MAKALE

Büyükşehirlerde İlçe Kurulmasının Hukuki Çerçevesi ve Politika Analizi: Türkiye'de Yerel Yönetim Reformunun Önündeki Yapısal Bir Fırsat

Av. Ahmet Gökay DİNÇER yazdı;

Abone Ol

Büyükşehirlerde İlçe Kurulmasının Hukuki Çerçevesi ve Politika Analizi:

Türkiye'de Yerel Yönetim Reformunun Önündeki Yapısal Bir Fırsat

Legal Framework and Policy Analysis of District Formation in Metropolitan Areas: A Structural Opportunity in Turkey's Local Government Reform Agenda

ÖZ

Bu makale, Türkiye'de büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ve fiilî ilçe işlevi gören yerleşimlerin idarî statülerinin güncellenmesi meselesini hukuki, demografik ve politika analizi boyutlarıyla incelemektedir. Anayasa'nın 126. maddesi, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve 5747, 6360, 6447 sayılı düzenlemelerin oluşturduğu normatif çerçeve analiz edilerek, büyükşehir reformu süreçlerinde ilçe kurulmasının yerleşik bir araç olduğu saptanmaktadır. Çalışmada dört örnek yerleşim Ayrancılar (İzmir), Muradiye (Manisa), Kızılpınar (Tekirdağ) ve Turgutreis (Muğla)beş analitik ölçüt üzerinden değerlendirilmektedir: nüfus büyüklüğü, mekânsal ayrışma, kamu hizmeti altyapısı, ekonomik uzmanlaşma ve yönetişim baskısı. Bulgular, söz konusu yerleşimlerin ilçe kurulması için hukuken ve işlevsel olarak gerekli koşulları büyük ölçüde karşıladığını göstermektedir. Makale; merkez-çevre teorisi, ölçek ekonomileri ve çok-düzeyli yönetişim literatürü ışığında tartışmayı genişletmekte ve TBMM'ye yönelik kanun teklifi gerekçelerini yapılandırmaktadır.

ABSTRACT

This article examines the administrative reclassification of settlements functioning de facto as districts within Turkish metropolitan municipality boundaries, analysing the issue through legal, demographic and policy lenses. By mapping the normative framework constituted by Article 126 of the Constitution, Law No. 5442 on Provincial Administration, and Laws Nos. 5747, 6360 and 6447, the study establishes that district formation is an established instrument within metropolitan reform processes. Four case settlements—Ayrancılar (İzmir), Muradiye (Manisa), Kızılpınar (Tekirdağ) and Turgutreis (Muğla)are assessed against five analytical criteria: population size, spatial differentiation, public service infrastructure, economic specialisation and governance pressure. Findings indicate that these settlements largely meet the legal and functional prerequisites for district formation. The article situates the discussion within centre-periphery theory, scale economies and multi-level governance literature, and structures the rationale for legislative proposals addressed to the Grand National Assembly.

1. GİRİŞ

Türkiye'de yerel yönetim reformu, 2000'li yıllardan itibaren hem kuruluş ölçeği hem de hizmet kapasitesi bakımından köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşümün en belirgin mihenk taşları, büyükşehir belediyesi sayısını ve sınırlarını kökten yeniden belirleyen 5747 (2008), 6360 (2012) ve 6447 (2013) sayılı kanunlardır. Söz konusu düzenlemeler yalnızca mevcut idari birimlerin sınırlarını çizmekle kalmamış; aynı zamanda büyükşehir sınırları içinde onlarca yeni ilçe üretmiştir.

Ne var ki bu reformun ortaya çıkardığı yeni idari haritada önemli bir boşluk göze çarpmaktadır: büyükşehir sınırları içinde kalan bazı yerleşimler, onlarca yıllık büyüme ve uzmanlaşma sürecinin ardından nüfus, ekonomi ve kamu hizmetleri bakımından ilçe niteliğine ulaşmış; ancak idarî statüleri bir 'mahalle' ya da 'mahalle kümesi' olarak sabit kalmıştır. Bu çalışma, söz konusu boşluğu sorunlaştırmakta ve dört örnek yerleşim üzerinden çözüm önerisinin hukuki ve politika zeminini inşa etmektedir.

