden etkilenmişlerdi.</p>

<p dir="ltr">Babası, Antonio'nun kaçırıldığı gün sorumluluğu üstlenen ve o sırada dokuz yaşında olan oğlu Rudy'yi ve Petra'yı suçlamıştı.</p>

<p dir="ltr">Babası Jesús, Petra'yı evden kovmuş ve Rudy'yi kötü gördüğü bir yatılı okula göndermişti.</p>

<p dir="ltr">Aile bir daha bu durumdan kurtulamadı.</p>

<p dir="ltr">Antonio iki yılını annesiyle birlikte yemek yaparak ve kendi hikayesinin yumuşatılmış bir versiyonunu paylaşarak geçirdi.</p>

<p dir="ltr">"Sevgi dolu, neşeliydi. Elleri ve yüzü, bir ömür boyu süren emeğin izlerini taşıyordu. Ona derinden hayranlık duyuyordum."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="ltr">Petra da Jesús gibi tarım ilacı kaynaklı bir hastalıktan öldü. Fakat Antonio'nun annesini onurlandıracak kadar zamanı oldu.</p>

<h2 id="Sessizlerin-sesi-" tabindex="-1">Sessizlerin sesi</h2>

<p dir="ltr">Sonraki yıllarda kardeşleri ve yeğenleriyle kalıcı ilişkiler kurdu.</p>

<p dir="ltr">Antonio ve Katherine'in iki çocuğu vardı ve çocuklar yeterince büyüdüklerinde Antonio her şeyi anlattı.</p>

<p dir="ltr">"Çocuklarım bana son derece sadık davrandılar" diyor.</p>

<p dir="ltr">"Ben bunları eşimin sevgisi sayesinde yaptım. Sürekli 'Bunu başarabilirsin' diyordu. Ve haklıydı."</p>

<p dir="ltr">Antonio, kamuoyu önünde konuşmaya ve istismara ve insan ticaretine maruz kalanların hakları için kampanya yürütmeye başladı.</p>

<p dir="ltr">"Anlatması zor bir hikaye ama anlatılması gerekiyor" diyor.</p>

<p dir="ltr">"Bunun hâlâ yaşandığını biliyordum. Bu benden daha büyük bir şeydi. Ben sadece binlerce kişiden biriydim."</p>

<p dir="ltr">Bugün o, savunmasız insanların yılmaz bir savunucusu.</p>

<p dir="ltr">Mücadelesinin merkezinde, ona iyiliği öğreten Petra; ona bir amaç veren César Chávez ve cehennemden geçmiş ve verdiği sözü asla bozmamaya kararlı birinin tutkusuyla savunduğu topluluklar yer alıyor.</p>

<p dir="ltr">"Şaka yapmıyorum, benim durumumda iki seçeneğiniz var: 'Ya başınıza gelenler yüzünden seri katil olursunuz ya da nazik olmayı öğrenirsiniz. Annem bana nazik olmayı öğretti. Işığa doğru koştum."</p>

<p dir="ltr">"O ilk sevgi olmasaydı, çok farklı bir insan olurdum."</p>

<p dir="ltr"><span style="color:#999999">Kaynak: Jo Fidgen ve Zoe Gelber / BBC</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/dort-yasinda-kacirilip-istismar-edilen-cocugun-basarili-bir-avukat-olma-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 04 Jan 2026 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2026/01/508f8790-7163-11f0-af20-030418be2ca5jpg.webp" type="image/jpeg" length="72071"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eski Pakistan Başbakanı İmran Han 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/eski-pakistan-basbakani-imran-han-17-yil-hapis-cezasina-carptirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/eski-pakistan-basbakani-imran-han-17-yil-hapis-cezasina-carptirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[73 yaşındaki İmran Han, Nisan 2022’de güvensizlik oylamasıyla görevden alınmıştı. Partisi muhalefette olmasına rağmen Han ülkede hâlâ önemli bir halk desteğine sahip.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Pakistan’ın eski başbakanı İmran Han ve eşi Buşra Bibi, devlete ait hediyeleri usulsüz biçimde elde tutmak ve satmak suçlamasından 17’şer yıl hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p>Çift, geçen yıl haklarında açılan davada suçlamaları reddetmişti. Savcılığa göre Han ve eşi, görevde olduğu dönemde aralarında Suudi Arabistan hükümetinden gelen mücevherlerin de bulunduğu devlet hediyelerini piyasa değerinin çok altında beyan ederek satın aldı ve daha sonra sattı.</p>