Makalenin temel argümanı şudur: Türkiye hukukunda ilçe kurulması salt nüfus eşiğine bağlı değildir; belirleyici ölçütler coğrafi ayrışma, ekonomik uzmanlaşma ve kamu hizmetlerinin gerekleridir. Bu çok boyutlu ölçüt seti, büyükşehir sınırları içindeki 'nitelikli yerleşimlerin' idarî yeniden yapılanma için güçlü birer dosya oluşturduğunu ortaya koymaktadır.

2. TEORİK ÇERÇEVE: ÖLÇEK, YÖNETİŞİM VE İDARİ YAPI

2.1. Merkez-Çevre Teorisi ve Alt-Merkez Olgusu

Merkez-çevre teorisi, kentsel büyümenin tek bir idari ve ekonomik odağa bağımlı kalmadığını; nüfus artışı ve ekonomik uzmanlaşmayla birlikte çevresel bölgelerin kendi 'alt-merkez' özelliklerini kazandığını ileri sürer (Friedmann, 1966; Soja, 1989). Türkiye bağlamında bu teori, büyükşehir reformlarının ardından yeni işlevsel merkezler olarak öne çıkan ve mevcut idari sınırların gerisinde kalan yerleşimlerin analizinde doğrudan uygulanabilir bir çerçeve sunar.

Büyükşehirlerde alt-merkezleşme süreci; barınma, istihdam ve hizmet talebinin belirli düğüm noktalarında yoğunlaşmasıyla kendiliğinden gelişir. Bu düğüm noktaları, zamanla kendi kamusal altyapılarını, ticaret ağlarını ve topluluk pratiklerini üretir. Ayrancılar, Muradiye, Kızılpınar ve Turgutreis bu sürecin somut örnekleridir.

2.2. Ölçek Ekonomileri ve İdari Verimlilik

Yerel yönetim literatüründe ölçek ekonomileri tartışması, optimum belediye büyüklüğünün ne olduğu sorusu etrafında döner. Tiebout (1956) modelinden günümüz çok-düzeyli yönetişim (multi-level governance) yaklaşımlarına uzanan geniş bir yelpazede genel kabul gören öneri şudur: hizmet sunumu, talebin yoğunlaştığı coğrafi birimlerle örtüşen idari birimler aracılığıyla en verimli biçimde gerçekleştirilir.

Türkiye'deki büyükşehir deneyimi, bu önermeyi doğrulamaktadır: 6360 ile il sınırına taşınan büyükşehir belediyesi alanları, yeni kurulan ilçe yapılarıyla birlikte daha etkin hizmet planlaması imkânı yaratmıştır. Bununla birlikte, nüfus artışı mahalle ölçeğini aşan bazı yerleşimlerde tersine bir ölçeksizlik sorunu ortaya çıkmıştır: hizmet birimi çok küçük, sorumluluk alanı ise orantısız biçimde büyüktür.

2.3. Çok-Düzeyli Yönetişim ve Subsidiarite İlkesi

Avrupa Konseyi'nin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nda somutlaşan subsidiarite ilkesi, kamu hizmetlerinin vatandaşa en yakın ve hizmeti en etkin sunabilecek yönetim kademesine bırakılmasını öngörür. Türkiye bu şartı 1988'de imzalamış, 1991'de TBMM'de onaylamıştır. Bu çerçevede, fiilî ilçe niteliğine ulaşmış yerleşimlerin idarî statüsünün güncellenmemesi, subsidiarite ilkesiyle doğrudan çelişmektedir.

3. HUKUKİ ÇERÇEVE: ANAYASA, KANUN VE EMSAL

3.1. Anayasal Dayanak: Madde 126

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 126. maddesi, idarî bölünmenin üç temel ölçütle gerçekleştirileceğini açıkça hükme bağlamıştır: coğrafi durum, ekonomik şartlar ve kamu hizmetlerinin gerekleri. Bu üçlü ölçüt, ilçe kurulmasının nüfus eşiğine dayalı mekanik bir hesaplamanın ötesinde bütünleşik bir değerlendirme gerektirdiğini anayasal düzeyde tescillemektedir.

Madde 126'nın sistematik yorumu, ilçe kurulmasında kanun koyucuya geniş bir takdir marjı tanıdığını ortaya koymaktadır. Sabit bir nüfus eşiğinin yokluğu, bu durumu teyit eder niteliktedir. Dolayısıyla analitik görev; hangi yerleşimlerin söz konusu üç ölçütü karşıladığını göstermek ve bu doğrultuda kanun koyucuya olgusal zemin sunmaktır.