<p>Savcılar, hediyelerin değerinin 8 bin 500 euro olarak gösterildiğini, oysa gerçek piyasa değerinin 244 bin 700 euro olduğunu belirtti. Bu sayede çiftin, hediyeleri indirimli fiyattan edindiği öne sürüldü.</p>

<p>İmran Han’ın avukatı Salman Safdar, kararın temyize götürüleceğini açıkladı.</p>

<p>Pakistan yasalarına göre, kamu görevlileri ve siyasetçilerin yabancı devlet adamlarından aldıkları hediyeleri ellerinde tutabilmeleri için, bu hediyeleri piyasa değerinden satın almaları ve satıştan elde edilen kazancı beyan etmeleri gerekiyor.</p>

<p>Han’ın sözcüsü Zülfikar Buhari, cumartesi günkü kararın adaletin temel ilkelerini yok saydığını savundu. Buhari, “suç kastı, kazanç ya da kamu zararı kanıtlanmadan, kuralların geriye dönük yorumlanmasıyla cezai sorumluluk yüklendiğini” söyledi.</p>

<p>Buhari ayrıca kararın, sürecin tarafsızlığı ve adilliği konusunda ciddi soru işaretleri yarattığını, yargının seçici kovuşturmanın aracı haline getirildiğini öne sürdü.</p>

<p>Han’ın muhalefetteki partisi Pakistan Adalet Hareketi (PTI) de kararı sert bir dille eleştirerek “tarihte kara bir sayfa” olarak nitelendirdi. Parti, kararın Rawalpindi’deki Adiala Cezaevinde açıklandığını ve Han’ın duruşmada hazır bulunduğunu bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>PTI’nin X hesabından yapılan paylaşımda, Han’ın ailesinin karar açıklanırken mahkeme salonuna alınmadığı öne sürülerek, “Kapalı kapılar ardında yapılan cezaevi yargılaması ne özgürdür ne de adildir; bu fiilen bir askeri yargılamadır,” denildi.</p>

<p>PTI’nin üst düzey isimlerinden Omar Ayub da “Pakistan’da hukukun üstünlüğü yok,” ifadesini kullandı.</p>

<p>Bilgi Bakanı Attaullah Tarar ise mahkemenin somut delilleri incelediğini ve Han ile eşinin yolsuzluktan mahkum edildiğini savundu. Tarar, kararın adil olduğunu söyledi.</p>

<p>73 yaşındaki İmran Han, Nisan 2022’de güvensizlik oylamasıyla görevden alınmıştı. Partisi muhalefette olmasına rağmen Han ülkede hâlâ önemli bir halk desteğine sahip.</p>

<p>PTI, 8 Şubat 2024’te yapılan parlamento seçimlerinde güçlü bir sonuç elde etti ancak Ulusal Meclis’te çoğunluğu sağlayamadı. Parti, seçimlere hile karıştığını iddia ederken hükümet bu suçlamaları reddetti.</p>

<p>Han’ın başlıca siyasi rakibi olan Şahbaz Şerif, şu anda Pakistan’ın başbakanı. Görevden alınmasının ardından Han, iktidardan düşürülmesinin ABD destekli ve ordunun da dahil olduğu bir komplo olduğunu defalarca öne sürdü. Washington, Pakistan ordusu ve siyasi rakipleri bu iddiaları reddediyor.</p>

<p>Eski kriket yıldızı olan Han, 2023’ten bu yana çeşitli yolsuzluk ve başka suçlamalar nedeniyle birden fazla hapis cezası çekiyor. Kendisi ve destekçileri, bu davaların siyasi kariyerini engellemeyi amaçladığını savunuyor. (euronews)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/eski-pakistan-basbakani-imran-han-17-yil-hapis-cezasina-carptirildi</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Dec 2025 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/imran-han.webp" type="image/jpeg" length="11764"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump, BBC'ye 10 milyar dolarlık hakaret davası açtı]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/trump-bbcye-10-milyar-dolarlik-hakaret-davasi-acti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/trump-bbcye-10-milyar-dolarlik-hakaret-davasi-acti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[33 sayfalık dava dilekçesi, BBC’yi Başkan Trump hakkında ‘yanlış, iftira niteliğinde, aldatıcı, aşağılayıcı, kışkırtıcı ve kötü niyetli bir tasvir’ yayınlamakla suçluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump BBC'ye karşı 10 milyar dolarlık dava açarak İngiliz yayın kuruluşunu hakaretin yanı sıra aldatıcı ve haksız ticari uygulamalarla suçladı.</p>

<p>33 sayfalık dava dilekçesinde BBC, "Başkan Trump'ın yanlış, karalayıcı, aldatıcı, aşağılayıcı, kışkırtıcı ve kötü niyetli bir tasvirini" yayınlamakla suçlanıyor. Yayınlanan bölüm, 2024 ABD başkanlık seçimlerine "müdahale etmek ve etkilemek için küstahça bir girişim" olarak nitelendiriliyor.</p>

<p>Trump geçtiğimiz ay BBC'ye bir mektup göndererek, BBC'nin amiral gemisi olan dizisi 'Panorama'nın "Trump: İkinci Bir Şans mı?" başlıklı bölümünün 2024 ABD başkanlık seçimlerinden günler önce yayınlanması nedeniyle dava açmakla tehdit etmişti.</p>

<p>Davada BBC, "Başkan Trump'ın 6 Ocak 2021'de yaptığı konuşmanın tamamen ayrı iki bölümünü birbirine ekleyerek" Başkan Trump'ın söylediklerinin anlamını "kasıtlı olarak yanlış yansıtmakla" suçlanıyor.</p>

<p>Konuşma, Trump'ın bazı destekçilerinin Kongre'nin, Trump'ın kendisinden çalındığını iddia ettiği 2020 seçimlerinde başkan seçilen Joe Biden'ın zaferini onaylamaya hazırlandığı sırada ABD Kongre Binası'nı basmasından önce gerçekleşmişti.</p>

<p>Yayıncı kuruluş geçen ay Trump'tan konuşmanın düzenlenmesi nedeniyle özür dilemiş ancak kendisine hakaret ettiği iddialarını reddetmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BBC Başkanı Samir Shah bunu bir "muhakeme hatası" olarak nitelendirmiş ve BBC'nin üst düzey yöneticisi ile haber müdürünün istifa etmişti.</p>

<p>Bir saat süren belgeselde, 2021 konuşmasının neredeyse bir saat arayla yapılan iki bölümünden üç alıntı, Trump'ın destekçilerini kendisiyle birlikte yürümeye ve "cehennem gibi savaşmaya" çağırdığı tek bir alıntı gibi görünecek şekilde birleştirildi. Kesilen bölümler arasında Trump'ın destekçilerinden barışçıl bir gösteri yapmalarını istediği bölüm de vardı.</p>

<p>Trump pazartesi günü erken saatlerde yaptığı açıklamada BBC'yi "kelimeleri ağzıma tıktığı için" dava edeceğini söyledi.</p>

<p>Başkan, Oval Ofis'te yaptığı konuşmada, "6 Ocak'la ilgili olarak ağzıma söylemediğim korkunç kelimeler koydular ve bunlar benim söylediğim güzel kelimeler, değil mi?" dedi. "Vatanseverlikten ve söylediğim tüm iyi şeylerden bahseden güzel sözler bunlar. Bunu söylemediler ama korkunç sözler sarf ettiler."</p>