3.2. 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 2. maddesi, ilçe kurulmasının ve bağlılık değişikliğinin münhasıran kanunla mümkün olduğunu hükme bağlamaktadır. İçişleri Bakanlığı'nın İl İdaresi ve Mülki Bölümler birimlerinin bu başvuruları işleyerek kanun taslağı hazırladığı bilinmektedir. Bu süreç, belediye meclisi kararının değil; teknik dosya + TBMM kanunu zincirinin belirleyici olduğunu göstermektedir.

5442'nin 2. maddesi kapsamındaki işlem; İçişleri Bakanlığı'nın coğrafi, demografik ve hizmet verilerini derlediği teknik bir ön inceleme, ardından Bakanlar Kurulu (ya da günümüzde Cumhurbaşkanlığı) düzeyinde değerlendirme ve son olarak TBMM'de kanunlaşma aşamalarından oluşmaktadır.

3.3. 5393 Sayılı Belediye Kanunu'ndaki Nüfus Eşiği

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 4. maddesi, belediye kurulabilmesi için 5.000 nüfus eşiği öngörmektedir. Bu eşik, zaman zaman ilçe kurulması için de bir ölçüt olarak yanlış biçimde aktarılmaktadır. Oysa 5393'teki eşik münhasıran belediye kurulmasına ilişkindir; ilçe kurulmasını doğrudan düzenleyen bir kural değildir. İlçe kurulması Anayasa 126 ve 5442/2 zinciriyle gerçekleştiğinden, 5393'teki 5.000 eşiği ancak dolaylı bir referans değeri olarak okunabilir.

3.4. Emsal Kanunlar: 5747, 6360 ve 6447

Büyükşehir reformları içinde yeni ilçe teşekkülünün üç somut emsali mevcuttur:

– 5747 sayılı Kanun (2008): büyükşehir sınırları içinde doğrudan yeni ilçe kurulmasını düzenlemiş; mevcut belediye sınırlarını aşan büyüme alanlarına idari yanıt üretmiştir.

– 6360 sayılı Kanun (2012): on dört yeni büyükşehir kurulurken eş zamanlı olarak yirmi yedi yeni ilçe oluşturmuştur. Kapaklı ve Payas bu kanunla ilçe statüsü kazanan yerleşimlerin başında gelmektedir.

– 6447 sayılı Kanun (2013): Efeler örneğinde görüldüğü üzere merkez ilçelerin yeniden düzenlenmesini mümkün kılmıştır.

Bu üç kanun, büyükşehir reformlarının ilçe yapısını dinamik biçimde yeniden kurmanın meşru bir aracı olduğunu yerleşik hale getirmiştir. Dolayısıyla yeni ilçe kurulması, istisnai değil; aksine kurumsallaşmış bir idarî araçtır.

4. ANALİTİK ÇERÇEVE: BEŞ ÖLÇÜTLÜ DEĞERLENDİRME MODELİ

Anayasa 126, 5442/2 ve emsal kanun uygulamalarından türetilen aşağıdaki beş analitik ölçüt, hem bu makalede hem de politika sürecinde kullanılabilecek bütünleşik bir değerlendirme çerçevesi sunmaktadır:

Ölçüt

Göstergeler

Ağırlık

O1. Nüfus / Büyüklük

5393 sk. kapsamındaki belediye eşiğinin katları; büyükşehir bağlamında anlamlı eşik ~30.000+

%20

O2. Mekânsal Ayrışma

Ana ilçe merkezine km cinsinden mesafe; bağımsız yerleşim dokusunun varlığı

%20

O3. Hizmet Altyapısı

Bağımsız sağlık birimi, okul kapasitesi, teknik altyapı yatırımı yoğunluğu

%25

O4. Ekonomik Uzmanlaşma

OSB, turizm bölgesi veya tarım havzasındaki işlevsel rol; özel istihdam profili

%20

O5. Yönetişim Baskısı

İdari parçalanma (mahalle bölünmesi), belediye yatırım yığılması, hizmet talep yoğunluğu

%15

Bu modelin normatif kökü Anayasa 126'daki üçlü ölçüttür; ağırlıklandırma ise emsal uygulama pratiğinden ve yerel yönetim etkinliği literatüründen türetilmiştir. Model; yasama sürecinde teknik dosya hazırlanmasında, akademik çalışmalarda karşılaştırmalı vaka analizinde ve sivil toplum savunuculuk süreçlerinde kullanılabilecek esnek bir çerçeve olarak tasarlanmıştır.