<p>Başkan'ın davası Florida'da açıldı. Davayı İngiliz mahkemelerinde açmak için tanınan süre bir yıldan fazla bir süre önce doldu.</p>

<p>Hukuk uzmanları, belgeselin ülkede gösterilmemesi nedeniyle ABD'de açılacak bir dava için olası zorlukları gündeme getirdiler.</p>

<p>Dava, ABD'de bulunanların, belgeselin de yer aldığı "Panorama" dizisi de dâhil olmak üzere BBC'nin orijinal içeriğini abonelikli yayın platformu BritBox'ı kullanarak izleyebildiklerini iddia ediyor. (euronews)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/trump-bbcye-10-milyar-dolarlik-hakaret-davasi-acti</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Dec 2025 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/12/donald-trump.webp" type="image/jpeg" length="64850"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AB, 150 euronun altındaki tüm ithal paketlere 3 euro vergi getiriyor!]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/ab-150-euronun-altindaki-tum-ithal-paketlere-3-euro-vergi-getiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/ab-150-euronun-altindaki-tum-ithal-paketlere-3-euro-vergi-getiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliği ülkeleri, 150 euronun altındaki tüm paketlere 3 euroluk vergi getirilmesi konusunda cuma günü anlaşmaya vardı. Kararın amacı, Avrupa pazarına milyarlarca düşük maliyetli ürün satan Çin merkezli e-ticaret platformları Temu ve Shein’in artan hakimiyetini sınırlamak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“E-ticaret hızla büyürken dünya da hızla değişiyor; bu nedenle aynı hızda ilerleyebilmek için doğru araçlara ihtiyacımız var,” diyen AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, kararın AB sınırları içinde adil rekabeti sağlamak için kritik önemde olduğunu söyledi.</p>

<p>1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek düzenleme, ürün başına değil paket başına uygulanacak. Bu da şu anlama geliyor: Bir müşteri üç ürünü tek bir paket içinde alırsa vergi 3 euro olacak; ürünler üç ayrı paketle gönderilirse her paket için ayrı ayrı vergi uygulanacak.</p>

<p>AB’ye giren düşük değerli e-ticaret paketlerinin sayısı son yıllarda keskin bir artış gösterdi. Avrupa Komisyonu verilerine göre sadece 2024 yılında 150 euronun altındaki 4,6 milyar euroluk ürün ithal edildi; bu da günde ortalama 12 milyon paket anlamına geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu rakam, 2023’teki 2,3 milyar euro ve 2022’deki 1,4 milyar euroya kıyasla büyük bir sıçramayı temsil ediyor.</p>

<p>Mevcut kurallar uyarınca 150 euronun altındaki ürünlerde gümrük vergisi istisnası bulunuyordu. Ancak AB, bu istisnanın kaldırılması konusunda prensipte anlaşmaya varmıştı.</p>

<p>Cuma günü alınan karar, AB’nin bu istisnayı kalıcı şekilde nasıl ortadan kaldıracağına ilişkin uzun vadeli bir çözüm bulunana kadar geçici olarak uygulanacak. (euronews)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, EKONOMİ</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/ab-150-euronun-altindaki-tum-ithal-paketlere-3-euro-vergi-getiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/temu-shein.webp" type="image/jpeg" length="99281"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kripto kralı' Do Kwon'a 40 milyar dolarlık stablecoin dolandırıcılığı nedeniyle 15 yıl hapis cezası]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/kripto-krali-do-kwona-40-milyar-dolarlik-stablecoin-dolandiriciligi-nedeniyle-15-yil-hapis-cezasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/kripto-krali-do-kwona-40-milyar-dolarlik-stablecoin-dolandiriciligi-nedeniyle-15-yil-hapis-cezasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD mahkemesi, 40 milyar dolarlık stablecoin ekosisteminin dolandırıcılıkla sürdürüldüğünü belirledi. Kripto para şirketi Terraform Labs'ın kurucu ortağı Do Kwon'a 15 yıl hapis cezası verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kripto para girişimcisi Do Kwon, hayır kurumlarını sarsan ve bazı yatırımcıları intiharın eşiğine sürükleyen 40 milyar dolar değerindeki dolandırıcılık eylemleri nedeniyle perşembe günü 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.</p>

<p>Stanford mezunu olan ve bazıları tarafından “kripto para kralı” olarak anılan Kwon, mahkemede ve telefonla bağlanan mağdurların, dolandırıcılığın hayatlarında yarattığı yıkımı anlatmasının ardından özür diledi.</p>

<p>Manhattan federal mahkemesinde tüm gün süren duruşmada Yargıç Paul A. Engelmayer, savcılığın önerdiği 12 yıllık hapis cezasını “makul olmayan derecede hafif”, savunmanın talep ettiği beş yılı ise “akıl almaz ve fahiş biçimde mantıksız” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Kwon, maksimum 25 yıl hapis cezasıyla karşı karşıyaydı.</p>

<p>Yargıç Engelmayer, sarı hapishane kıyafetiyle sanık kürsüsünde oturan Kwon’a dönerek şöyle dedi:</p>

<p>“Suçunuz, gerçek insanların gerçek parasından 40 milyar doları yok etti; bu kâğıt üzerinde bir zarar değil.”</p>

<p>Yargıç, olayı “epik, nesiller boyu hatırlanacak bir dolandırıcılık” olarak tanımladı ve Kwon’un yatırımcılar üzerinde “neredeyse mistik bir etkisi” olduğunu, geride ise hesaplanması mümkün olmayan bir “insani yıkım” bıraktığını söyledi.</p>

<p><strong>FTX ve OneCoin davalarındaki toplam zarardan fazla</strong></p>

<p>Kwon, 2018’de Singapur merkezli kurduğu Terraform Labs’ın çöküşünden kaynaklanan dolandırıcılık suçlamalarını ağustos ayında kabul etmişti. Savcılara göre bu çöküşün neden olduğu kayıplar, FTX’in kurucusu Sam Bankman-Fried ve OneCoin’in kurucu ortağı Karl Sebastian Greenwood’un dolandırıcılık vakalarındaki toplam kaybı bile aştı.</p>

<p>Yargıç Engelmayer, yaklaşık bir milyon mağdurun bulunabileceğini tahmin etti.</p>

<p>Terraform Labs, TerraUSD’yi fiyat dalgalanmalarını önlemek için genellikle sabit bir varlığa veya para birimine endekslenen bir tür “stablecoin” olarak tanıtmıştı.</p>

<p>Ancak savcılara göre bu güven temeli dışarıdan gelen nakit enjeksiyonlarına dayanıyordu ve TerraUSD değerinin 1 dolar sabitinin çok altına düşmesinin ardından sistem çöktü.</p>

<p>Çöküş, TerraUSD ve onun serbest dalgalanan kardeş para birimi Luna’ya yatırım yapanları ağır şekilde vurdu ve “kripto para piyasalarını sarsan bir krizler zincirini” tetikledi.</p>

<p>Savcılar, Kwon’un çöküşün ardından Terraform Labs’ı Singapur’da yeniden inşa etmeye çalıştığını, ardından Balkanlar’daki sahil ülkesi Karadağ’a sahte pasaportla kaçtığını söyledi.</p>

<p>Kwon, Mart 2023’te Karadağ’da gözaltına alındı ve ABD’ye iade edilmeden önce hapiste geçirdiği 17 ay hapis süresinden düşülecek.</p>

<p>Kwon, anlaşma kapsamında 19 milyon doların üzerinde bir miktarı devlete bırakmayı kabul etti. Avukatları, Kwon’un davranışlarının açgözlülükten değil, kibir ve çaresizlikten kaynaklandığını savundu.</p>