5. ÖRNEK VAKALAR: BULGULAR VE DEĞERLENDİRME

5.1. Ayrancılar (İzmir – Torbalı)

Ayrancılar, İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde Torbalı ilçesine bağlı bir mahalledir. İzmir Büyükşehir'in plan belgelerinde 'Ayrancılar Yerleşimi' ayrı bir planlama başlığı altında ele alınmakta; Ayrancılar, Fevzi Çakmak, İnönü ve İstiklal mahallelerinden oluşan çekirdeğin nüfusu plan kararlarında 53.401 olarak verilmekte, öneri plan nüfusu ise 81.363'e ulaşmaktadır. Torbalı Belediyesi ise yerleşimi yaklaşık 60 bin nüfuslu, 'adeta bir şehir' ölçeğinde tanımlamaktadır.

O1 (Nüfus): Belediye ve büyükşehir belgelerindeki veriler 53-81 bin bandına işaret etmektedir; büyükşehir bağlamındaki anlamlı eşiğin belirgin biçimde üzerindedir. O2 (Mekânsal Ayrışma): Torbalı İstasyonu'na yaklaşık 9,5 km mesafe, bağımsız bir yerleşim dokusu üretmiştir. O3 (Hizmet Altyapısı): Belediye hizmet binası, kapalı pazar yeri, atıksu arıtma tesisi ve kapsamlı yol yatırımları mevcuttur. O4 (Ekonomik Uzmanlaşma): Sanayi ile tarımsal üretimin iç içe geçtiği hibrit bir ekonomik yapı gözlemlenmektedir. O5 (Yönetişim Baskısı): Plan hiyerarşisinde müstakil kentsel odak olarak işlenmesi, belediyenin ayrı hizmet noktası kurmuş olması.

Bulgular, Ayrancılar'ın Anayasa 126 ve 5442/2 testini güçlü biçimde karşıladığını göstermektedir. Mevcut idarî statünün yetersizliği, yalnız hizmet kalitesini değil; plan kararlılığını ve yatırım verimliliğini de olumsuz etkilemektedir.

5.2. Muradiye (Manisa – Yunusemre)

Manisa Büyükşehir Belediyesi açık veri dosyasında 41.361 nüfusla kayıtlı olan Muradiye'nin 2025 yılındaki yerel yönetim beyanlarına göre 57 bin kişiye ulaştığı ifade edilmektedir. Manisa merkeze 20 km mesafede konumlanmış olan yerleşim, Yunusemre Belediyesi'nin kurduğu ek hizmet binası, YEGEM şubesi, sağlık ocağı ve sosyal tesisin yanı sıra Muradiye Organize Sanayi Bölgesi ile entegrasyon sayesinde güçlü bir ekonomik kimlik kazanmıştır.

Muradiye vakasının en çarpıcı boyutu, yerel yönetim belgelerindeki açık itiraftır: 2025 yılındaki resmî halk buluşmasında belediye başkanı, mevcut altyapının çok daha küçük bir nüfus için kurulduğunu ve büyük çaplı yenileme gerektirdiğini ifade etmiştir. Bu beyan, mevcut idarî yapının işlevsizleştiğinin bizzat yerel yönetim tarafından tescillenmesi anlamına gelmektedir.

5.3. Kızılpınar (Tekirdağ – Çerkezköy)

Kızılpınar, Çerkezköy ilçesine bağlı üç mahalle kümesinden oluşmaktadır: Kızılpınar Atatürk (27.560), Kızılpınar Gültepe (18.621) ve Kızılpınar Namık Kemal. Bir yerleşimin aynı idari isim altında üç mahalleye bölünmüş olması, tek başına yönetişim baskısının boyutunu ortaya koymaktadır. Çerkezköy Belediyesi ilçeyi Türkiye'nin en büyük sanayi merkezlerinden biri olarak tanımlamakta; Kızılpınar bu sanayi havzasının başlıca büyüme cephesini oluşturmaktadır.

Kızılpınar vakasının ayırt edici özelliği, ilçe kurulması gerekçesinin coğrafi uzaklıktan çok işlevsel aşırı büyüme ve idari parçalanmaya dayanmasıdır. Belediye belgelerinde anılan 78-85 km kanalizasyon, 4-5 km yağmursuyu hattı ve aydınlatma yatırımları, tek bir yerleşim için olağandışı bir altyapı yükünü temsil etmektedir.