<p>Yargıç Engelmayer, Kwon’un cezasını eşi ve dört yaşındaki kızıyla birlikte yaşadığı ve ayrıca yargılandığı Güney Kore’de çekme talebini reddetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kwon, Yargıç Engelmayer’e hitaben konuşurken, “Son birkaç yılın neredeyse her uyanık anını, neyi farklı yapabileceğimi ve şimdi durumu düzeltmek için ne yapabileceğimi düşünerek geçirdim,” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mağdurları dinlemenin kendisini derinden sarstığını söyleyen Kwon, bunun “neden olduğu büyük kayıpları sadece tekrar hatırlattığını” ifade etti.</p>

<p><strong>Mağdurlar: Kayıplarımız hayatlarımızı mahvetti, hayır kurumları zarar gördü</strong></p>

<p>Telefonla bağlanan bir mağdur, TerraUSD çöküşüyle aile birikimlerinin buharlaşmasının ardından eşinin kendisinden boşandığını, oğullarının üniversiteyi bırakmak zorunda kaldığını ve yeniden Hırvatistan’a dönüp ailesiyle yaşamak zorunda kaldığını anlattı.</p>

<p>Bir başka mağdur, kayınpederini, kayınvalidesini ve yüzlerce sivil toplum kuruluşunu yatırım yapmaya ikna ettiği için “suçlulukla yaşamak zorunda” olduğunu söyledi.</p>

<p>Stanislav Trofimchuk, ailesinin yatırımının 190 bin dolardan, 13 bin dolara düştüğünü belirterek bunu “Hayatımızın 17 yılı gitti” sözleriyle aktardı ve yaşananları ise “iki haftalık saf dehşet” olarak tanımladı.</p>

<p>Mahkemede konuşan Chauncey St. John, birlikte çalıştığı bazı hayır kuruluşlarının iki milyon doların üzerinde, bir kilise grubunun ise yaklaşık 900 bin dolar kaybettiğini söyledi.</p>

<p>Kendisi ve eşi büyük bir borç yükü altında; kayınvalidesi ve kayınpederi ise planladıkları emeklilik yaşını çoktan geçmiş olmalarına rağmen çalışmak zorunda kalmış.</p>

<p>St. John, buna rağmen Kwon’u affettiğini belirterek, “Tanrı’nın ruhuna merhamet etmesi için dua ediyorum,” dedi.</p>

<p>Bir savcı, mağdurlardan gelen 300’den fazla mektuptan alıntılar okudu. Sadece baş harfleriyle tanımlanan bir kişi, faturalarını ödemeye çalışırken ve üniversite eğitimini sürdürmeye uğraşırken yaklaşık 11 bin 400 dolar kaybettiğini aktardı.</p>

<p>Bu kişi, Kwon’un Terra’yı birikimlerini koymak için güvenli bir yer gibi gösterdiğini yazdı:</p>

<p>“Bazıları için bu sadece bir sayı olabilir ama benim için yılların emeğiydi. Bir gecede yok oluşunu izlemek hayatımın en korkunç deneyimlerinden biriydi.”</p>

<p>“Yaşanan bir kaza değildi. Bir piyasa olayı değildi. Bu bir aldatmacaydı,” diye ekledi ve hâkime bu trajedinin “insani bedelini” dikkate alma çağrısı yaptı.</p>

<p>ABD savcı yardımcısı Sarah Mortazavi, Engelmayer’a verdiği ifadede Kwon’un “sistemik çöküşü gizlerken bir dayanıklılık yanılsaması yarattığını” söyledi. “Bu, kibirle, manipülasyonla ve insanları tamamen hiçe sayarak yapılmış bir dolandırıcılıktı.” (euronews)</p>