5.4. Turgutreis (Muğla – Bodrum)

Turgutreis, kalıcı nüfusu yaklaşık 35 bin olan ancak yaz aylarında 350-400 bin kişilik hizmet yükü taşıyan bir kıyı yerleşimidir. Bodrum'un çok-merkezli yapısı içinde batı yarımadasının fiilî hizmet merkezi konumundadır. Bodrum Belediyesi'nin plan kararlarında Turgutreis, çevre mahalleleriyle birlikte ayrı bir planlama kümesi olarak ele alınmaktadır.

Turgutreis vakasının literatürdeki karşılığı, 'sezonluk kentler' (seasonal cities) üzerine gelişen çalışmalarda bulunabilir. Bu yerleşimler; yılın belirli dönemlerinde kalıcı nüfusun çok üzerinde bir yük taşımaları nedeniyle sürekli eksik kapasite ya da aşırı yük ikilemine mahkûmdur. İlçe statüsü, bu sorunun yapısal çözümü için gerekli, ancak tek başına yeterli olmayan bir adımdır.

6. TARTIŞMA: REFORMUN ÖNÜNDEKİ ENGELLER VE FIRSATLAR

6.1. Karşı Argümanlar ve Yanıtları

İlçe kurulmasına yönelik en yaygın karşı argümanlar şu başlıklar altında toplanabilir:

a) Mali yük iddiası

Yeni bir ilçenin kurulması; yeni belediye, muhtarlık ve taşra teşkilatı anlamına geldiğinden kısa vadede malî yük yaratacağı ileri sürülmektedir. Bu iddiaya karşı şu yanıt verilebilir: büyükşehir reformlarının uzun dönem deneyimi, ölçek artışının hizmet birim maliyetlerini düşürdüğünü göstermektedir. Üstelik hizmet yükü zaten mevcut ilçe belediyesindedir; bu yükün yeni bir birime devredilmesi, toplam kamu harcamasını artırmak yerine dağıtmaktadır.

b) Siyasi parçalanma riski

İlçe sayısının artmasının siyasi koordinasyonu güçleştireceği kaygısı da dile getirilmektedir. Ne var ki 6360 sonrasında otuz büyükşehir belediyesi içinde yüzlerce ilçenin eş güdüm içinde çalıştığı görülmektedir; koordinasyon sorunu, ilçe sayısından değil kurumsal tasarım zayıflığından kaynaklanmaktadır.

c) fus eşiği sorunu

Turgutreis gibi örneklerde kalıcı nüfusun 'düşük' kalması, zaman zaman ilçe kurulmasına gerekçe oluşturmadığı biçiminde yorumlanmaktadır. Anayasa 126'nın üçlü ölçütü; bu dar yorumu hukuki olarak geçersiz kılmaktadır. 'Kamu hizmetlerinin gerekleri' ölçütü açısından mevsimlik nüfus baskısı, kalıcı nüfus kadar —hatta bazı bağlamlarda daha fazla—belirleyicidir.

6.2. Karşılaştırmalı Perspektif: Avrupa Deneyimi

Avrupa'nın büyükşehir reformları incelendiğinde benzer sorunların farklı araçlarla çözüldüğü görülmektedir. İspanya'nın Barselona modeli, İtalya'nın città metropolitana düzenlemesi ve Fransa'nın métropole yapısı; büyükşehir ölçeğinde katmanlı ve işlevsel bir idarî mimari kurma yolunda köklü deneyimler sunmaktadır. Bu karşılaştırmalı perspektif, Türkiye'deki tartışmayı salt teknik bir mesele olmaktan çıkarmakta ve uluslararası yerel yönetim reform gündemine bağlamaktadır.

7. SONUÇ

Bu makale; Türkiye'de büyükşehir sınırları içindeki nitelikli yerleşimlerin ilçe statüsüne yükseltilmesini hem hukuken mümkün hem de politika açısından gerekli gösteren çok boyutlu bir analiz sunmuştur. Temel bulgular şu başlıklar altında özetlenebilir:

– Türkiye hukukunda ilçe kurulması için sabit bir nüfus eşiği mevcut değildir; belirleyici ölçütler Anayasa 126'da tanımlanmıştır.

– 5747, 6360 ve 6447 sayılı kanunlar, büyükşehir reformları içinde yeni ilçe yaratılmasının yerleşik bir araç olduğunu göstermektedir.

– Ayrancılar ve Muradiye, beş analitik ölçütün dördünü ya da beşini karşılayan güçlü adaylardır.

– Kızılpınar, yönetişim baskısı ve idari parçalanma açısından kayda değer bir dosya sunmaktadır.

– Turgutreis, sezonluk hizmet yükü ve yarımada hinterlandı ekseninden kurulacak özel bir gerekçeyle güçlü bir adaydır.

Politika yapıcılara yönelik başlıca öneriler şunlardır:

– İçişleri Bakanlığı, Anayasa 126 kapsamında standart bir 'nitelikli yerleşim teknik dosyası' formatı geliştirmeli; bu format, belediye veya büyükşehir taleplerini İçişleri kanalına iletecek yolu netleştirmelidir.

– TBMM İçişleri Komisyonu, öncelikli olarak Ayrancılar ve Muradiye dosyalarını gündemine alarak görüşme başlatmalıdır.

– Kızılpınar için Çerkezköy ve Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin üç mahalleyi kapsayan güncel bütünleşik nüfus-hinterland dosyasını tamamlaması beklenmelidir.

– Turgutreis dosyası, sezonluk hizmet yükü verisini içeren özel bir metodolojik çerçeveyle hazırlanmalıdır.

Büyükşehir reformu; yalnız sınır çizmek değil, değişen kentsel gerçekliğe karşılık verebilen dinamik bir idarî yapı kurmak anlamına gelir. Bu makale, söz konusu yapının güncellenmesi için güçlü bir normatif ve analitik gerekçenin mevcut olduğunu ortaya koymaktadır.

Yasalar, fiili durumun düzenlenmesini ve kaosun engellenmesini sağlar. İdare yasaları açısından ise idari kaosun ortadan kaldırılması ve defacto (fiili) ilçelerin hukuki statüye kavuşturulması elzemdir. Aksi taktirde, büyükşehirlerdeki idari kaos devam eder; fiilen ilçe haline gelen bölgeler gettolaşmaya ve daha büyük problemler oluşturmaya başlarlar.

Av. Ahmet Gökay DİNÇER

KAYNAKÇA

Avrupa Konseyi (1985). Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı. Avrupa Antlaşmaları Serisi No. 122, Strasbourg.

Çiçek, R. ve Gül, H. (2016). Türkiye'de büyükşehir belediyesi reformları ve 6360 sayılı Kanun: Eleştirel bir değerlendirme. Çağdaş Yerel Yönetimler Dergisi, 25(3), 1-24.

Friedmann, J. (1966). Regional Development Policy: A Case Study of Venezuela. MIT Press. ler, B. A. (2012). Yeni düzende yerel yönetimler 6360 sayılı yasa. TODAIE Yayınları.

İçişleri Bakanlığı (2024). İl İdaresi ve Mülki Bölümler Birimi İşleyiş Esasları. Ankara.

Manisa Büyükşehir Belediyesi (2024). Mahalle Bazında Nüfus Verisi Açık Veri Dosyası. [Çevrimiçi] https://acikveri.manisa.bel.tr.

Soja, E. W. (1989). Postmodern Geographies: The Reassertion of Space in Critical Social Theory. Verso.

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi (2023). CBS Plan Belgesi – Kızılpınar. [Çevrimiçi] https:// www.tekirdag.bel.tr.

Tiebout, C. M. (1956). A Pure Theory of Local Expenditures. Journal of Political Economy, 64(5), 416-424.

Torbalı Belediyesi (2024). Ayrancılar Hizmet Bilgileri. [Çevrimiçi] https://www.torbali.bel.tr.

TÜİK (2025). Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2025 Sonuçları. [Çevrimiçi] https://data.tuik.gov.tr. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (1982). Madde 126 – İdarenin Kuruluşu.

5393 Sayılı Belediye Kanunu (2005). Resmi Gazete, 13 Temmuz 2005, Sayı: 25874.

5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu (1949). Resmi Gazete, 18 Haziran 1949, Sayı: 7236.

5747 Sayılı Kanun (2008). Büyükşehir Belediye Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun.

6360 Sayılı Kanun (2012). On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.

6447 Sayılı Kanun (2013). 6360 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun.

Yunusemre Belediyesi (2025). Muradiye'nin Sorunları El Birliği ile Çözülecek. [Çevrimiçi] https:// www.yunusemre.bel.tr.