<p><!--EndFragment --></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYADAN, TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/kripto-krali-do-kwona-40-milyar-dolarlik-stablecoin-dolandiriciligi-nedeniyle-15-yil-hapis-cezasi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2025/12/do-kwon.webp" type="image/jpeg" length="34289"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü uyardı: Yapay zekâ, insan haklarını tehdit ediyor!]]></title>
      <link>https://hukukihaber.net/uluslararasi-af-orgutu-uyardi-yapay-zeka-insan-haklarini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hukukihaber.net/uluslararasi-af-orgutu-uyardi-yapay-zeka-insan-haklarini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü, yapay zekâ kaynaklı insan hakları ihlallerini araştırmak ve hesap verebilirliği sağlamak için gazetecilerden sivil toplum örgütlerine herkesin kullanabileceği kapsamlı bir kılavuz yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Af Örgütü, yapay zekâ ve algoritmik sistemlerin yol açtığı insan hakları ihlallerini araştırmak ve görünür kılmak isteyen gazeteciler, sivil toplum örgütleri, hak savunucuları, akademisyenler ve bu ihlallere maruz kalan kişilerin kullanımına açık kapsamlı bir “Algoritmik Sorumluluk” kılavuzu yayımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birçok hükümet ve şirket yapay zekânın toplumsal fayda sağladığını savunsa da kılavuz, bu teknolojilerin pratikte önyargıları derinleştirdiğini, dışlama ve hak ihlallerine zemin hazırladığını ortaya koyuyor. Rehber; sosyal güvenlik, polislik, eğitim ve sağlık hizmetleri gibi kamu alanlarında hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelen algoritmik sistemlerin yol açtığı zararların nasıl araştırılacağına dair bir “nasıl yapılır” yaklaşımı sunuyor.</p>

<p>Üç yıllık araştırma ve uluslararası işbirliklerine dayanan kılavuzda, şeffaf olmayan yapay zekâ sistemlerini incelemek için kullanılan araçlar, adımlar, pratik şemalar ve aynı zamanda kampanya, iletişim, savunuculuk ve stratejik dava yöntemleriyle değişim yaratmayı hedefleyen kapsamlı taktikler yer alıyor.</p>

<h3><strong>“KİTLESEL GÖZETİMİ KOLAYLAŞTIRIYOR, HAKLARIMIZI KISITLIYOR”</strong></h3>

<p>Uluslararası Af Örgütü Teknoloji Birimi Program Direktörü Damini Satija, yapay zekâ sistemlerinin yalnızca verimlilik iddiasıyla masumlaştırılamayacağını belirterek, bu teknolojilerin sosyal koruma hakkına zarar verdiğini, kitlesel gözetimi kolaylaştırdığını ve protesto özgürlüğü ile eşitlik ilkesini tehdit ettiğini ifade etti. Satija, kılavuzun amacının bilgiyi demokratikleştirmek ve bu sistemlerin zararlarını açığa çıkarma mücadelesine kolektif güç kazandırmak olduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>DOKUZ ÜLKEDEN ÇALIŞMA ÖRNEKLERİ KILAVUZA YÖN VERDİ</strong></h3>

<p>Rehber, Uluslararası Af Örgütü’nün Danimarka, İsveç, Sırbistan, Fransa, Birleşik Krallık, Hindistan, İşgal Altındaki Filistin Toprağı, ABD ve Hollanda’da yürüttüğü araştırmalara dayanıyor. Bu çalışmalardan biri, Danimarka’nın yapay zekâ destekli sosyal yardım sisteminin engelli bireyler, göçmenler, mülteciler ve düşük gelirli kişiler üzerinde ayrımcılık riski oluşturduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Örgütün yürüttüğü “Ban the Scan” (Gözetleme Yasaklansın) kampanyası da yüz tanıma teknolojilerinin yasaklanması çağrısını güçlendiriyor. Kampanya; İşgal Altındaki Filistin Toprağı, New York ve Haydarabad’da yapılan araştırmalara dayanarak hükümetlerin bu teknolojileri denetimsiz kullanmasının toplumsal hak ve özgürlükler açısından kritik riskler barındırdığını savunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM VE TEKNOLOJİ, DÜNYADAN, TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://hukukihaber.net/uluslararasi-af-orgutu-uyardi-yapay-zeka-insan-haklarini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Dec 2025 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hukukihabernet.teimg.com/crop/1280x720/hukukihaber-net/uploads/2023/01/yapay-zekdfa.jpg" type="image/jpeg" length="83319"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
